Yaz tatili sona eriyor… Türkiye’de geçirdikleri güzel günlerin ardından binlerce gurbetçi, yeniden yaşadıkları Avrupa ülkelerine dönmek üzere yollara çıktı. Kimi Hollanda’ya, kimi Almanya’ya, kimi Belçika’ya, Fransa’ya veya Avusturya’ya ulaşmak için binlerce kilometrelik yolu göze alıyor.
Ancak dönüş yolculuğunda en büyük tehlike, çoğu zaman kilometreler değil; yorgunluk, dikkatsizlik ve acelecilik oluyor.
Bu fotoğraflar ise gurbetçi yolculuklarının ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Kaza yapan araçlara bakıldığında insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor:
Bir aile, birkaç saat daha erken ulaşmak uğruna hayatını riske atmaya değer mi?
Birkaç saatlik yol, bir ömürlük acıya dönüşmesin
Türkiye’den Avrupa’ya dönüş yolu uzun…
Kapıkule’den sonra Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Avusturya, Almanya ve ardından Hollanda… Saatler süren, bazen günlere yayılan bir yolculuk.
Direksiyon başında geçirilen her saat, sürücünün dikkatini ve reflekslerini biraz daha azaltabiliyor.
Özellikle gece yolculukları, uykusuzluk, sıcak hava, yoğun trafik ve uzun süre aynı pozisyonda araç kullanmak ciddi risk oluşturuyor.
“Biraz daha gideyim, sonra dinlenirim” düşüncesi ise bazen geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.
Bir anlık dalgınlık…
Bir saniyelik göz kapanması…
Telefona bakmak için direksiyondan ayrılan birkaç saniye…
Öndeki araca geç tepki vermek…
Ve ardından hayatın tamamını değiştiren bir kaza…
Geride kalanlar, kazadan daha ağır
Trafik kazalarında sadece araçlar hasar görmüyor.
Bazen bir evin neşesi susuyor.
Bazen çocuklar babasız veya annesiz kalıyor.
Bazen anne-baba, evladının dönüşünü beklerken acı bir haber alıyor.
Bazen de bir eş, hayat arkadaşını bir daha göremiyor.
Avrupa’da yaşayan gurbetçi ailelerin yıllardır en büyük hayali, Türkiye’ye gidip sevdikleriyle hasret gidermek ve yeniden yaşadıkları ülkeye sağ salim dönmek.
Fakat yolun sonunda bazen bir evin ışığı sönüyor.
Çocukların beklediği kapı açılmıyor.
Telefon çalıyor ve o telefonun ucundaki haber, bir ailenin hayatını ikiye bölüyor:
Kaza öncesi ve kaza sonrası…
“Ben dikkat ederim” demeyin
Trafikte en tehlikeli düşüncelerden biri, “Ben iyi sürücüyüm, bana bir şey olmaz” düşüncesidir.
Ne kadar deneyimli olursanız olun, yorgunluk reflekslerinizi etkileyebilir.
Ne kadar dikkatli olursanız olun, telefon dikkatinizi bölebilir.
Ne kadar acele ederseniz edin, varacağınız yere birkaç saat geç ulaşmak; bir daha hiç ulaşamamaktan çok daha iyidir.
Bu nedenle dönüş yolunda:
Yorgunsanız kesinlikle direksiyon başına geçmeyin.
– Uzun yola çıkmadan önce mutlaka yeterince uyuyun.
– Mümkünse sürücüyü yol boyunca değiştirin.
– Her 2 saatte bir mola vererek dinlenin.
– Direksiyon başında telefonla ilgilenmeyin.
– Navigasyonu yola çıkmadan önce ayarlayın.
– Hız sınırlarına mutlaka uyun.
– Emniyet kemerini herkesin takmasını sağlayın.
– Çocukların güvenli şekilde seyahat ettiğinden emin olun.
– Uykunuz gelirse “biraz daha dayanırım” demeyin; **ilk güvenli noktada durun.**
– Sıcak havalarda bol sıvı tüketin ve düzenli molalar verin.
– Araçta teknik bir problem veya lastik sorunu varsa yola devam etmeyin.
– Yoğun trafik ve uzun beklemeler sonrasında daha dikkatli olun.
– Özellikle gece saatlerinde sürüş sırasında gözlerinizi ve reflekslerinizi zorlamayın.
– Gurbetçinin yolu uzun, hayatı daha değerli
Unutmayalım…
Türkiye’den Avrupa’ya dönerken amaç sadece eve ulaşmak değil.
Amaç ailenin yanına sağ salim ulaşmak.
Çocukların kapıda sizi beklemesi…
Eşinizin “Nihayet geldiniz” diyebilmesi…
Anne ve babanızın telefonun diğer ucundan “Sağ salim vardınız mı?” diye sorabilmesi…
Bütün bunlar birkaç saatten çok daha değerli.
Hızlı gitmek zorunda değilsiniz.
Bir an önce varmak zorunda değilsiniz.
Yorgunken devam etmek zorunda hiç değilsiniz.
Çünkü sizi evde bekleyenler var.
Ve o insanlar için sizin canınız, taşıdığınız bütün eşyalardan, yetişeceğiniz bütün işlerden ve kaybedeceğiniz birkaç saatten çok daha değerli.
Bir araç tamir edilebilir…
Bir araç yenisiyle değiştirilebilir.
Hasar gören bir kaporta düzeltilebilir.
Kırılan bir cam değiştirilebilir.
Ama kaybedilen bir can geri getirilemez.
Bu nedenle bu yaz dönüş yolunda herkes birbirine şu cümleyi hatırlatsın:
Geç olsun, güç olmasın. Yeter ki sağ salim eve ulaşalım.”
Gurbet yollarında en güzel haber, kazasız belasız varılan yoldur.
Lütfen yorgunken araç kullanmayın.
Lütfen hız yapmayın.
Lütfen dikkatinizi yoldan ayırmayın.
Sizi bekleyenleri düşünün.
Çünkü bazen eve birkaç saat geç gitmek sorun değildir…
Asıl sorun, eve hiç dönememektir.
Nhaber.nl



