Hollanda’da yaşayan Ökkeş Yıldırım, kişisel yaşam öyküsünü sevgi, insanlık, saygı ve dayanışma temalarıyla buluşturduğu kitabında, önyargılara karşı insanı merkeze alan bir mesaj veriyor.
Ökkeş Yıldırım’ın 2020 yılında kısa notlarla başlayan yazma yolculuğu, zamanla kitaplara dönüştü. İlk kitabını Türkçe kaleme alan Yıldırım, ikinci kitabıyla bu kez sevgi ve göç kavramlarını bir araya getirerek daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefledi.
Yıldırım, kaleme aldığı yazıda kitabın yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını, hayatın zorluklarına rağmen insan kalabilmenin ve sevgiyi koruyabilmenin hikâyesini anlattığını belirtiyor.
Hayallerine inanan insanlardan destek gördü
Kitabının hazırlık sürecinde kendisine destek veren isimlerin önemine değinen Yıldırım, manevi anneleri Debby Faber ve Hatice başta olmak üzere Nazmi Türkkol, Alpaslan Dönmez, Coşkun Çörüz ve Aysel Disbudak’ın desteğinin kendisine güç verdiğini aktarıyor.

Eski Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb’den de kitabı için önsöz yazmasını isteyen Yıldırım, olumlu yanıt aldığında büyük mutluluk yaşadığını ifade ediyor. Aboutaleb’e kitabını bizzat teslim etme fırsatı bulduğunu belirten Yıldırım, bu buluşmayı uzun ve duygusal bir yolculuğun önemli bir anı olarak değerlendiriyor.
Yıldırım, kitabını Hollanda Kraliçesi Máxima’ya da imzalı olarak gönderdiğini ve kendisinden kitabı hakkında görüşlerini paylaşmasını, mümkün olması hâlinde önsöz yazmasını rica ettiğini belirtiyor.
“Sevginin pasaportu yoktur”
Yazısında kendisine yöneltilen sorulara ve insan ilişkilerinde yaşadığı kırgınlıklara da değinen Yıldırım, sevginin bir insanın statüsü, geçmişi veya oturum durumuyla ölçülemeyeceğini vurguluyor.
İnsanların birbirlerini yargılamak yerine anlamaya çalışması gerektiğini savunan Yıldırım, sevgiyi yalnızca duygusal bir bağ olarak değil; saygı, emek, vefa ve zor zamanlarda insanlığını koruyabilmek olarak tanımlıyor.
Kadınların kendisine verdiği destekten de özel olarak söz eden Yıldırım, hayatında kendisine inanan ve cesaret veren insanlara teşekkür ediyor.
“İnsanların ne dediğinden çok, nasıl biri olduğum önemli”
Yaşadığı zorlukların ve zaman zaman sağlığını etkileyen süreçlerin yazma isteğini ortadan kaldırmadığını belirten Yıldırım, hayatını başkalarının önyargılarına göre şekillendirmek istemediğini ifade ediyor.
Yıldırım’ın mesajı ise açık: Bir insanın nereden geldiği, hangi koşullarda yaşadığı veya hangi statüye sahip olduğu, onun insanlık değerini belirlememeli.
Yıldırım, yazısını şu sözlerle tamamlıyor:
“Ben sevgiden vazgeçmeyeceğim. Saygıdan vazgeçmeyeceğim. Bana yapılan iyilikleri unutmayacağım.”
Ökkeş Yıldırım’ın “Sevginin Suçlandığı Yerde Yokum”başlıklı yazısı, sevginin, saygının ve insanlığın önyargılardan daha değerli olduğunu hatırlatan kişisel bir yaşam anlatısı olarak öne çıkıyor.
Yıldırım, bu eserin hazırlanması sürecindeki kıymetli katkılarından dolayı Murat Özbiçer ve Kenan Özbiçer’e ayrıca teşekkürlerini sunar.
Nhaber.nl

