Gazeteci Zeynel Abidin Kılıç’ın bu ay Doğuş Gazetesi’nde yazdığı yazının aşağıdaki bölümü Hollanda Türk Toplumunun son zamanlarda içten içe kanaya yarası durmunda… “Acaba benim hakkımda da ileri geri konuşulur mu; acaba bana da çamur atılır mı,” diye gölgesinden bile şüphelenen, insanların sessiz feryadına çığlık olmuş bir yazı.
Atılan çamur ve iftiralar bir yana Zeynel Abidin Kılıç’ın da dediği gibi sorgusuz sualsiz atılan yalan ve iftiralara inananların verdiği acı , Pir Sultan’ın dediği gibi dostun atttığı gül misali kaçımızı yaralamadı ki….
Zeynel Abidin Kılıç’ın yazısındaki o bölüm:
Çamur at izi kalsın mantığının iflası…
Son günlerde farklı sektörlerde hizmet veren iş adamlarımızı ziyaret ettim. Hepsi de bu ülkeye, insanlarına ve ülkemize ve insanlarına hizmet etmeyi görev bilmiş, vatansever, yardımsever, donanımlı insanlar. Hepsi farklı sektörde ama ortak bir noktaları var o da, genelde toplumun, özelde Hollanda Türk toplumunun daha iyi bir konuma gelmelerini istemeleri ve o yönde düşünce ve çözüm üretmeleri, faaliyet yürütmeleri…
Pek çoğunu ziyaretimiz sırasında dertli, sıkıntılı gördüm. Bunca yıldır sektörün en iyilerinden olmalarına rağmen, istenmeyen birileri tarafından kendilerine atfedilen karalama nedeniyle töhmet altında kaldıklarını üzülerek benimle paylaştılar. Onlar hakkındaki “şucu-bucu” şeklindeki yaftalama Hollanda’daki temsilcilerimizin de kulağına gitmiş ve başta elçiliğimiz olmak üzere bu kişilere karşı tavır ve mesafe konulmuş. Benim bu kişilerle bir çıkar ilişkim yok; onların yürüttükleri çalışmaların yakın şahidiyim. Onlar için söylenenlerin tamamen iftira, karalama olduğuna inanıyorum. Zira bu fitne odakları; kişisel husumeti olanları böyle bir karalamayla gözden düşürmenin, itibarsızlaştırmanın arayışı, çırpınışı içerisindeler. Bu gibilerinin söylediklerine itibar edilmemeli, bu manada suçlanan biri varsa, doğrudan onunla görüşülüp; durum kendisiyle konuşulmalı, yanlış bir adım atılmamalı, onurlu, şahsiyetli kişilerin isimleri karalanmamalı. Bu büyük bir vebaldir.
Kişinin kendisiyle görüşülmek istenmezse, onu tanıyanlar, STK temsilcileri devreye sokulmalı, onlardan bilgi alınmalı. Sadece bir ya da birkaç kişinin bu yöndeki beyanları ölçü ve doğru olarak kabul edilmemeli. Bir insanın bu kadar kolay harcanmaması gerek. Zira o duruma gelene kadar ne badireler atlatıyor ne emek ve mücadele veriyor; bunları görerek, bilerek hareket etmeli ve herkesin hakkını herkese teslim etmeliyiz. Bu durumda onlarla aramıza konulan mesafeler daha büyük ayrılıklara, düşmanlıklara zemin hazırlar.
Bu ülkede azınlık bir grup olarak zaten yığınla sorunlarımız var bir de birbirimizle uğraşmak, birbirimizi kırmak, karalamak gibi bir lüksümüz olmamalı. Geçmişte yaşanan bu tür olayların nasıl da yanlış yönlendirildiği ortaya çıkmışken, ne idüğü belli olamayan kişilerin başka birileri hakkındaki sözlerine itibar edilmemeli, onlara gereken söz söylenmeli, hadleri bildirilmelidir. Bugün benim hakkımda bu yalan bilgiyi sana getiren kişi, yarın da aynı kişi seninle alakalı yalan bir haberi bana getirebilir. Kaldı ki bizler konumumuz gereği herkese eşit mesafede olmalı, aynı derecede herkesi kucaklamalıyız. Yani demem o ki, vatansever bu insanlara hak ettikleri şekilde muamele edelim, kollayıp, gözetelim ve daha iyiye, güzele ulaşmak için onların bu yolculuklarında yanlarında olalım.



