Hollanda’nın şirin şehri Amsterdam’ın sakin sokaklarında yürürken, ilk bakışta her şey huzurlu ve düzenli görünüyor. Renkli lalelerle süslenmiş bahçeler, kanallarda süzülen tekneler ve bisikletleriyle işlerine yetişen insanlar… Ancak bu pastoral görüntünün ardında, modern Avrupa insanının giderek artan bir kontrol altında yaşama gerçeği yatıyor.
Görünmez Bir Ağ İçinde
Bir gazeteci olarak Avrupa’daki bu kontrol mekanizmasını yakından gözlemliyorum. Sabah evden çıktığınız andan itibaren, hayatınızı saran görünmez bir ağ içinde hareket ediyorsunuz. Maaşınız hesabınıza yatarken vergi dairesi anında kesintileri kaydediyor. Banka hareketleriniz, harcamalarınız, faturalarınız—hepsi sistemde izleniyor.
Sokaklara adım attığınızda ise durum farklı değil. MOBESE kameraları, trafik sistemleri, plaka tanıma teknolojileri sizi adım adım takip ediyor. Alışveriş yaparken kredi kartınızla bıraktığınız iz, internette attığınız her tıklama, sosyal medyada yaptığınız her paylaşım hepsi dijital bir profil oluşturuyor.
Refahın Bedeli: Kontrol Mekanizması
Avrupa’nın sunduğu refah ve düzen cazip görünse de bunun bedeli, sıkı bir gözetim ve denetim mekanizmasına tabi olmaktır. Özel hayatın sınırları giderek bulanık hale gelirken, bireysel özgürlükler teknolojik imkanların baskısı altında eriyor.
Bankada nakit para çekmeye gittiğinizde “Bu parayı ne için kullanacaksınız?” sorusuyla karşılaşıyorsunuz. Online alışveriş yaptığınızda sistem, sizden daha önce hangi ürünleri aldığınızı bilerek yeni önerilerde bulunuyor. Konum servisleri açıksa, nereye gittiğiniz ve orada ne kadar kaldığınız kaydediliyor.
Bu durum Avrupa’ya özgü değil. Dijital gözetim, Asya’dan Amerika’ya kadar dünyanın her yerinde yaygınlaşıyor. Ancak Avrupa’daki sistematik ve hukuki temelli denetim mekanizması, bu kıtadaki yaşamı daha fazla kontrol altına alıyor.
Akıllı Telefon: Cebinizdeki Gözetmen
Bir akıllı telefon taşıyorsanız, tam anlamıyla kontrol altındasınız! Google, gittiğiniz her yeri takip ediyor ve kaydediyor. Aramalarınız, mesajlarınız, uygulamaların kullanımı—hepsi dev veri havuzlarında toplanıyor.
Daha da çarpıcı bir örnek: 2018’de bir gazeteci, Facebook’un kendisi hakkında ne kadar veri tuttuğunu merak edip şirketten bilgi talep etti. Gelen 600 sayfalık raporda, yaptığı mesajlaşmalardan telefon görüşmelerine, beğendiği fotoğraflardan IP adreslerine kadar her şey kayıtlıydı.
Gerçekten Özgür müyüz?
Bugün bir birey olarak gerçekten özgür müyüz, yoksa modern dünyanın konforlu hapishanelerinde mi yaşıyoruz? Avrupa’daki refah ve güvenlik sistemleri hayatı kolaylaştırıyor olabilir, ancak bunun karşılığında bireysel mahremiyetimizin ne kadarından vazgeçiyoruz?
Gözetim altında yaşamak modern dünyanın kaçınılmaz bir sonucu mu, yoksa teknoloji ile özgürlük arasındaki dengeyi kurmak mümkün mü? Bu sorunun cevabını bulmak hepimize düşüyor.
Sedat TAPAN-NHaber.nl