Türkiye’den bildiriyorum…
Pazar gününden beri Ana Vatandayım…
Sağ olsunlar, Hollanda’daki vatandaşlar soruyor, Türkiye’de durumlar nasıl?
Tek cümleyle , Türkiye’de her lafın, her konunun, her olayın sonu AMK…

Beş günlük izlenimlerime göre; Türkiye vatandaşlarının gündemi Avrupalı Türklerin TV’lerden gördüğü gibi değil…
İsrail’in Gazze’de iki yıla yaklaşan katliamları bitmeden, İran’a füze saldırısı, İran’ın karşılık vermesi, küresel savaş korkusu, Hollanda’da NATO zirvesi, İstanbul’da olası deprem, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı, İmamoğlu’nun tutukluluk hali, Rusya Ukrayna savaşı vs… vs… Ana haber bültenlerinde yer alan haberler sokaktaki, pazardaki, restorandaki, kafedeki vatandaşın gündemi, konuştuğu konuların içinde ilk 10’da yer almıyor.
Şayet ana haber bültenlerinden cinnet, cinayet, kavga dövüş, magazin, vb gibi üçüncü sayfa haberi varsa (Ki çok) onlar gündemine geliyor..
“ Dün Haberlerde gördün mü AMK ne olmuş”
Ayrıca ve özellikle Sosyal Medyadaki gündem ile sokağın gündemi, Avrupalı Türkler ile Türkiye’de yaşayanların gündemi çok farklı…
Açık konuşmak gerekirse Avrupalı Türkler, güncel olaylara, ulusal ve uluslararası olaylara daha duyarlı…

Kulak verip kimseyi özellikle dinlemiyorum, ama kulağımın dibinde konuşulanları duymayacak kadar sağır, iyi bir gözlemci olmayacak kadar kör değilim.
Yukarıda sağdığım ve vatandaşların gündeminde ilk 10’a girmeyenler bir kenara bakın neler konuşuyorlar ya da gündemlerinin ilk sıralarında neler var…
Sabah kuşağında izledikleri aile dramları, cinayetler, aldatmalar, dolandırılmalar…
Magazin programlarında izlenenler,
Yoldan geçen arabanın markası, modeli, fiyatı hakkında fikir yürütmeler..
Kimin nereye gittiği, ne giydiği ne yediği,
Hep “ Bir biz bulamadık şu parayı, bu millet nasıl, nerden buluyor” şeklinde parayı bulamamışlık isyanını galiz bir sosyal medya yazılımı olan “ AMK” ile noktalan sohbet paragrafları…
Önümüz ay alınacak emekli zammı 50 yaş üstü emeklilerin gündeminde ilk 5 sırada.
O da muhabbet iki cümleden sonra, “ Ulan şu kadar kiracın var, oğlunun kızının işi yerinde, bi de başka geliri olmayanları düşün AMK “ diye kesilinceye kadar…
Unutmadan altını çizerek söylemem gerekirse bir kez de Almacılar hakkında konuşulan bir muhabbete kulak misafiri oldum. Çünkü trafik sıkışmış bir Almancı arabası tam oturduğumuz kafenin önünde durunca sohbetleri yön değiştirdi.
“ Bunlar iki üç bin Avroya bu arabaları alıp gelip burada böyle hava attıklarına bakma AMK! Sen bunları Almanya’da göreceksin…” dedi… Öteki söylenenler bir yana arabanın fiyatına takılmış. “ Bu arabaların nerden baksan 3.5- 4 milyonu var AMK” dedi…
İlk önce konuşan, Hükümete sisteme saydırdı saydırdı, “ Buralardan yine iyidir, bi biz gidemedik AMK” dedi..
Dayanamadım, benden biraz daha genç olanlara döndüm, yaşımın da verdiği bilgelik ve cesaretle(!) “ Gençler, aramızda yarım metreden daha az bir mesafe olduğu için ister istemez muhabbetinize kulak misafiri oluyorum. Merak ettim, her cümleniz AMK ile bitiyor, ne demek” dedim.
İkisi de aynı bir kahkaha attı, kafede oturan kim varsa yüzü bizim tarafa döndü…
“Yok amca kötü bir şey değil, takma sen böyle şeyleri kafana!”, dedi.
Amca kelimesi içimdeki canavarı öyle uyandırdı ki zor zapt ettim ve kalkarken, “ Gençler size iyi günler bana müsaade…” dedim.
“Rahatsızlık verdiysek kusura bakma amca!” dedi..
“Ne yine amca diyor” diye haykırdı içimdeki canavar, ama sadece ben duydum.
Benden 5-10 yaş küçük gençlere (!) dönerek, “ Ne kusuru gençler, ne rahatsızlığı, ben kaçtım AMK” dedim…
Biran bir sessizlik oldu, az önce patlattıkları kahkahanın iki katı bir kahkaha atarken ben arkama bakmadan çıktım…
Şimdi buralarda durumların nasıl olduğunu soranlara “ Bana ne AMK” mı diyeyim, ne yazsam olur, ne yazmasam olmaz, karar veremedim.
Orhan Veli’nin ” Bir elinde cımbız, bir elinde ayna” dizelerini günümüze uyarlayacak olursak, ” Elinde telefon, dilinde AMK umurunda mı deprem, füze tank”
Yavuz Nufel – NHaber.nl












