ROTTERDAM – Hollanda’daki Türk müziği korolarının art arda düzenlediği konserler, Türk toplumunun kültürel yaşamına önemli katkılar sunarken, sahne performanslarının daha profesyonel bir anlayışla hazırlanması gerektiği yönünde değerlendirmeler de gündeme yapan Türkolog Sanburkan yaptığı duyuruda şu ifadeleri kullandı
10 Nisan 2026 tarihinde Rotterdam Zuidplein Theater’da sahne alan Rotterdam Yurttan Sesler Korosu’nun (RYSK) konserinin ardından kaleme alınan kapsamlı değerlendirme yazısında, Türk Halk Müziği konserlerinin yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel temsil niteliği taşıdığı vurgulandı.
Yazıda, Hollanda’da yaklaşık 3500 Türk vakıf ve derneğinin faaliyet gösterdiğine dikkat çekilirken, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği ve Tasavvuf Müziği korolarının da bu kültürel yapılanmalar arasında önemli bir yere sahip olduğu ifade edildi.
“Salon Doluydu, İlgi Yüksekti”
Rotterdam’daki konserin yoğun katılımla gerçekleştiği belirtilirken, salonun neredeyse tamamen dolu olduğu aktarıldı. Koronun organizasyon ve tanıtım konusunda başarılı bir çalışma yürüttüğü ifade edilirken, konserlerin korolar açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.
Değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:
“Bir sanatçı her ortamda sanatını icra edebilir, ancak bir koro aylar süren hazırlığın ardından yalnızca konserle değerlendirilir. Bu nedenle konserler, korolar için final niteliği taşır.”
Türkü Seçimlerine Eleştiri
Yazıda en dikkat çeken başlıklardan biri repertuvar seçimi oldu. “Yurttan Sesler” ismini taşıyan bir koronun, Türkiye’nin farklı bölgelerini daha güçlü biçimde temsil etmesi gerektiği savunuldu.
Seçilen eserlerin Türk Halk Müziği’nin zenginliğini tam anlamıyla yansıtmadığı ifade edilirken, özellikle yöresel çeşitlilik ve ağız özelliklerinin eksik kaldığı belirtildi.
Ayrıca konserlerin yalnızca Türk dinleyicilere değil, Hollandalı sanatseverlere de hitap ettiği hatırlatılarak, repertuvar seçiminde kültürel temsil sorumluluğunun göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulandı.
Sunum ve Sahne Yönetimi Tartışıldı
Konserde sunuculuk görevini koro üyelerinden bir genç ile koro şefinin üstlenmesi de eleştiri konusu oldu. Yazıda, profesyonel sunucuların konser atmosferine daha fazla katkı sağlayabileceği belirtildi.
Koro şefinin aynı anda bağlama çalması, sunum yapması ve koroyu yönetmesinin dikkat dağıttığı ifade edilirken, Batı’daki koro şefliği anlayışında şefin temel görevinin müzikal yönetim olduğuna dikkat çekildi.
“Çoksesli Düzenlemeler Eksikti”
Değerlendirmede, koronun geleneksel icra çizgisinin dışına çıkmadığı ve yenilikçi düzenlemelere yer verilmediği ifade edildi.
Kadın ve erkek seslerinin farklı biçimlerde kullanılabileceği, tempolu geçişler ve modern düzenlemelerle daha etkileyici bir sahne deneyimi oluşturulabileceği belirtildi.
Ayrıca ışık kullanımı, sahne koreografisi ve halk dansları gibi unsurların konserlere görsel zenginlik katabileceği vurgulandı.
“Düğün Salonu Atmosferi Oluştu”
Konser sırasında oluşan yüksek ses ve düzensiz tempo da eleştirilen başlıklardan biri oldu. Yazıda, dinleyicilerin zaman zaman konser salonundan çok düğün atmosferiyle karşılaştığı ifade edildi.
Türk Halk Müziği’nin dingin ve estetik yapısının korunmasının önemine dikkat çekilerek, sahne disiplininin konser kalitesini doğrudan etkilediği belirtildi.
“Amaç Eleştiri Değil, Gelişim”
Yazının sonunda yapılan değerlendirmelerin yapıcı eleştiri niteliği taşıdığı vurgulanırken, Hollanda’daki Türk kültür etkinliklerinin daha yüksek standartlara ulaşmasının hedeflendiği ifade edildi.
Önümüzdeki günlerde Rotterdam Klasik Türk Müziği Korosu’nun 9 Mayıs’ta, Amsterdam Türk Halk Müziği Korosu’nun ise 23 Mayıs’ta sahne alacağı hatırlatılarak, benzer etkinliklerin Türk toplumunun ortak kültürel değeri olduğu kaydedildi.
Ayrıca organizasyonların ardından izleyicilerden geri bildirim alınmasının da gelişim açısından önemli olduğu belirtildi.




Sanat Laboratuvarda Değil, Gönülde Yapılır: RYSK Konseri Üzerine Bir Reddiye
Geçtiğimiz günlerde Türkolog Sanburkan imzasıyla yayımlanan Rotterdam Yurttan Sesler Korosu (RYSK) hakkındaki değerlendirme yazısını okuyunca, bir sanatsever olarak sessiz kalamadım. Yazıda kullanılan “profesyonellik” ölçütlerinin, gurbette kültürel bir mucizeyi yaşatan insanların emeğini nasıl bir çırpıda harcadığını görmek üzüntü verici.
Profesyonellik Dedikleri Nedir?
Yazar, koro şefinin hem bağlama çalıp hem sunum yapmasını “dikkat dağıtıcı” bulmuş. Oysa Anadolu’nun özünde şeflik, bir kürsüden sopa sallamak değil; o tınıya can vermek, sazıyla sözüyle kitleye önderlik etmektir. Biz o sahnede bir “operet” izlemedik; içimizden birilerinin, bizim türkülerimizi, bizim sıcaklığımızla anlatmasını izledik. Batı’nın koro şefliği kalıplarını, bin yıllık halk müziği geleneğimize dayatmak, bu toprakların ruhuna yabancılaşmaktır.
“Düğün Salonu” Yakıştırması Bir Saygısızlıktır
Yazıdaki en talihsiz ifade, halkın coşkusunu “düğün salonu atmosferi” olarak nitelemek olmuş. Bir konser salonunun dolup taşması, dinleyicinin türküye alkışla, tempoyla katılması bir “disiplinsizlik” değil, başarının en somut kanıtıdır. Eğer bir koro, seyirciyi oturduğu koltukta buz kestirmiyor, aksine onları da müziğin içine çekiyorsa; orada “sanatın soğuk yüzü” değil, “halkın sıcak nefesi” var demektir.
Modernlik Adına Öze Müdahale
Çoksesli düzenleme eksikliğinden bahsedilmiş. Her şeyi “Batılılaştırmak” zorunda mıyız? Geleneksel icranın sadeliği, başlı başına bir duruştur. Koronun yenilikçi düzenlemeler yerine geleneksel çizgiyi koruması bir eksiklik değil, bir koruma bilincidir. Modernite adı altında türkülerimizin ruhunu makyajlamaya çalışmak, onları özünden koparmaktır.
Eleştiri Mi, Yoksa Üst Perdeden Bakış Mı?
Sayın yazarın “gelişim” temennisi altına gizlediği bu sert eleştiriler, maalesef yapıcı olmaktan uzaktır. Hollanda gibi bir yerde, işinden, ailesinden, vaktinden feragat ederek Türk kültürünü yaşatmaya çalışan bu gönüllü ordusunu desteklemek yerine, “ışık kullanımı” veya “sunucu seçimi” gibi detaylarla yermek, ancak fildişi kulesinde oturanların yapacağı bir iştir.
Son söz olarak:
RYSK, o salonu dolduran binlerce kişi için bir gurur tablosudur. Teknik detaylara boğulup o büyük resmi göremeyenler, belki kağıt üzerinde “profesyonel” birer eleştirmen olabilirler ama o samimi coşkunun bir parçası olamazlar. Eleştiri, var olanı yıkmak için değil, daha iyisini beraber inşa etmek için yapılırsa değerlidir. Bu yazı ise maalesef, sadece bir gönül işçiliğini küçümsemekten öteye gidememiştir.
Değeri Hocam size,aynen katılıyor ve teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla.
Değerli Hocamız Erol Sanburkan’a çok teşekkür ediyorum. Türk müziği konserlerini düğün gibi sunmak, halkımıza yapılan haksızlık ve de saygısızlıktır. Herkesin aynı duyarlılığı göstermesini diliyorum.
Türk konserlerini değerlendirirken yalnızca tek bir koroyu ölçüt almak, bir bilim insanından beklenen bilimsel yaklaşım değildir. Üstelik RYSK’nin sıradan bir koro olmadığı açıkça görülmektedir. Konser atmosferini “düğün ortamı”na benzetmesi ise bütünüyle şahsi bir yorumdur; zira salondaki coşku, dinleyicilerin türkülere içtenlikle eşlik etmesinden doğmuştur. Bu tabloyu olumsuz bir görüntü yerine, kültürel bağımlılık ve ortak duygunun yansıdığı güçlü bir pozitif enerji olarak değerlendirmek daha isabetli olacaktır.