Şenol Katkat yazdı..
Türkiye’deki hemşehri dernekleri Avrupa’dan farklı mı?
Samsun’da yaşayan gazeteci, araştırmacı yazar, İlk Kıvılcım kitabının yazarı, Havza Atatürk Evi Müzesi eski Müdürü Şenol Katkat Türklye’deki hemşehri derneklerini yazdı. Okuyunca Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa başta olmak üzere Avrupa’da yüzlerce hemşehri derneğinin de farklı bir işlevi olmadığı görülüyor.
Şenol Katkat’ın yazısının Hemşehri Derneklerinin ciddiyetle okuyup tavsiyelerinden faydalanmasını umuyoruz.
İşte Şenol Katkat’ın yılların gözlemi ve birikimiyle yazdığı o yazı:
HEMŞEHRİ DERNEKLERİ SADECE BİRLİKTE PİKNİK YAPMAK, GECE DÜZENLEMEK, YEMEK YEMEK İÇİN Mİ VAR? (1)
Hemşehri derneklerinin elbette dayanışma, yardımlaşma, sosyal ve kültürel etkinlikler düzenleme gibi birçok görevi vardır.
Ama bana göre bunların içinde en önemlilerinden biri, hatta uzun vadede en değerlisi:
Gurbette yaşayan hemşehrilerimize, özellikle de gurbette doğup büyüyen çocuklarımıza memleketlerini tanıtmak; onların memleketleriyle bağlarını canlı tutmak ve tarihlerini, kültürlerini gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Çünkü insanın memleketi yalnızca doğduğu yer değildir.
Memleket; tarihtir, kültürdür, gelenektir, türküdür, yemeklerdir, hikâyelerdir, anılardır ve bir aidiyet duygusudur.
Bugün Samsun’dan İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e, Bursa’ya veya Avrupa’nın çeşitli ülkelerine göç etmiş bir ailenin çocuğu, Samsun’un tarihini bilmiyorsa; ilçelerini, köylerini, önemli şahsiyetlerini, geleneklerini ve kültürel mirasını tanımıyorsa, birkaç kuşak sonra o bağın zayıflaması kaçınılmazdır.
İşte tam da burada hemşehri derneklerine büyük bir sorumluluk düşmektedir.
Bir hemşehri derneğinin;
Memleket tarihi üzerine kitapları,
Çocuklara yönelik kültür ve tarih yayınları,
Broşürleri ve dergileri,
Geçmişe ait fotoğraf, belge ve görüntüleri,
Yaşlı kuşakların anılarını ve sözlü tarih kayıtlarını,
Memleketin kültürel ve tarihi mirasını tanıtan çalışmalarının olması gerekir.
Üstelik bunlar yalnızca dernek yöneticilerinin arşivinde kalmamalı; üyeleriyle ve özellikle genç kuşaklarla paylaşılmalıdır.
Çünkü bir hemşehri derneğinin başarısı yalnızca kaç kişilik iftar yemeği düzenlediğiyle, kaç kişiye plaket verdiğiyle veya yılda kaç kez eğlence yaptığıyla ölçülmemelidir.
Asıl soru şudur:
«Dernek, kendisinden sonra gelecek kuşağa memleketinden ne bırakıyor?»
Eğer bir dernek yıllarca faaliyet gösteriyor, binlerce hemşehrisini bünyesinde topluyor ama memleketinin tarihini ve kültürünü araştıran, belgeleyen, yayınlayan ve genç kuşaklara aktaran hiçbir kalıcı çalışma üretmiyorsa, bana göre hemşehri derneklerinin en önemli görevlerinden birini eksik bırakıyor demektir.
Hemşehri dernekleri yalnızca “memleketten uzakta bir araya gelme” yerleri olmamalı.
Aynı zamanda memleketin hafızasını geleceğe taşıyan kurumlar olmalıdır.
Bugünün çocuğuna dününü anlatamazsak, yarının yetişkinine memleket sevgisini nasıl anlatacağız?
Hemşehrilik sadece aynı memleketten gelmek değildir.
Hemşehrilik, o memleketin hafızasını birlikte geleceğe taşımaktır.
