Rotterdam limanı üzerinden Avrupa’ya giren “İsrail malı” etiketli hurmaların büyük bölümünün aslında işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim bölgelerinden geldiği ortaya çıktı. Hollanda hükümeti ithalat yasağını devreye sokarken, Avrupa Birliği düzeyinde ortak bir adım hâlâ bekleniyor.
LAHEY – Hollanda, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşim bölgelerinden gelen ürünlere yönelik ticaret yasağını yürürlüğe koyma sürecini hızlandırıyor. Başbakan Jetten liderliğindeki kabine, 22 Mayıs’ta aldığı kararla yalnızca ithalatı değil, bu ürünlerin transit ticaretini de kapsayan geniş bir yasağı onayladı. Düzenlemenin Golan Tepeleri’nden gelen ürünleri de kapsaması ve yurt dışındaki Hollanda şirketleri için de geçerli olması bekleniyor.
Hurma Skandalının Perde Arkası
Konuyu gündeme taşıyan asıl gelişme, Global Echo adlı araştırma kuruluşunun hazırladığı ve NRC gazetesinde yayımlanan bir raporla ortaya çıktı. Rapora göre, AB’ye gönderilen yasa dışı yerleşim bölgesi kaynaklı ürün sevkiyatlarının yüzde 38’i Hollanda üzerinden giriş yapıyor ya da nihai varış noktası olarak Hollanda’yı gösteriyor. Bu sevkiyatların toplam değeri yalnızca Hollanda için 14,8 milyon avroyu buluyor.
Rotterdam Limanı, Avrupa’nın en büyük transit limanı olması nedeniyle bu ticaretin merkez üssü konumunda. Sevkiyatların büyük çoğunluğunu işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim bölgelerinde yetiştirilen hurmalar oluşturuyor. Üreticiler, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması kapsamındaki vergi avantajlarından yararlanabilmek için plantasyonlarının İsrail sınırları içinde olduğunu iddia ediyor ya da yasa dışı bölgelerden gelen hurmaları standart üretimle karıştırıp “İsrail malı” olarak pazarlıyor.
Raporda, Hollanda’ya yönelik en büyük hurma ithalatçısı olarak NaturesMarkt şirketi öne çıkarılıyor. Şirketin bağlı olduğu Medjool Plus’ın ise yasa dışı yerleşim bölgelerinden hurma ihraç eden en büyük İsrailli firma olduğu belirtiliyor. Medjool Plus, Avrupa veya Hollanda mevzuatını ihlal ettiği iddialarını reddederken, NaturesMarkt bulgulara ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.
Uluslararası Adalet Divanı Kararı Zemin Hazırladı
Hollanda hükümetinin attığı adım, Uluslararası Adalet Divanı’nın Filistin topraklarındaki İsrail işgalinin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki kararının ardından geldi. Dışişleri Bakanı Berendsen ve Dış Ticaret Bakanı Sjoerdsma, Meclis’e gönderdikleri yazıda yerleşim bölgelerinin genişlemesi ve yerleşimcilerin aşırı şiddetine ilişkin “büyük endişelerini” dile getirdi.
İki bakan, iki devletli çözümün giderek uzaklaştığı bir tabloya işaret ediyor.
Basın toplantısında konuşan Başbakan Jetten, “Hollanda toplumu olarak ekonomik faaliyetlerimizle hukuka aykırı bir işgale ve yasa dışı yerleşim bölgelerinin sürdürülmesine katkıda bulunmak istemiyoruz” ifadelerini kullandı. Yasağın üç yıl sürmesi planlanıyor; ancak bakanlar, denetim ve uygulama noktasında sınırlarla karşılaşılabileceğini de kabul ediyor.
Sivil Toplum: “İyi Bir Adım, Ama Yetersiz”
Barış örgütü PAX, uzun süredir savunduğu bu adımın atılmasından memnuniyet duyduğunu açıkladı. Örgüt, geçen yıl bir önceki hükümet döneminde alınan kararın sekiz ay sonra ancak hayata geçirildiğini hatırlatarak, yasağın yalnızca mal ticaretiyle sınırlı kalmaması, hizmet ticaretini ve yerleşim bölgelerinin sürdürülmesine katkı sağlayan yatırımları da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini vurguladı. PAX’ın yıllık raporuna göre Hollandalı bankalar, sigorta şirketleri ve emeklilik fonlarının işgal ve yerleşim faaliyetleriyle bağlantılı şirketlere toplam 78 milyar dolar tutarında yatırımı bulunuyor.
Brüksel’den Tam Destek Gelmiyor
Hollanda ulusal düzeyde adım atarken, AB genelinde ortak bir yaptırım konusunda üye devletler arasında görüş birliği sağlanamıyor. Birlik içinde tartışılan seçenekler arasında yerleşim bölgesi kaynaklı ürünlerin ancak açık izinle ithal edilebilmesi ya da gümrük vergilerinin bu ürünleri pratikte satın alınamaz hale getirecek şekilde artırılması yer alıyor. Ancak Avrupa Komisyonu’nun bu konuda isteksiz davrandığı, diplomatik kaynaklarca dile getiriliyor.
27 Ekim’de yapılacak İsrail seçimleri öncesinde AB düzeyinde ticareti kısıtlayıcı herhangi bir adımın atılması beklenmiyor; zira böyle bir hamlenin seçim döneminde İsrail’de sağ partilerin ekmeğine yağ süreceği değerlendiriliyor. Hollanda ise ticareti sınırlayıcı önlemlerden yana tavır alan ülkeler arasında yer alıyor.
Bir Hollandalı diplomat, “Amacımız İsrail ile ticareti hedef almak değil; ticaret politikamızın bütünlüğünü korumak istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Nhaber.nl



