Bir toplu taşıma aracında istemeyerek de olsa iki bayanın sohbetine tanık oluyorum. Cam kenarında oturan kadın alışverişten geldiğini, ilkokula giden çocuğunun beslenme çantasına koymak için yiyecek-içecek almak için çıktığını söylüyor. Öteki kadın, “ Valla eskiden böyle bir şey yoktu, bizim zamanımızda okulda süt verirlerdi. Biz evden şeker ve boş bardak götürürdük o kadar…” dedi…
Bir an ta gerilere gittim. Evet ya, bizim zamanımızda da veriliyordu. Ama bana içmek nasip olmamıştı!… İlkokulu ninemin yanında köyde okumuştum. İlkokulu bitirmemle birlikte, İstanbul’da gittim. Köyde okumamın sebebi Ladik Yatılı Öğretmen Okuluna gitmekti. Çünkü o zamanlar Trabzon/ Araklı Lisesi Müdürü olan dayım Yusuf Kurtça Ladik Öğretmen Okulu’nda okumuştu… (Kusura bakma Küçük Emrah biz de eskiden fakirdik Ama hep şükrettik ve ediyoruz.)
İçimde ta o zamanlardan kalma ayrımcılığa uğramanın gizli bir isyanı vardı ve bu isyan aşağıdaki teorinin oluşmasına kadar devam etti. Kasabadaki çocuklara okulda süt verildiğini duyuyor, biz köyde okuyanların üvey evlat muamelesine tabi tutulduğumuzu düşünüyordum. Sonradan köy okullarına da verildi, fakat içilecek gibi değildi. Sınıfta karatahtanın önüne konulan gaz ocağının üstüne kocaman bir tencere konur, içine su doldurulur, su kaynayınca süt tozu ilave edip karıştırılırdı, köpük öpük kaynayınca öğretmenler kepçe ile çocukların bardaklarına doldururdu. Fakat süt tozunun kaynamaya başlaması ile sınıfı ağır bir koku sarardı. O kokudan olacak tadına bile bakmadım, hatta ikinci bardağı doldurmak için can atanlara verdim hakkımı…
…
Aynı günün akşamı evde PTT modundayım. ( Pijama- Terlik- Televizyon) Bir kanalda ünlü gazeteci Savaş Ay’ın programına kilitlendim.Programda gencecik bir doktoru yakalandığı amansız hastalıktan kurtarmak için uygun ilik bulma çabaları tüm hızı ile devam ediyordu. Türkiye’de olup ben de kan örneği veremediğim için çok üzüldüm! Çünkü Savaş Ay gibi mesleki bir usta, bilmediği işlere önayak olmaz, diye düşündün önce. Çoğunuzun hatırlayacağı o programlar ve uygun ilik bulma kampanyası sağlık bakanlığı tarafından durduruldu. Kısaca ilk başta 160 bin kişiden alınan kan örneklerinin 120.000’inin kaybolması gündeme geldi ve yargılanmalar başladı. İddialar kaybolan örneklerin Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildiği yolundaydı! Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş tarafndan önce soruşturma başlatıldı sonra toplanan örneklerin Türk sağlık mercilerine iade edilmesi istendiyse de sonuç alınamamıştı! İşte o zaman kan örneği vermediğim için sevindim.
Süt tozu içildiği/ içirildiği yıllarda dönemin Cumhurbaşkanı ( Cevdet Sunay ) velinimetimize (!) minnet ve şükran duygularını “ Donumuza kadar veriyorlar” şeklinde dile getirmemiş miydi?
Komplo Teorim: Bir dönem içirilen süt tozundan sütün yan etkileri 30/40 yıl sonra görülecekti. Milyonlarca denek vardı ama neticeyi bilimsel olarak öğrenmek için o deneklerden kan örneği alıp tahlil etmek gerekiyordu. Başarılı da olundu gibi.
Bu teoriye göre: Başta yaşılarımızın hayıflandığı konuların temelinde olmak üzere işte Süt Tozunun başlıca yan etkileri:
Çalmak meslek; yalanı ilke edinmek..
Doymak bilmemek, kendinden başkasını düşünmemek…
Ar, iffet, namus kavramlarını dilden düşürmemek; her türlü ahlaksızlığı kendileri için mubah görmek… “ Aman sende canım kimler neler yapmıyor, neler götürmüyor” düşüncesi ile yapmadığı pislik/ çirkeflik bırakmamak…
Vatan, millet, bayrak kavramlarını diline pelesenk etmek; askere gitmemek , vergi vermemek için şeytanın aklına dahi gelmeyecek fikir üretmek dümen çevirmek.
Kendinden fazla/hızlı havlayanlar önünde el ovuşturmak, düğme iliklemek; kendinden zayıfa yaşam hakkı tanımamak.
Çalışmadan zengin olmak; takdir etmemek, yiğidi hem öldürüp hem de hakkını yemek.
Şimdi, düşününce iyi ki de o tozlu sütlerden içmemişim diyorum.
Bu bir komplo teorisidir beynimi yıldırdır kemiren.
Buyurun bu teori biraz da sizin beyninizi kemirsin…
Beynin böyle düşüncelerle kemirilmesi, dedi-kodu yapmaktan, magazin programları izlemekten; okumadan yazmaktan iyidir ve sağlık açısından tehlikesi yoktur.
Küpelik: Allah hepimizi, vatanımızı milletimizi yan etkileri bence bariz şekilde görülen ” Süt Tozu çocuklarından korusun”… Not: Bu teorinin gerçeklerle alakası olmasa bile bana faydası oldu. Galiz sinkaflar yerine sinirlendiğim kişilere “Konuşma Süt Tozu çocuğu” diyorum… Onlar mutlu olurken ben de rahatlıyorum…
Yavuz Nufel – Haber 7 arşivimden, güncellenmiştir.

