BELÇİKA – Belçika’nın Anvers eyaletine bağlı Schelle belediyesinde bir caminin nefret içerikli saldırının hedefi olması, ülkede yaşayan Müslüman toplumunda tepkiye neden oldu. Caminin duvarlarına gamalı haç çizildi, nefret içerikli yazılar yazıldı ve ibadethaneye dışkı atıldı.
Yaklaşık 8 bin kişinin yaşadığı Schelle’de meydana gelen olay, özellikle Avrupa’da yaşayan Türkler ve Müslüman toplum açısından ibadethanelerin güvenliği ve nefret söylemlerinin toplumsal etkileri konusunu yeniden gündeme taşıdı.
CAMİYE GAMALI HAÇ VE NEFRET YAZILARI
Saldırıda caminin dış duvarlarının gamalı haç ve nefret içerikli ifadelerle hedef alındığı, ayrıca ibadethaneye dışkı atıldığı bildirildi.
Gamalı haç sembolünün kullanılması, olayın sıradan bir vandalizm vakası olmaktan öte, dini ve toplumsal kimliği hedef alan bir saldırı olarak değerlendirilmesine yol açtı.
Müslüman toplumundan yapılan değerlendirmelerde, ibadethanelere yönelik saldırıların hangi gerekçeyle olursa olsun kabul edilemez olduğu vurgulandı.
AVRUPA’DA YAŞAYAN TÜRKLER İÇİN DE DİKKAT ÇEKİCİ
Belçika başta olmak üzere Almanya, Hollanda, Fransa ve Avusturya gibi ülkelerde milyonlarca Türk ve Müslüman yaşıyor. Cami ve İslam merkezleri ise yalnızca ibadet edilen yerler değil; aynı zamanda Türk ve Müslüman toplumunun sosyal, kültürel ve dayanışma merkezleri olarak da faaliyet gösteriyor.
Bu nedenle bir caminin hedef alınması, yalnızca o bölgede yaşayan Müslümanları değil, Avrupa genelindeki Türk toplumunu da yakından ilgilendiriyor.
Avrupa’daki Türk kuruluşları, geçmişte farklı ülkelerde camilere yönelik tehdit, kundaklama, duvar yazıları ve diğer saldırılar karşısında güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulunmuştu.
SİYASİ SÖYLEMLER DE YENİDEN TARTIŞILIYOR
Schelle’deki saldırının ardından Belçika’da İslam ve göç karşıtı siyasi söylemler de yeniden tartışma konusu oldu.
Özellikle Anvers’te uzun yıllardır aktif siyaset yapan Vlaams Belang siyasetçisi Filip Dewinter’ın İslam, göç ve Müslüman toplumuyla ilgili geçmişte yaptığı sert açıklamalar sosyal medyada yeniden gündeme getirildi.
Dewinter, Belçika’daki siyasi kariyeri boyunca İslam ve göç konusunda sert politikaları savunan açıklamalarıyla biliniyor. Müslümanların Belçika toplumundaki konumu, İslami semboller ve Anvers’in değişen demografik yapısı üzerine yaptığı açıklamalar daha önce de tartışmalara neden olmuştu.
Ancak Schelle’deki saldırının belirli bir siyasi açıklamanın doğrudan sonucu olduğunu gösteren kesin bir delil bulunmadığı sürece, olay ile siyasi söylemler arasında doğrudan nedensellik kurmak mümkün değil.
Buna karşın saldırı, siyasi söylemlerin toplumsal gerilim üzerindeki etkisi konusunda yeni bir tartışma başlattı.
“NEFRET SÖYLEMİ NORMALLEŞTİRİLMEMELİ”
Avrupa’daki Türk ve Müslüman toplumunun temel taleplerinden biri ise nefret söylemi ile nefret suçlarının birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi.
Göç, entegrasyon, din ve laiklik gibi konuların demokratik toplumlarda özgürce tartışılabileceği belirtilirken, belirli bir dini veya etnik topluluğun topluca hedef gösterilmesinin toplumsal barış açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekiliyor.
Özellikle camiler, sinagoglar, kiliseler ve diğer ibadethanelere yönelik saldırıların yalnızca ilgili topluluğun değil, demokratik toplumun tamamının güvenlik sorunu olarak görülmesi gerektiği vurgulanıyor.
“NEFRETİN DİNİ VE MİLLETİ OLMAZ”
Schelle’de yaşanan olay, Avrupa’daki birlikte yaşama kültürü açısından da önemli bir sınav olarak değerlendiriliyor.
Müslümanlara yönelik nefretin yanı sıra Yahudilere, Hristiyanlara veya herhangi bir dini ya da etnik gruba yönelik saldırıların aynı kararlılıkla kınanması gerektiği belirtiliyor.
Avrupa’da yaşayan Türkler açısından verilen mesaj ise açık:
Bir caminin hedef alınması yalnızca Müslümanların sorunu değildir. İbadet özgürlüğü ve toplumsal barış, Avrupa’da yaşayan herkesin ortak değeridir.
Saldırının faillerinin belirlenmesi ve olayın hukuki boyutunun ortaya çıkarılması beklenirken, Belçika’daki Müslüman toplum güvenlik önlemlerinin artırılması ve nefret suçlarına karşı daha etkin mücadele edilmesi çağrısında bulunuyor.
Schelle’de yaşanan olay, Avrupa’daki Türk ve Müslüman toplumunun karşı karşıya olduğu güvenlik ve toplumsal uyum tartışmalarının yalnızca seçim dönemlerinde değil, her zaman gündemde tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Nhaber.nl



