Bugün 25 Mart…
Benim doğum günüm…
Aynı zamanda 15 Temmuz İsyanı’nın ilk şehitlerinden Muhsin Yazıcıoğlu’nın da ölüm yıl dönümü….
Ebcet hesabına göre yaşı (işi ) 66’ya bağladık…
Köşe yazılarımda fotoğraf kullanmak adetim değildir ama bugün yaşgünüm dolayısı ile bir şiirimi ve Muhsin Yazıcıoğlu ile olan haber ve fotoğrafları paylaşmama müsaade edin.

Muhsin Yazıcıoğlu ve ben…
Bugün 25 Mart… Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözde helikopter kazası sonrası cesedinin bulunduğu gün.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun kim olduğunu bilmeyenler bu yazıyı okumasa da olur.
25 Mart 2009…
Kanal Avrupa’da 5 artı 1 adlı canlı yayın yapıyoruz. 5: Saz, söz, şarkı, türkü, şiir demekti; 1 de izleyiciler… O yüzden programın adına 5 Artı 1 demiştik. Reklamlara kadar olan bölümde ben şiirimi okumuştum.
Reklam arasında yönetmenimiz sözde helikopter kazasında ölen Muhsin Yazıcıoğlu’nun cesedine ulaşıldığını söyledi. Hemen Muhsin Yazıcıoğlu’nun Üşüyorum şiirinin çıktısını aldık.
Reklamlardan sonra şarkı okuyacak olan saz virtüözü ve sanatçımız Salih Aydın, sırasından feragat ederek, Üşüyorum şiirini okumam okumamı istedi.
Okudum…
Yıllar önce Türkiye Gazetesi’ne köşe yazısı yazdığım, özel haberlere gittiğim yıllarda Hollanda’ya gelmişti Muhsin Yazıcıoğlu… Gazetemiz adına söyleşi yaptım kendisi ile… Söyleşi sonunda Yatsıda sönmeyen mum ışığında ve Şiirmatik kitaplarımı armağan ettim. Şöyle bir göz gezdirdi, Nazım kokuyor, Necip Fazıl kokuyor şiirleriniz dedi, tebrik etti. O esnada densizin biri hafifle kulağına eğilip, “ Türkiye Gaztesi’nde yazdığına bakmayın solcudur kendisi dedi, fısıltıyla.

İşte o zaman merhum yüreğimde yer eden şu sözleri söyledi o densize hafiften sesini yükselterek. “ Dile hizmet dine hizmettir. Bir toplumun millet olabilmesi için dört unsur gereklidir. En başta Dil, sonra toprak, bayrak ve din gelir. Dil bir milletin olmazsa olmazdır. Dil olmazsa diğerleri zaten olmaz.” şeklinde azarladı diyebilirim.
Mapus damlarında çile çektiğini biliyordum ve 12 Eylül mağdurlarının mapus damlarında şiir yazdıklarını okuyor biliyorduk. Bir ara, “Başkan sizin yok mu hapishane işi şiirleriniz” dedim.. Ukalalık mı ettim bilmiyorum ama var dedi.. Okumak isterim, dedim.. “Bir gün gelir okursun inşallah” dedi. Okumak 25 Mart’a nasip oldu.
…
Geriye dönüp baktığımızda ve olaylar zincirine göre, 15 Temmuz İsyancıları merhumun ölüm fermanını “ Bizim tarlaları başlaları sürüyor” dediğinde imzalamışlardı.
Çünkü planladıkları isyan günü geldiğinde isyanın karşısında dimdik duracak en önde gelen isim Muhsin Yazıcıoğlu idi. 15 Temmuz Fetö isyanına kalkışanlar Muhsin Yazıcoğlu’nun, “ Şimdi tanların önüne durma zamanı” diyen kişi idi. Ve de 15 Temmuz Fetö isyanı başlamadan önce onun işi bitirilmeliydi.
Çünkü o tankları sürecek tankçıların da çoğu 15 Temmuz Fetö İsyanı’nın birer kuklasıydı.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümün ardından 7 geçince, ortada fazla engel kalmadığına inanıp isyana kalkanlar emellerine erişemediler. Fakat ben isyanın ilk saatlerinde Boğaz Köprüsünde tankları görür göremez Muhsin Yazıcığolu gibi “ Şu anda tanların önüne durma zamanı” diye yazdım. Evinde tanklara alkış tutanları bir yana 15 Temmuz İsyanını bastıranlar tankların önüne duranlar oldu.
Darbe girişimi değil İsyandı…
İlk kez 15 temmuz 2016’da yaşanalar için “ İsyan” diyorum.. Geriye dönüp baktığımızda, bunun bir darbe, darbe girişimi değil isyan olduğunu söylemek daha doğru olur diye düşünüyorum… Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet tarihimizin ilk yıllarında isyanlara isyan diyoruz da 15 Temmuz’a darbe girişimi demek bence yersiz. Apaçık isyandı ve halk tarafından bastırıldı, nokta. Ve isyancıların isyan başlatmadan önce kendilerine engel olacakları belirledikleri kurbanlarından birisi de Muhsin Yazıcıoğludur. Muhsin Yazıcıoğlu da 15 Temuz İsyanı’nın ilk şehitlerindendir…
Ruhu şad mekanı Cennet olsun…

Yavuz Nufel- NHaber.nl

