Eskiyen ve teknolojik olarak geride kalan rüzgar ve güneş enerjisi santrallerindeki ekipmanların daha yüksek verimlilik ve kapasiteye sahip yeni sistemlerle değiştirilmesine yönelik yatırımlar artıyor. Hollanda dönüşüme öncülük eden ülkeler arasında yer alırken, repowerig yatırımlarının (yeniden güçlendirme yatırımları) amacı, Avrupa’da ilk nesil rüzgar santrallerinin ekonomik ömrünü tamamlamaya başlamasıyla birlikte mevcut sahaların daha yüksek kapasiteli ve verimli türbinlerle yenilenmesi…

Avrupa’da 2030’a kadar 13 gigavatın üzerinde rüzgar enerjisi devreden çıkacak
İklim koruma hedeflerine ve enerji arz güvenliği amaçlarına ulaşabilmesi için Avrupa Birliği ülkelerinin 2030’a kadar rüzgar enerjisi kapasitesini önemli ölçüde artırması gerekiyor. Bu hedef doğrultusunda mevcut santrallerin modernizasyonu kritik rol oynarken, teknik, idari ve düzenleyici engeller yenileme projelerinin istenilen hızda ilerlemesini zorlaştırıyor.
Anadolu Ajansı muhabiri Gülşen Çağatay’ın Avrupa rüzgar enerjisi sektörünün çatı kuruluşu WindEurope verilerinden derlediği bilgilere göre, bu alanda yenileme, eskiyen veya teknolojik olarak geride kalan rüzgar ve güneş enerjisi santrallerindeki ekipmanların daha yüksek verimlilik ve kapasiteye sahip yeni sistemlerle değiştirilmesi anlamına geliyor.
2030’a kadar Avrupa’da 13 gigavatın üzerinde mevcut rüzgar enerjisi kapasitesinin devreden çıkarılması beklenirken, aynı dönemde yalnızca 9 gigavatlık yenileme kapasitesinin devreye alınacağı öngörülüyor. Bu durum, hizmet dışı kalacak kapasitenin tamamının daha modern türbinlerle yenilenemeyeceğine işaret ediyor.
Yenileme yatırımları rüzgar enerjisi sektörünün öncelikli gündemi
Avrupa’da özellikle 2000’li yılların başında kurulan çok sayıda karasal rüzgar santralinin 20 ila 25 yıllık işletme ömrünün sonuna yaklaşması, yenileme yatırımlarını sektörün öncelikli gündemlerinden biri haline getiriyor.
Bu kapsamda eski ve düşük kapasiteli türbinler sökülerek yerlerine daha yüksek kulelere, daha büyük rotor çapına ve gelişmiş teknolojiye sahip yeni nesil türbinler kuruluyor. Böylece mevcut şebeke bağlantıları ve izin altyapısı korunurken aynı sahadan iki hatta üç kat daha fazla elektrik üretilebiliyor.
Avrupa’da halen faaliyet gösteren karasal rüzgar santrallerinin önemli bölümü 2 megavatın altında kapasiteye sahip ilk nesil türbinlerden oluşuyor. Buna karşılık yeni nesil türbinler tek başına 6 ila 8 megavat kapasiteye ulaşabiliyor. Gelişmiş kanat tasarımları sayesinde düşük rüzgar hızlarında da daha verimli üretim yapılması, santrallerin kapasite kullanım oranlarını önemli ölçüde artırıyor.
Hollanda dönüşüme öncülük eden ülkeler arasında
Almanya, İspanya, Danimarka ve Hollanda, repowering yatırımlarında Avrupa’nın öncü ülkeleri arasında yer alıyor.
WindEurope, Avrupa Birliği’nin 2030 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşabilmesi için yeni rüzgar santrallerinin kurulmasının yanı sıra mevcut sahaların modernizasyonunun da hızlandırılması gerektiğine dikkati çekiyor.
Kurulu iletim altyapısı ve şebeke bağlantılarının yeniden kullanılabilmesi, yeni arazi ihtiyacını azaltırken izin süreçlerini kısaltıyor ve yatırım maliyetlerini düşürüyor. Bu avantajlar, repowering projelerini yeni santral yatırımlarına kıyasla daha cazip hale getiriyor.
Gelecek 10 yılda Avrupa’da on binlerce megavatlık rüzgar kapasitesinin yenilenmesi beklenirken, bu dönüşümün türbin üreticileri ve ekipman tedarik zinciri için de önemli bir büyüme alanı oluşturacağı değerlendiriliyor.
Repowering yatırımlarının karbon emisyonlarının azaltılması, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve mevcut altyapının daha verimli kullanılması açısından Avrupa’nın enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri olmayı sürdüreceği öngörülüyor.
Gülşen Çağatay – AA



