Hafta sonu elverişsiz hava şartlarından dolayı evden çıkmayın. Tavsiyem bu yazıyı okuduktan sonra nostalji yapın Zeki Alasya Metin Akpınar’ın Yasaklar adlı oyununu izleyin…
…
Bir ünlü siyasetçimiz, “Yasaklar delmek için vardır” demişti… Haklıydı, yasaklamak insanda daha fazla merak uyandırıp hatta daha cazip hale getirmiyor mu? Yine blr başkası “Yaptırmak istediğiniz bir şey varsa “ Yasak” demeniz yeterli, derdi…
Çocukluğumuzdan itibaren duyduğumuz bir şehir efsanesi vardı… Çok ünlü bir sanatçı içln “ Devlet ona esrarı serbest etmiş, yoksa beste yapamıyormuş” derlerdi… Hala hayatta olan bu 80 küsürlük efsane hakkında bir başka söyleme geçmeden, uyuşturucu madde, esrar, eroin, kokain kelimelerini kullanmaya, söylemeye nedense otosansür koymuşlar… Kanunen blr yasak yok. Bakın google, neymiş şu yasaklı madde diye merak edenler bir yana yasaklı madde dediğimiz illetlerin hangi türü olursa olsun nerdeyse peynir ekmek gibi satılıyor, kullanma yaşı 12’ye düşmüş, biz hala çareyi kelimeleri yasaklamakta arıyorsunuz…
Mesela bir çok insanın kanser kelimesini söylemekten bile korktuğu için “ o lanet hastalık” dediği gibi bir şey…
O yüzden mi yasaklı madde dedikçe kullananlar artıyor, o yüzden mi o lanet hastalık dedikçe her geçen gün artıyor…
Neyse, sanat-medya dünyasında yasaklı madde kullananlara karşı son zamanlarda düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan tutuklanan isimleri görünce, “ Yok artık” diyoruz…
Öyle blr hale geldik ki çevremizde kim varsa potansiyel yasaklı madde kullanıcısı gözü ike bakar olduk…
Türkiye’ye mal olmuş sanatçının biri çıkıyor ben de 4 yıl kullandım sonra bıraktım diyebiliyor ulu orta…
Başta yazdığım şehlr efsanesi haline gelen esrar içmesi serbest denen sanatçı hakkında rahmeti Kemal Kırar Hollanda’da yaşadığı zamanlar anlatmıştı…
“O esrar üretilen mekanların duvarlarına sinen ince tozları kazıtır özel olarak toplatır kullanır ” derdi…
Türkiye’ye döndüğünde “ Kim milyoner olmak ister” yarışma programının sorularını yazan Kemal Kırar, tanıdığım dil bilimciler arasında açık ara birinci isimdi…
Sanat dünyasını yakından tanır, inanması zor anılarını anlatırdı…
Dil konusunda uzman olduğu kadar içki konusunda da uzmanlar uzmanıydı…
Mesela rakı deyince ilk akla gelen Aydın Boysan bile bence onun yanında kalfa bile olamazdı ki, Kemal dünyadaki tüm içkiler konusunda aynı derece bilgiye sahipti…
Hollanda’da olması dolayısı ile yasaklı yasaksız denemediği sulu, kuru, toz, hap konularında uzman sayılırdı, çünkü zaman zaman kullandığını itiraf ederdi…
Sağ elinin serçe parmak tırnağı küçük bir çay kaşığı büyüklüğünde ve hep uzundu, kesmezdi…
Yasaklı madde kullandığına tanık olmadım ama en içilmez yerde cebinde taşıdığı içkiyi kahve fincanına boşaltıp kahve içtiğine şahit oldum..
Nedir bu tırnağın özelliği dedim, sanki aptalca blr soru sormuşum gibi “ Cidden bilmiyor musun” dedi…
Bilmediğime inanınca “ Erkekler için blr kullanımlık ölçek, kadınların zaten tırnakları uzun ” dedi serçe parmağını tozşekerliğe uzatılan çay kaşığı gibi göstererek…
Sonra serçe parmaklarının tırnağı uzun olanları saydı isim isim…
Yıllarca kadın erkek demeden serçe parmaklarına baktım özellikle yeni tanıştığım insanların… 1981’den beri dolu blr otobüste serçe parmağından başka bir yerini görmediğim, serçe parmağından başlayıp beynimde resmini çizdiğim, bu serçe parmağın sahibinin Türkan Şoray gibi bir kadın olduğuna inanıp bir hayale platonik aşık olan ben, uzunca bir süre de erkeklerin serçe parmaklarına baktım….
Yaşasaydı kim bilir neler anlatırdı bu konuda, fakat, kitabımın arka sayfasına yazdıkları kaldı hatıra: işte şiirlerim ve kitaplarım hakkında yazdıkları..
Yavuz Nufel- NHaber.nl

