
12 Kasım, hem Birinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti (1933) hem de İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti (1944) için dönüm noktasıdır. Bu tarih, Çin yönetimi altında hakları ve kimlikleri sistematik biçimde hedef alınan Doğu Türkistan halkı için hem bir hatırlama günü hem de mücadeleye dair umut ve kararlılığın simgesidir.
Tarihe Kısa Bakış
1933 yılında kurulan Birinci Cumhuriyet, Doğu Türkistan’daki Türk halklarının özerklik arayışının ilk büyük toplumsal ifadesiydi.
1944’te kurulan İkinci Cumhuriyet ise Sovyetler Birliği sınırlarına yakın bölgelerde biçimlenmiş, çok daha kısa ömürlü ama yine de tarihsel bir referans noktasıdır.
Bu cumhuriyetler, bugünkü zulüm koşulları karşısında halkın “kimliğimizi, onurumuzu, tarihimizle birlikte yaşatacağız” mesajının sembolü hâline gelmiştir.

Hollanda’daki Anma ve Dayanışma Çalışmaları
Zeist’te faaliyet gösteren Stichting Europa Doğu-Türkistan Eğitim Merkezi, 12 Kasım münasebetiyle önemli bir girişimde bulunmuştur.
Avrupa Doğu Türkistan Maarif Vakfı Başkanı Abulqasim Abdulaziz, bu özel günün anlam ve önemine binaen, Hollanda’daki Türkiye kökenli siyasi parti DENK’in Amsterdam Belediye Meclis Üyesi Süleyman Koyuncu’yu davet ederek, gerçekleştirdiği çalışmalar için kendisine bir teşekkür plaketi sunmuştur.
Vakıf yönetimi ve topluluk adına yapılan açıklamalarda, “Dün olduğu gibi bugün de, Doğu Türkistan’daki zulüm sona erene kadar mücadelemiz devam edecektir” ifadesine yer verilmiştir.
Toplantıya iştirak eden Doğu Türkistan diasporası üyeleri, birlik ve dayanışma ruhuyla bir araya gelmiş, anma etkinliğinde hem tarihsel farkındalık hem de geleceğe yönelik umut vurgusu yapılmıştır.

Aktivizm ve Uluslararası Gelişmeler
Yerel düzeydeki bu anmanın yanı sıra, uluslararası alanda da önemli gelişmeler kaydedilmektedir:
Hollanda’da Amsterdam Belediye Meclisi, 2025 yazında “Doğu Türkistan” adının kullanımını öngören bir kararı onaylamıştır. Bu karar, bölgenin kültürel ve ulusal kimliğinin tanınması açısından sembolik bir önem taşımaktadır.
Diasporadaki vakıf ve dernekler, eğitim, kültür, savunuculuk ve insani yardım alanlarındaki faaliyetlerini artırmışlardır. Örneğin, Hollanda merkezli East Turkistan Foundation, eğitim desteği, kültürel mirasın korunması ve uluslararası farkındalık kampanyaları gibi çalışmalar yürütmektedir.
İnsan hakları örgütleri ve akademik çevreler, Doğu Türkistan’daki durumun “zorla asimilasyon”, “kültürel yok etme” ve “insan hakları ihlalleri” çerçevesinde daha kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtmektedirler.

Neden Önemli?
Tarihsel süreçte Doğu Türkistan halkı, dilini, kültürünü ve kimliğini muhafaza etme adına önemli bedeller ödemiştir. Bu cumhuriyetlerin yıldönümleri, yalnızca geçmişin yâd edilmesi değil, aynı zamanda mevcut ve gelecek nesillerin mirasının korunması anlamını taşımaktadır.
Diaspora bünyesinde gerçekleştirilen etkinlikler, bu mirası canlı tutmanın yanı sıra, uluslararası kamuoyunun dikkatini bölgeye çekme noktasında kritik bir rol oynamaktadır. Zeist’te düzenlenen etkinlik gibi organizasyonlar, hem yerel topluluğun birliğini pekiştirmekte hem de küresel ölçekte farkındalığı artırmaktadır.
Eğitim ve kültürel çalışmalar, nesiller arası bağın sürdürülebilirliği açısından hayati bir öneme sahiptir. Kimliğin devamlılığı, sadece bireysel bir sorumluluk olarak değil, kolektif bir görev olarak addedilmektedir.
Haber:Sedat Tapan

















