1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. HTTD verilerine göre Türkiye -Hollanda Ticaret Hattının Güçlü Yanları

HTTD verilerine göre Türkiye -Hollanda Ticaret Hattının Güçlü Yanları

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Bizi PayPal Üzerinden Bağış Yaparak Destekle

Avrupa’nın lojistik merkezi Hollanda ile üretim gücü yüksek Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler, klasik ihracat rakamlarının ötesine geçerek yatırım, teknoloji ve bölgesel tedarik zincirleri açısından yeni bir döneme giriyor. Hollanda Türkiye Ticaret Derneği’nin raporuna göre Rotterdam, İstanbul ve Mersin ekseninde şekillenebilecek yeni ticaret koridoru, Türk şirketlerinin Avrupa Birliği pazarına erişiminde stratejik avantajlar sunarken, Hollandalı yatırımcılar için de Türkiye’yi bölgesel üretim ve dağıtım üssüne dönüştürebilir.

ticaret

Avrupa İle Türkiye Arasındaki Ticarette Yeni Fırsatlar: Türkiye-Hollanda Koridoru

Küresel ticaret savaşları, tedarik zinciri kırılmaları ve Avrupa’nın üretim maliyetlerindeki yükseliş, şirketleri yeni ticaret güzergâhları aramaya yöneltiyor. Bu süreçte Türkiye ile Hollanda arasındaki ekonomik ilişkiler yalnızca iki ülke arasındaki ticaret hacmiyle değil, Avrupa-Orta Doğu-Asya ekseninde kurulabilecek yeni lojistik ve yatırım ağlarıyla da dikkat çekiyor.

Rotterdam’dan Mersin’e Uzanan Ekonomik Hat

Mevcut verilere göre Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacmi 13 milyar doların üzerinde bulunuyor. Türkiye’nin Hollanda’ya ihracatı yaklaşık 8,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, Hollanda’nın Türkiye’ye ihracatı 5 milyar dolar civarında seyrediyor. Ancak ekonomi çevreleri, mevcut rakamların iki ülkenin gerçek potansiyelini tam olarak yansıtmadığı görüşünde.

Uzmanlara göre asıl mesele, ticaret hacminden çok iki ekonominin birbirini tamamlayan yapısında yatıyor..

Türkiye-Hollanda Ekonomik Hattının Güçlü Yanları

  1. Avrupa’nın en büyük limanlarından Rotterdam
  2. Türkiye’nin gelişmiş sanayi altyapısı
  3. 13 milyar doların üzerindeki ticaret hacmi
  4. Hollanda’nın Türkiye’deki güçlü yatırım pozisyonu
  5. Avrupa pazarlarına hızlı erişim imkânı
  6. Teknoloji ve startup iş birlikleri
  7. Tarım, lojistik ve enerji alanlarında ortaklık fırsatları
  8. Nearshoring trendinin oluşturduğu yeni yatırım alanları

Hollanda’nın Gücü Limanlar ve Finans, Türkiye’nin Gücü Üretim

Avrupa’nın en büyük limanı olan Rotterdam, kıta içindeki lojistik hareketliliğin merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Hollanda, güçlü liman altyapısı, gelişmiş ulaştırma ağı ve finansal hizmetleri sayesinde Avrupa’nın “dağıtım merkezi” olarak öne çıkıyor.

Türkiye ise genç nüfusu, sanayi kapasitesi ve coğrafi konumuyla üretim ve bölgesel dağıtım üssü niteliği taşıyor.

Ekonomi uzmanlarına göre iki ülke arasındaki en önemli fırsat, bu iki farklı gücün birleşmesinden doğuyor.

Bugün Kayseri, Gaziantep, Bursa, Kocaeli veya Konya’da üretilen ürünlerin Rotterdam üzerinden Avrupa’nın farklı pazarlarına dağıtılması, birçok şirket açısından ayrı ayrı ülke operasyonları kurmaktan daha verimli bir model sunabiliyor.

Bu nedenle son yıllarda çok sayıda Türk şirketi Hollanda’yı yalnızca bir ihracat pazarı değil, Avrupa operasyonlarının merkezi olarak değerlendirmeye başladı.

Ekonomi dünyasında zaman zaman kullanılan çarpıcı karşılaştırmalardan biri de Hollanda ile Konya arasındaki benzer yüzölçümü.

Yaklaşık aynı büyüklükte topraklara sahip olmalarına rağmen Hollanda’nın ekonomik büyüklüğü 1 trilyon doların üzerine çıkarken, Konya ekonomisi bunun oldukça altında kalıyor.

Bu karşılaştırma, coğrafi büyüklüğün tek başına ekonomik başarıyı açıklamadığını ortaya koyuyor.

Hollanda’nın başarısının ana nedenleri

  1. yüksek katma değerli üretim,
  2. uluslararası lojistik ağlar,
  3. güçlü finans sektörü,
  4. teknoloji yatırımları,
  5. küresel ticaret entegrasyonu

Uzmanlar, Türkiye’nin özellikle ihracatçı bölgelerinde benzer entegrasyon modellerinin geliştirilmesi halinde önemli ekonomik sıçramalar yaşanabileceğini belirtiyor.

Hollanda Neden Yatırım Merkezi Olarak Tercih Ediliyor?

Türk şirketlerinin son yıllarda Hollanda’da artan şekilde şirket kurmasının arkasında yalnızca Avrupa pazarına erişim isteği bulunmuyor.

Hollanda; geniş çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ağı, yatırımcı dostu hukuk sistemi, uluslararası tahkim altyapısı,
vergi planlama mekanizmaları, yabancı uzman istihdamını teşvik eden uygulamaları sayesinde küresel yatırım merkezlerinden biri olarak görülüyor.

Bu durum özellikle Avrupa Birliği pazarına açılmak isteyen Türk sanayicileri, teknoloji girişimleri ve ihracatçılar için önemli avantajlar sağlıyor.

Ekonomistler, Hollanda’nın Türkiye açısından yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda Avrupa’ya açılan kurumsal bir köprü olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Teknoloji ve İnovasyonda Yeni Dönem

İki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca geleneksel ticaret alanlarıyla sınırlı değil.

Tarım teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları, sağlık teknolojileri, lojistik yazılımları ve sürdürülebilir enerji projeleri son dönemde öne çıkan iş birliği alanları arasında yer alıyor.

Hollanda, Avrupa’nın en gelişmiş inovasyon ekosistemlerinden birine sahip ülkeler arasında gösterilirken; Türkiye ise hızla büyüyen girişimcilik ekosistemiyle dikkat çekiyor.

Özellikle Türk teknoloji girişimlerinin Hollanda üzerinden Avrupa yatırım fonlarına erişim sağlaması ve Avrupa pazarına açılması son yıllarda sıkça görülen bir model haline geldi.

Bu eğilimin önümüzdeki dönemde daha da hızlanması bekleniyor.

Türkiye’yi öne çıkaran nedenler

Pandemi sonrasında Avrupa’da “nearshoring” olarak adlandırılan yakın coğrafyalardan tedarik modeli öne çıktı.

Şirketler, üretimi Uzak Doğu’dan tamamen çekmese de tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye başladı.

Türkiye bu noktada; Avrupa’ya yakınlığı, güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş lojistik bağlantıları, nitelikli iş gücü nedeniyle öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor.

Hollandalı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin artmasının temel nedenlerinden biri de bu eğilim olarak gösteriliyor.

Önümüzdeki Beş Yılın Kritik Sorusu

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemin temel sorusu şu:

Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişki klasik ihracat-ithalat modelinin ötesine geçerek ortak üretim, ortak teknoloji geliştirme ve ortak yatırım eksenine taşınabilecek mi?

Eğer Rotterdam’ın lojistik gücü ile Türkiye’nin üretim kapasitesi aynı stratejik çerçevede buluşabilirse, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler yalnızca ticaret rakamlarıyla değil, Avrupa’nın yeni tedarik ve yatırım koridorlarından biri olarak da anılabilir.

Bu nedenle Türkiye-Hollanda hattı, yalnızca iki ülkenin değil, Avrupa ile Avrasya arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceği açısından da yakından izlenen ticaret koridorlarından biri haline geliyor.

Haberimize konu olan Hollanda Türkiye Ticaret Derneği’nin “Hollanda Türkiye Ticari Köprünüz” başlıklı raporunu aşağıdaki linte bulabilirsiniz. 

HTTD Presentation

Yaşar İliksiz – nhaber.nl

HTTD verilerine göre Türkiye -Hollanda Ticaret Hattının Güçlü Yanları
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!