Hollanda’nın Rotterdam kentine bağlı Spangen semtinde yaşayan Mahmut Kelleci, belediyenin aldığı son kararla büyük bir hayal kırıklığı ve çaresizlik yaşıyor. Nadir görülen ciddi bir kemik hastalığı nedeniyle hayatını tamamen merdiven asansörüne bağlı sürdüren Kelleci, ailesiyle birlikte 1994 yılından beri yaşadığı portiek dairede artık fiilen hapis hayatına mahkûm edilmek isteniyor.
Rotterdam Belediyesi’ne bağlı yetkililer, binada bulunan 2010 yılından beri kullandıkları merdiven asansörünün “güvenli olmadığı” gerekçesiyle kaldırılacağını, yerine ise yeni bir asansör yapılmayacağını bildirdi. Belediyenin “çözüm” olarak sunduğu alternatif ise kamuoyunda büyük tepki topladı: Mahmut Kelleci’ye, merdivenlerde ancak başka bir kişinin yardımıyla kullanılabilen bir trappenklimmer (merdiven çıkma–inme cihazı) verilmesi.
Bu karar, engelli bireyin bağımsız yaşam hakkını fiilen ortadan kaldırıyor. Çünkü belediyenin önerdiği sistem, Mahmut’un her gün 70 yaşındaki babası tarafından sırtı dönük şekilde merdivenlerden indirilip çıkarılmasını öngörüyor. Bu durum, hem insan onuruna aykırı hem de ciddi güvenlik riskleri barındırıyor.
“Bizi Oyaladılar, Çözüm Üretmediler”
Mahmut Kelleci, Nhaber.nl’ye yaptığı açıklamada, belediyeyle defalarca toplantı yaptıklarını, sorunlarını ayrıntılarıyla anlattıklarını ancak her seferinde oyalandıklarını belirtti. Son olarak WMO (Toplumsal Destek Yasası) kapsamında yapılan görüşmeden de olumsuz yanıt çıktığını söyleyen Kelleci, “Artık denememizi istiyorlar. Olmazsa dava açacağım. Başka çarem kalmadı,” diyerek yaşadığı umutsuzluğu dile getirdi.
Kelleci’nin babası Mehmet Kelleci ise, “Devlet bize çözüm diye evimizi terk etmemizi sunuyor. Oysa çözüm, oğlumun evinde güvenle yaşayabilmesi olmalı,” sözleriyle belediyenin yaklaşımına tepki gösterdi.
Hukuk Açık, Belediyenin Tavrı Sorgulanıyor
Uzmanlar, Rotterdam Belediyesi’nin bu tutumunun Wmo 2015, Avrupa İnsan Hakları normları ve Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ile açıkça çeliştiğine dikkat çekiyor. Söz konusu mevzuat, engelli bireylerin mümkün olduğunca kendi yaşam alanlarında, sosyal çevrelerinden koparılmadan yaşamalarını zorunlu kılıyor.
Hukuki çevrelere göre, belediyelerin sıkça başvurduğu “taşınma önceliği” (verhuisprimaat), ancak somut, uygun ve eşdeğer bir alternatif sunulduğunda geçerli olabiliyor. Mahmut Kelleci’ye ise ne Spangen semtinde erişilebilir bir konut önerildi ne de sosyal bağlarını koruyacak gerçekçi bir çözüm sunuldu.
Rotterdam Belediyesi’ne Açık Kınama
Mahmut Kelleci adına belediyeye hitaben kaleme alınan açık çağrıda, Rotterdam Belediyesi’nin insani ölçüyü göz ardı ettiği, genel politikaları bireysel bir mağduriyetin önüne koyduğu ve engelli bir yurttaşı adeta evinden vazgeçmeye zorladığı vurgulandı.
Açık çağrıda şu talep net şekilde dile getirildi:
- Mevcut merdiven asansörünün güvenli şekilde yenilenmesi
- Ya da bunun teknik olarak mümkün olmaması hâlinde, Spangen semti içinde, bekleme süresi olmadan, eşdeğer ve erişilebilir bir konutun derhâl tahsis edilmesi
“Benden Evimi Değil, Hayatımı İstiyorlar”
Mahmut Kelleci’nin sözleri, yaşananların özeti niteliğinde:
“Benden evimi değil, hayatımı istiyorlar.”
Bu haber yalnızca Mahmut Kelleci’nin hikâyesi değil; bugün sesi duyulmayan, yarın aynı uygulamalarla karşı karşıya kalabilecek tüm engelli bireylerin meselesidir. Rotterdam Belediyesi’nin, hukuki yükümlülüklerini ve insani sorumluluğunu yerine getirip getirmeyeceği ise kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
Adaletin ve insan onurunun gereği, Mahmut Kelleci’nin evinde kalma hakkının derhâl tanınmasıdır.
Haber:Sedat Tapan-Rotterdam



