7. Hukuk Dairesi, ortaklığın giderilmesi davalarında tüm mirasçıların davaya dahil edilmesini ve ev gibi yapıların değerinin arsadan ayrı hesaplanmasını zorunlu kıldı Hollanda, Belçika ve Almanya’da yaşayıp Türkiye’de hisseli mülkü bulunan binlerce vatandaşı doğrudan etkiliyor
ANKARA
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Türkiye’de hisseli taşınmazı bulunan ve bu taşınmazların satış yoluyla paylaşıldığı “ortaklığın giderilmesi” (izale-i şüyu) davalarında emsal nitelikte bir karara imza attı. Karar, özellikle mülk sahibi akrabaları Türkiye’de bulunan ancak kendileri Hollanda, Belçika veya Almanya’da yaşayan vatandaşları yakından ilgilendiriyor.
DAVA NASIL BAŞLADI
Malatya’nın Darende ilçesinde, 135 ada 9 parsel sayılı taşınmazla ilgili açılan davada davacı İsmet Ateş, bazı hissedarların bilgisi ve rızasıyla arazi üzerine bir yayla evi yaptığını belirterek ortaklığın giderilmesini talep etti. Darende Sulh Hukuk Mahkemesi, taşınmazın açık artırmayla satılmasına ve gelirin hisseler oranında paylaştırılmasına, evin bedeli olarak belirlenen 51 bin 920 liranın ise Ateş’e ödenmesine karar verdi.
Ne var ki dava sürecinde vefat eden hissedar Oya Kılıç’ın mirasçıları davaya dahil edilmedi, taşınmazda yeniden keşif yapılmadı ve güncel bir bilirkişi raporu alınmadı. Adalet Bakanlığı, bu eksiklikler nedeniyle dosyayı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesi uyarınca “kanun yararına temyiz” yoluna taşıdı.
YARGITAY: TÜM MİRASÇILAR DAVADA YER ALMALI
3 Haziran 2026 tarihinde oy birliğiyle karara bağlanan dosyada (2026/2699 Esas, 2026/2910 Karar) Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ortaklığın giderilmesi davalarında tüm paydaşların, bir paydaşın vefatı halinde ise onun mirasçılarının eksiksiz biçimde davaya dahil edilmesinin yasal zorunluluk olduğunu vurguladı. Daire, bu şart yerine getirilmeden, taşınmazda yeniden keşif yapılmadan ve güncel bilirkişi incelemesi alınmadan verilen yerel mahkeme kararını eksik araştırmaya dayandığı gerekçesiyle bozdu.
EV VE ARSA DEĞERİ ARTIK AYRI HESAPLANACAK
Kararın bir diğer önemli boyutu, taşınmaz üzerindeki ev, ağaç veya benzeri yapıların akıbetiyle ilgili. Yargıtay’a göre bu tür yapılar taşınmazla birlikte satılabilir, ancak satış bedeli içindeki payları arsadan bağımsız olarak ayrıca belirlenmek zorunda. Buna göre önce arsanın ve üzerindeki yapının değerleri ayrı ayrı tespit edilecek, ardından toplam satış bedeli bu oranlara göre bölüştürülecek. Yapının bedeli, o yapıyı inşa eden veya hak sahibi olan paydaşa verilirken, geri kalan tutar diğer paydaşlara hisseleri oranında dağıtılacak.
YURT DIŞINDAKİ MİRASÇILAR İÇİN NEDEN ÖNEMLİ
Hollanda, Belçika ve Almanya’da yaşayan çok sayıda Türk vatandaşının Türkiye’de köyünde veya memleketinde hâlâ hisseli arsası, tarlası ya da ailesinden kalma evi bulunuyor. Bu tür mülkler genellikle birden fazla mirasçı arasında paylaşılamadığı için mahkeme yoluyla satılıyor. Yargıtay’ın bu kararı, yurt dışında yaşadığı için sürece uzak kalan ve bazen davadan haberi bile olmayan mirasçıların, salt tebligat eksikliği yüzünden haklarını kaybetmesinin önüne geçmeyi amaçlıyor. Aynı şekilde, aile büyüklerinin yıllar önce inşa ettiği evin değeri artık çıplak arazi fiyatına karıştırılmayacak; bu da özellikle “evi ben yaptım” diyen ama yurt dışında yaşadığı için ispat sürecini takip etmekte zorlanan hak sahipleri için önemli bir güvence oluşturuyor.
Hukukçular, yurt dışında yaşayan mirasçıların Türkiye’deki dava sürecine bizzat katılma zorunluluğu olmadığını hatırlatıyor. Türk konsolosluklarından veya bulunulan ülkedeki noterlerden apostilli vekaletname düzenlenerek Türkiye’deki bir avukata yetki verilmesi, sürecin uzaktan takip edilebilmesi için yeterli. Vekaletnamenin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini açıkça içermesi ve dava açma/takip yetkisini kapsaması gerekiyor.
Nhaber.nl



