Göç krizi Sebte’den çıktı, Avrupa’yı böldü
İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Sebte’ye 30 Temmuz’da yönelen yoğun düzensiz göç girişimi, Avrupa Birliği’nde yeni bir siyasi krizi tetikledi. Madrid yönetimi sınır güvenliğini hızla güçlendirirken, yaklaşık 50 bin düzensiz göçmenin büyük bölümünün 24 saat içinde Fas’a geri gönderildiğini açıkladı.
İspanya hükümeti ile Avrupa Komisyonu, Sebte’den İspanya anakarasına veya diğer AB ülkelerine herhangi bir “ileri geçiş” yaşanmadığını teyit etti. Buna rağmen birçok Avrupa ülkesi olası yeni göç hareketlerine karşı alarma geçti.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, yaşananları ülkesinin “toprak bütünlüğüne yönelik saldırı ve ihlal” olarak tanımlarken, Schengen kuralları kapsamında Sebte’den Avrupa’nın diğer bölgelerine geçişlerin tamamen engellendiğini duyurdu.
22 ülke olağanüstü toplantı istedi, Schengen tartışması yeniden başladı
Sebte’deki gelişmelerin ardından İtalya ve Danimarka’nın öncülüğünde 22 AB üyesi ülkenin lideri, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’ya ortak mektup göndererek içişleri bakanlarının olağanüstü toplanmasını talep etti.
Liderler, AB’nin dış sınırlarının tehdit altında bulunduğunu savunarak gerektiğinde geçici iç sınır kontrollerinin yeniden uygulanabileceğini belirtti. İtalya, İspanya ile Schengen uygulamasını askıya aldığını açıklarken Fransa da sınır kontrollerini sıkılaştıracağını duyurdu.
Mektupta ayrıca Sanchez hükümetinin yaklaşık 1,2 milyon düzensiz göçmene yasal statü tanıma planının Sebte’deki gelişmeler açısından bir “çekim faktörü” oluşturduğu öne sürüldü.
Madrid yönetimi eleştirilere sert karşılık verdi
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise mektubu imzalayan liderleri “bencil, kutuplaştırıcı ve hukuka aykırı” davranmakla suçladı.
Madrid yönetimi, İspanya’nın AB dış sınırlarını koruyamadığı yönündeki eleştirileri reddederek son yıllardaki düzensiz göç rakamlarının İtalya’nın karşılaştığı baskının yaklaşık yarısı seviyesinde kaldığını savundu.
Kriz yalnızca Avrupa ile sınırlı kalmadı. ABD Başkanı Donald Trump, Sebte’deki görüntüleri sert sözlerle eleştirirken, ABD Dışişleri Bakanlığı da İspanya’nın göç politikasını hedef alan açıklamalar yaptı.
İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon da Madrid yönetimini eleştiren açıklamalarda bulunurken, İspanyol hükümeti bu açıklamalara tepki gösterdi. İspanya’da bazı siyaset bilimciler ise yaşanan sürecin uluslararası siyasi boyutuna dikkat çekerek Avrupa’daki aşırı sağın ve dış aktörlerin krizi iç siyasette kullanmaya çalıştığını savundu.
Kriz, AB’nin ortak göç politikasındaki kırılganlığı ortaya çıkardı
Sebte’de yaşananlar yalnızca bir sınır güvenliği meselesi değil, Avrupa Birliği’nin ortak göç yönetiminin ne kadar kırılgan olduğunu da gösterdi.
Uzun süredir düzensiz göçü üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalar üzerinden yönetmeye çalışan AB’nin “göçün dışsallaştırılması” politikası da yeniden tartışılmaya başlandı. Birlik, göç akışını kontrol etmek için büyük ölçüde komşu ülkelerle iş birliğine dayanırken, bu ülkelerle yaşanabilecek siyasi gerilimlerin göç hareketlerini doğrudan etkileyebileceği bir kez daha görüldü.
Avrupa Komisyonu ile İspanya’nın süreç boyunca Fas’ı doğrudan suçlamaktan kaçınması da bu hassas dengeyi gözler önüne serdi.
Sebte krizi, Avrupa Birliği’nin yalnızca dış sınırlarını koruma değil, kriz anlarında ortak hareket edebilme ve siyasi dayanışmayı sürdürebilme kapasitesinin de önemli bir sınavdan geçtiğini ortaya koydu.
Kaynak: Şerife Çetin – AA
