Sedat TAPAN– Nhaber.nl
77 yaşında bir Amasyalı gurbetçi, Belçika’daki evine dönmek için çıktığı yolda, Kalotina’da, Sırbistan ile Bulgaristan arasındaki birkaç yüz metrelik bir toprak parçasında can verdi. Naaşı bugün hâlâ orada duruyor. Ne Sırp bayrağının altında, ne Bulgar bayrağının altında sanki ölümüyle bile bu iki devletin çizdiği sınırın “sorumluluk almama” oyununa alet edilmiş gibi.
Bunu daha önce de yazdık. Geçen yaz Kapıkule’de aynı senaryo yaşandı: kalp krizi geçiren bir vatandaşımıza Türk ambulansının tampon bölgeye girişine izin verilmedi, Bulgar ekibi zamanında yetişmedi, adam orada öldü. O gün “prosedür” dediler. Bugün yine “prosedür” diyecekler. Ve bu böyle sürüp gidecek, çünkü kimse bu meselenin gerçek adını koymuyor: bu, kurumsal ihmaldir.
Sözde egemenlik, gerçekte sorumsuzluk
Bu tampon bölgeler yıllardır var. Milyonlarca gurbetçi her yaz bu kapılardan geçiyor devletler bunu biliyor, bekleme sürelerini biliyor, yoğunluğu biliyor, yaşlı ve kronik hasta yolcu profilini biliyor. Buna rağmen, o birkaç yüz metrelik ara bölgede bir insanın hayatını kurtaracak en temel şey kimin ambulansının gireceğine dair önceden imzalanmış, tartışmasız bir protokol hâlâ yok. Bir insan yerde yatarken, iki ülkenin görevlileri telsizde “kimin sahası” tartışması yapıyor. Bu, modern Avrupa’da kabul edilebilir bir tablo değil.
Daha açık söyleyelim: Bu ölümler kader değil, tercih edilmiş bir ihmalin sonucudur. Yıllardır tekrarlanan bir sorunu çözmemek, artık “unutkanlık” ya da “koordinasyon eksikliği” değil, doğrudan bir sorumluluk kaçışıdır.
Çağrımız nettir
Bulgaristan ve Sırbistan hükümetlerine: Tampon bölgelerdeki acil sağlık müdahalesini “kimin toprağı” tartışmasının rehinesi olmaktan çıkarın. Bugün, yarın değil, karşılıklı ve bağlayıcı bir acil müdahale protokolü imzalayın.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na: Bu, artık tek tük vakalarla açıklanamayacak bir örüntü haline geldi. Vatandaşlarımızın can güvenliği için ikili değil, resmi ve kalıcı bir diplomatik girişim başlatılmalı masaya oturulmalı, imza atılmalı, denetlenmeli.
Avrupa Birliği’ne: Schengen dışı sınırlardaki bu tampon bölgeler, AB’nin göz ardı edebileceği birer teknik detay değildir. Yılda milyonlarca AB vatandaşı ve AB’de yaşayan insan bu geçiş noktalarını kullanıyor. Frontex ve ilgili AB kurumları, üye ve aday ülkeler arasında bağlayıcı bir acil sağlık koordinasyon standardı dayatmalı. Aksi hâlde bu, her yaz tekrar edecek bir ölüm istatistiğinden ibaret kalacak.
Bir dahaki sefer kim olacak?
Amasyalı gurbetçimizin naaşı bugün hâlâ o tarafsız bölgede bekliyor. Ailesi, konsolosluğun ve Dışişleri’nin devreye girmesini bekliyor. Ama bizim beklediğimiz başka: bu haberi bir daha yazmak zorunda kalmamak.
Bu kez sessiz kalınmamalı. Bu kez “başsağlığı” ile yetinilmemeli. Bu kez bir hesap sorulmalı çünkü bir dahaki sefer, o tampon bölgede bekleyen naaş, sizin ya da benim bir yakınım olabilir, Allah göstermesin.
Nhaber.nl
