Son günlerde bana sıkça sorulan sorulardan birisi de Genç bir mizahçının tutuklanması ile ilgili.
Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına ne diyorsun, bu konuda bir şey yazmadın, paylaşmadın.
İzlememedim ki ne yazayım… Sosyal Medya mecralarında var, aç izle, diyeceksiniz, İzlemem, kitabın orta yerinden konuşur yazarsam kendi çapımda insanları ikiye ayırmış olurum.
Yine de eski bir yazımı paylaşmayı uygun gördüm.
Hep Eski bir kuraldır, hafta sonları ağır yazılar yazılmaz, okur gerilmezdi. Ben de bu geleneği sürdürmeye çalışan, 70’li yıllarda GIRGIR Dergisi’nden aldığım telif ücreti ile bu mesleğe başlayan Dinozor olma yolunda bir gazeteci olarak yoluma devam ediyorum…
Ama bu iş “Dernek, Şirket, Vakıf, Takım, Parti, İftar, Düğün, Nişan, Kutlama, Yıkama, Yağlama” Gazeteciliği yapmıyorsan zor iş…
Şimdi en küçük bir eleştiride, tebessüm ettirecek mizahi bir cümleye bile tahammülü olmayanlar, Spor Siyaset, Ekonomi, Sosyal,Kültürel, Sanatsal arenalarda cirit atıyor.
İsterseniz dönemim en ünlü dergilerinden GIRGIR’ın kapaklarına bir göz atalım. Merhum Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş…
Dördü de 70’li yıllara damgasını vuran, siyasi görüşleri birbirine zıt insanlardı. Fakat saygıda kusur etmezler, kendilerini eleştirenlere, karikatürlerini yapanlara, bırakın kızmayı teşekkür bile ederlerdi.
Buyurun bir foto montaj ile başlayalım. GIRGIR 7 yaşında, Alpaslan Türkeş damat, Süleyman Demirel gelin olarak montajlanmış…

Rahmetli Demirel bu fotomontajı gördüğünde bırakın kızmayı güldüğü, hatta, “ Adamların işi bu kardeşim” dediği söylenirdi.
Şimdi öyle mi, hem de Hollanda gibi bir ülkede adama kendi düğününde dans ederken iki cümle mizah yapmamız bile hoşgörü sınırları içene giremiyor.
Buyurun yine 76, 77, 78 yıllarına ait bir kaç GIRGIR Dergisi kapağı:









Kurban Bayramında Rahmetli Erbaban bile dergiye bu şekilde konu olmuş, ne kendinden ne de o zamanlar Milli Selamet Partili bir kişiden bir olmsuz cümle duymamıştık…
Hepsinin de mekanları Cennet olsun, Allah rahmet eylesin hepsini de.

Şu yukarıdaki karkatürleri görüp ” Kendi Halinde Bir Mizah Dergisidir” sloganı bile bir mizah içer miyor mu?
Hangi siyasi lider söylemişti şimdi 65 yıllık beyin kütüphanemde bulamıyor, tam hatırlamıyorum ama sözü hatırlıyorum: Mizahı kaldıramayan, eleştiriye tahammülü olmayan siyaset yapmasın kardeşim. ( Kuvetle muhtemel Süleyman Demirel söylemiş olabilir )
Elbette mizahın da bir dozu, sınırı var. Ki; mizaha tahammülsüzlük artıkça mizahçılarda kantarın topunuzu kaçırıyor, hakaretten öte yazıları, karikatürleri mizah diye yutturmaya çalışıyorlar. Sınırları zorlamadan, hakaret küfür etmeden yapılan / yazılan mizaha eyvallah, amam ve lakiin zaman zaman benim bile duyduklarım, gördüklerim karşısında ” Ulan mizahın da içine sıçtınız’ dediğim oluyor.
Yavuz Nufel-NHaber.nl



