Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından, Hollanda’da yerleşik Türk iş dünyası temsilcilerini bir araya getirmek amacıyla “DTİK Hollanda – Den Bosch Buluşması” Edelstall Simtronic salonunda gerçekleştirildi. NHaber olarak DTİK Hollanda Yönetim kurulu üyeleri ile tek tek söyleşi yaptık ve görüşlerini aldık. Dün DTİK Avrupa Bölge Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları ile yaptığımız söyleşinin ardından bugün de DTİK Hollanda Yöentim Kurulu üyesi Kadri Soğukçeşme’ye mikrofonlarımızı uzattık.

Bu buluşmanın, sadece bir toplantı değil, tarihin bir dönüm noktasında durduğumuz önemli bir tarihi geçiş yılı olduğunuu söyleyerek başlamak istiyorum. Bize ayrılan bu 5 dakikada, rakamlardan, piyasalardan değil; içinde yüzdüğümüz okyanusun kendisinin nasıl değiştiğinden bahsetmek istiyorum.
İlk değişim 1945’te İkinci Dünya Savaşı’nın enkazı üzerine, iki kutup etrafında inşa edilmiş bir dünya düzeni kuruldu. Bu düzen, tüm kırılganlıklarına rağmen, öngörülebilir kuralları, belirli denge noktaları olan bir oyun alanı oluşturdu. Bugün, hepimizin hissettiği o derin sarsıntı, işte o düzenin son perdesinin oynandığının göstergesi. Çünkü artık iki kutuplu bir dünyada yaşamıyoruz. Çok kutuplu, daha karmaşık ve rekabetçi ve acımasız bir dünyanın sancılı doğuş sürecindeyiz.
İtalyan düşünür Gramsci’nin meşhur bir sözü vardır: “Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmakta zorlanıyor. İşte bu ara dönemde, canavarlar ortaya çıkar.”
Şu an tam olarak o “canavarların” ortaya çıktığı dönemdeyiz. Pandemiler, bölgesel savaşlar, enerji krizleri… Bunlar tesadüf değil. Bunlar, doğum sancıları.
Bence 2026 yılı, bu sancıların zirve yapacağı, çok dikkatli olunması gereken tarihi bir kırılma yılı olacaktır. Neden mi? Gelin büyük resme bakalım.
Bu “ara geçiş” döneminin karakteristiği nedir? Krizlerin, pandemilerin, bölgesel çatışmaların, dengesiz yöneticilerin ve belirsizliğin kronik hale gelmesi. Peki, bu işin merkezi neresi? Gözümüzü Ukrayna’dan veya Orta Doğu’dan biraz daha doğuya, asıl fırtınanın koptuğu yere, Asya-Pasifik’e çevirmeliyiz. Burada devasa bir bilek güreşi var. Bir tarafta Doların küresel rezerv gücünü devam ettirmek isteyenler, diğer tarafta bu hegemonyayı bitirmek isteyenler.Bir tarafta, hakimiyetini sürdürmek isteyen bir dolar ve onun kurumsal mimarisi, diğer tarafta bu hakimiyeti kırmak isteyen yeni güç merkezleri. Bu gerilim, herhangi bir yanlış hesabın veya “gecikmiş” bir krizin, tüm dünya için dalga dalga yayılan şoklara dönüşme potansiyelini taşıyor.
Bu, muhtemel ve gecikmiş bir 3. Dünya Savaşı riskini barındıran bir güç mücadelesidir. Tayvan Boğazı’nda veya Güney Çin Denizi’nde patlak verebilecek en ufak bir kıvılcım, tedarik zincirlerini 2020 pandemisinde yaşadığımızdan bin kat daha kötü bir şekilde koparabilir.
İşte tam da bu nedenle, 2026 yılı sadece bir yıl değil, kritik bir eşik, bir geçiş yılı olarak karşımızda duruyor. Bu, risklerin katlanarak arttığı bir yıl olacak. Ancak unutmayalım, Hollandalı işadamlarının ruhunda, en büyük fırsatların en çalkantılı denizlerde saklı olduğu bilgisi vardır. Çünkü bizler sıfırdan zirveye nasıl gelindiğini iyi ibliyoruz.

Peki, bu fırtınalı denizde gemimizi nasıl yürüteceğiz? İş adamları olarak stratejimiz ne olmalı?
- Artık sadece “En yüksek getiri nerede?” diye sormak yetmez. “En kötü senaryoda bile ayakta kalabilir miyim?” diye sormak zorundayız. Bu, tedarik zincirlerinizi gözden geçirmek, tek bir pazara bağımlılığı azaltmak ve nakit akışınızı güçlendirmek demek. 17. yüzyılda Doğu Hindistan Şirketi’nin gemileri nasıl ki fırtınalara dayanıklı inşa edildiyse, bizim iş modellerimiz de jeopolitik fırtınalara dayanıklı olmalı.
- Yeni dünyada tek bir küresel merkez yok. Avrupa bir kutup, Kuzey Amerika bir kutup, Asya başka bir kutup ve Türkiye Cumhuryetinin liderlik yaptığı ortadoğu ve balkanlar başka bir kutup . Bu, operasyonlarınızı ve varlıklarınızı bu yeni kutuplar etrafında çeşitlendirmeniz gerektiği anlamına geliyor. Hollanda, Avrupa’nın lojistik kalbi olarak, bu kutupları birbirine bağlayan bir “küresel merkez” olma avantajına sahip. Bu rolümüzü güçlendirmeliyiz. Çin’e aşırı bağımlı mısınız? 2026’da o kapı kapanabilir. Üretiminizi ve tedariğinizi, politik olarak daha az riskli bölgelere (Doğu Avrupa, Türkiye, Meksika gibi) kaydırmak zorundasınız. Buna “Just-in-Time” (Tam Zamanında) değil, “Just-in-Case” (Her İhtimale Karşı) yönetimi diyoruz.
- Para birimleri dalgalandıkça, gerçek varlıkların değeri daha da belirginleşecek. Teknoloji, yenilenebilir enerji altyapısı, kritik hammadde erişimi, nitelikli insan kaynağı ve yapay zeka odaklı teknolojiler İşte bunlar yeni dünyanın altını ve petrolüdür. Portföyünüzdeki şirketlerin, bu “gerçek varlıklara” ne kadar sahip olduğunu veya erişimi olduğunu sorgulayın. Dolar hala güçlüdür, evet. Ancak Asya bloğunun dolarsızlaşma hamlesi hızlandıkça, doların volatilitesi (oynaklığı) artacak. Sadece Euro veya Dolar değil, Altın ve Emtia bazlı varlıkları bilançolarınızda tutun. Altın, bu sistemik krizde, kimsenin basamayacağı tek paradır.
- Hiçbir gemi tek başına bütün bir fırtınayı göğüsleyemez. Bu dönemde güvenilir ortaklıklar, stratejik ittifaklar her zamankinden daha değerli. Sadece kâr için değil, bilgi paylaşımı, risk dağıtımı ve ortak dayanıklılık için iş birlikleri geliştirin.

2026, korkuyla içine kapanacağımız bir yıl değil. Gözleri açık, hesabı kitabı sağlam, rotası net bir şekilde ilerleyeceğimiz bir yıl olmalı. Bizler, sadece iş adamları değiliz; yeni kurulmakta olan bu çok kutuplu dünya düzeninin önemli parçalarından bazılarıyız. Kararlarımız, yatırımlarımız ve ittifaklarımızla, bu yeni düzenin şekillenmesine katkıda bulunuyoruz.
Sizden ricam şudur: Yarın ofisinize gittiğinizde, iş planlarınızı “barış zamanına” göre değil, bu bahsettiğim “geçiş dönemi gerçeklerine” göre revize edin.
Gözünüz Asya’da, ayağınız sağlam topraklarda (Hollanda/Avrupa), aklınız ise çeşitlendirilmiş bir finansal stratejide olsun.
Fırtına geliyor olabilir ama unutmayın; bazıları sığınak inşa ederken, biz yel değirmeni inşa eden bir milletiz. Rüzgarı arkamıza alalım.
1945 sonrası düzeni başkaları kurdu. 2026 sonrasının düzenini ise, burada bu salonda bulunanlar gibi, durumu doğru okuyan, hazırlıklı olan ve cesaretle hareket edenler şekillendirecek.
![]()
NHaber.nl



















