ARNHEM – Hollanda’da İslam karşıtı söylemleriyle bilinen Pegida lideri Edwin Wagensveld, bugün Arnhem kent merkezindeki Markt Meydanı’nda bir kez daha Kur’an-ı Kerim yaktı. Eylem, daha önce benzer gösteriler nedeniyle ciddi gerginliklerin yaşandığı kentte tansiyonu yeniden yükseltti.
Wagensveld’in eylemi, özellikle Arnhem Belediye Başkanı Ahmed Marcouch ile yaşanan APV ve gösteri hakkı tartışmasının hemen ardından gerçekleşmesi nedeniyle dikkat çekiyor.
Yerel kaynaklara göre gösteri saat 18.30 sıralarında başladı. Wagensveld Kur’an-ı Kerim’i ateşe verdikten sonra karşı göstericilerin tepkisi üzerine ortam kısa süreliğine gerildi. Polis iki grup arasında güvenlik önlemleri aldı. Gerginliğin yükselmesinin ardından Wagensveld bölgeden ayrıldı ve ortam kısa süre sonra sakinleşti.
APV’de açık ateş yasağı var
Eylemin gerçekleştiği dönemde Arnhem’in yürürlükteki APV’sinde önemli bir düzenleme bulunuyor.
28 Temmuz 2026’dan bu yana geçerli olan APV’nin ilgili maddesinde, açık havada maddelerin yakılması veya ateş yakılması yasaklanıyor. Belediye de kendi internet sitesinde Arnhem’de açık havada ateş yakmanın yasak olduğunu açıkça belirtiyor.
Ancak burada hukuki açıdan önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kur’an yakma eyleminin kendisi Hollanda hukukunda doğrudan “Kur’an yakma suçu” olarak tanımlanmıyor. Wagensveld’in eylemleri bugüne kadar gösteri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilirken, belediyeler kamu düzeni, güvenlik ve diğer yasal düzenlemeler üzerinden sınırlama getirmeye çalışıyor.
Nitekim geçmişte Arnhem Belediye Başkanı Ahmed Marcouch, Kur’an yakmanın Hollanda’da doğrudan yasaklanmış bir eylem olmadığını ve gösteri hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıklamıştı.
Asıl tartışma: Gösteri mi, provokasyon mu?
Wagensveld ve Pegida eylemlerini ifade özgürlüğü ve gösteri hakkı çerçevesinde savunuyor.
Ancak eylemlerin gerçekleştirildiği ortam ve geçmişte yaşanan olaylar, bu gösterilerin yalnızca bir fikir açıklaması olup olmadığı konusunda ciddi tartışmalara yol açıyor.
Çünkü Wagensveld’in Kur’an yakma eylemleri daha önce de Arnhem’de ciddi gerilimlere neden oldu.
Ocak 2024’teki eylem girişiminde karşı göstericiler polis barikatını aşmaya çalışmış, taş ve havai fişekler atılmış, olayların büyümesi üzerine polis ve Mobil Birlikler müdahale etmişti. Wagensveld ve bazı polis memurları hafif şekilde yaralanmıştı. Daha sonra olaylara karışan sekiz kişi mahkeme tarafından kamuya açık alanda şiddet kullanmaktan mahkûm edilmişti.
Burada ortaya çıkan önemli soru ise şu:
Bir kişi, milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği bir kitabı yakarak öngörülebilir biçimde büyük tepki doğuracak bir eylem gerçekleştiriyorsa, ortaya çıkabilecek gerilimin tamamını yalnızca karşı göstericilerin sorumluluğu olarak değerlendirmek ne kadar doğru?
Hollanda hukukunda şiddete başvurmak elbette kabul edilemez. Nitekim 2024 yılında mahkeme de Kur’an yakma eylemine tepki gösterilmesini anlaşılabilir bulmakla birlikte şiddetin kabul edilemeyeceğine hükmetmişti.
Bir kişinin provokasyonu, milyonlarca insanı neden hedef haline getiriyor?
Wagensveld’in bugünkü eylemi yalnızca bir kişinin gerçekleştirdiği bir gösteri olarak görülebilir.
Ancak Kur’an, Hollanda’da yaşayan yüz binlerce Müslüman için sıradan bir kitap değil; inançlarının kutsal metni.
CBS’nin en son verilerine göre 2025 yılında Hollanda’da 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sı kendisini Müslüman olarak tanımlıyor.
Bu nedenle kamuya açık alanda Kur’an yakılması, özellikle Müslüman toplum açısından son derece ağır ve incitici bir provokasyon olarak algılanıyor.
Burada Hollanda’da yaşayan Müslüman toplumuna da açık bir mesaj vermek gerekiyor:
Provokasyona karşı çıkmak başka, şiddete başvurmak başka şeydir.
Bir kişinin kutsal değerlerinize saldırması, karşılığında şiddet kullanılmasını haklı çıkarmaz. Çünkü böyle bir durumda provokasyonu yapan kişi değil, kontrolünü kaybeden karşı taraf hukuki sorunla karşı karşıya kalabiliyor.
Geçmişte Arnhem’de yaşanan olaylar bunun somut örneği.
Kral Willem-Alexander’ın sözleri yeniden hatırlanmalı
Tam da bu noktada Kral Willem-Alexander’ın 25 Aralık 2024 tarihli Noel konuşmasındaki sözleri yeniden hatırlanmalı.
Kral, Hollanda’daki Müslümanlara doğrudan seslenerek:
“Nederlandse moslims: dit is ook uw land; dit is ook jouw land.”yani:
“Hollandalı Müslümanlar, burası sizin de ülkenizdir; burası senin de ülken.”mesajını vermişti.
Kral ayrıca herkesin kendi inancında özgür olduğunu, Müslümanların, Yahudilerin, Hristiyanların, hümanistlerin ve ateistlerin eşit değerde olduğunu vurgulamıştı.
Bu sözler, bugün Arnhem’de yaşanan tartışma açısından özellikle önem taşıyor.
Çünkü bir yandan Hollanda Anayasası ve Avrupa insan hakları sistemi ifade ve gösteri özgürlüğünü korurken, diğer yandan aynı toplumun farklı inançlara sahip insanların onurunu, güvenliğini ve birlikte yaşama iradesini de koruması gerekiyor.
Wagensveld’in eylemi toplumsal barış açısından yeni bir sınav
Bugünkü Kur’an yakma eylemi, aslında sadece Wagensveld ile Arnhem Belediyesi arasındaki bir hukuk tartışması değil.
Bu olay, Hollanda’nın ifade özgürlüğü ile dini değerlere saygı ve kamu düzeni arasındaki dengeyi nasıl kuracağına ilişkin daha büyük bir tartışmanın parçası.
Wagensveld’in eylemi sonrasında karşı göstericilerin şiddete başvurmaması büyük önem taşıyor. Çünkü aksi durumda ortaya çıkacak görüntü, provokasyonun gerçek amacını tartışmak yerine Müslümanların tepkisinin tartışılmasına yol açabiliyor.
Ve belki de en önemli soru burada ortaya çıkıyor:
Bir provokasyona karşı verilecek en doğru cevap, provokatörün istediği çatışmayı yaşamak mı; yoksa hukukun içinde kalarak bu provokasyonu boşa çıkarmak mı?
Arnhem’de bugün yaşananlar, Hollanda’nın bu soruya vereceği cevabın neden giderek daha önemli hale geldiğini bir kez daha gösterdi.
NHABER.NL



