Yavuz Nufel

Ne olursanız olun, aklınıza mukayyet olun…

featured

“Yeni yıl ile birlikte yazılarına  ara verdin Yavuz bey, bak yazmasan da oluyormuş!” esprisini yapan yapana…

Espri güzel de hemen ardından gelen soru tüm güzelliğini gölgeliyor:  ama yazmamana sebep ne ola ki?”

Soruya bak soğan doğra… Soruyu soranların niyeti benden bir itiraf duymak aslında…

Bekliyorlar ki “He! kalemimi kırdılar, satın aldılar, susturdular, korkuttular…” diyeyim…

Ne var ki onlara verecek cevabım belli; “Ülen ne olacak, ben de etten kemiktenim, benim de bir günüm 24 saat…”

Afbeelding van WhatsApp op 2024 02 07 om 10.45.51 a97d945e

GOOGLE AMCA ŞAHİDİMİZDİR Kİ…

En son yazım 9 Ocak 2024 tarihinde yayınlanmış. Yazacak konuların çokluğu kadar benim de vaktimin çoğunu NHaber için haberler alıyor.

“Söylemesi ayıp diyorlar, ama yine de söylüyorlar ” diyen sevgili kardeşim Av. Deniz Urcun’u hatırlayarak söylemesi ayıp olmasın ama bir yılı birkaç ay geçmiş haber portalımızın ziyaretçi sayısı, gösterilen ilgi vs. bakıldığında geldiğimiz nokta sizlere olmasa da Google amcaya ayan.

Haliyle bu kadar başarı da emek ve zaman istiyor.

Öte yandan malumunuz Hollanda’ya göçün 60. Yılı dolayısı ile başladığımız Yavuz Nufel ile 1 Mekan 1 İnsan 5 Dakika programları beklediğimizin üstünde ilgi ile devam ederken, 60 bölüm olacak projemizin ilk 30 bölümü çekip Youtube üzerinde yayınladık, diğer bölümleri çekmeye devam ediyoruz.

Elbette bunları yazmasam olmaz!

 60. YILI BEN YAZARIM DİYEN DİYENE DE YAZACAK ADAM NEREDE?

Hollanda’da şu ana kadar göçün 60. Yılı ile ilgili etkinlik yapmak isteyen, projesi olduğunu söyleyen, atan-tutan; onlar (o) yapıyor biz ( ben ) neden yapmayayım diyen insanlar mantar gibi bitiverdiler.

Mesela hani şu Yunus adlı çocuğumuzun koruyucu aile olarak eş cinsel Hollandalı bir aileye  verilmesinin ardından mantar gibi türeyen “Koruyucu aile dernekleri” gibi.

Amaç Türkiye’den nemalanmak, protokollerde yer almak, bilmem ne derneği başkanı olarak lanse edilmek gibi getiriler…  Az şey mi?

Fakat beklenen olmayınca ortalıkta ne fason başkanlar kaldı, ne tabela dernekleri…

İlk maddi beklenti YTB ( Yurt Dışı Türkler Başkanlığı, oraya proje sunmak, takip etmek ise ayrı mesele, ayrı bir yazı konusu ki, gerçekten “Yazmasam Olmaz” )

Şimdi göçün 60. yılı  ile ilgili hepsi değil ama sözüm ona birkaç proje de aynı mantık.

Adını yazmaktan aciz insanlar ama oradan buradan bulduğu birkaç fotoğraf, intihal ettiği birkaç öykü ile kalkmışlar Avrupalı Türklerin tarihini yazıyorlarmış mış da, yazacaklar mış mış da…

Diğer ülkeleri bilmem ama bu ülkede (Hollanda’da)  bu destanı yazmış, bundan sonrasını yazacak (manzum olarak ) ikinci bir kişi göremiyorum.

Eğer yazılacaksa, yazabilecek üç kişiden birisi İlhan Karaçay’dır birisi  Veyis Güngör’dür, birisi de kim mi?

İSTANBUL’DAN YEREL SEÇİM TAHMİNİ İLE DÖNDÜM

Türkiye’den yeni döndüm, klavyemin tozu ile yazıyorum. Türkiye seçim atmosferine girmiş. Her seçim öncesi tahminlerimi yazıyorum yüzde 95 gibi de tutuyor. Bir şey bildiğimden değil Abdala malum oluyor diyelim ya da sokağın nabzını iyi tuttuğumdan olabilir.

Bir önceki seçimlerde İstanbul’u İmamoğlu alır büyük farkla dediğimde bana en müsait yerleri ile gülenler, seçimler tekrarlanınca benim ilk söylediğime yakın bir farkla kazanmıştı. Oysa iptal edilen seçimlerde İmamoğlu 15-20 bin oyla kazanmış görünüyordu, seçimler tekrar edildi fark bir milyona çıkmıştı.  Bu seçim için gözlemim ise şu:

31 Mart seçimlerini Murat Kurum açık ara farkla kazanır.

Nedenini, nasılını bilmem…

Şimdi birkaç çorba kılı çıkıp çorbama düşecek, laf sokacak belki hakaret edecek ama olsun, birkaç klavye kahramanı Denizli horozluğu yapacak diye yazmayalım mı yani.

Alper Gezeravcı, ilk astrotumuz , hakkında çok yazıldı konuşuldu ve hala devam ediyor. Ben de herkes gibi gurur duydum. Ama zaman zaman mizah yaptım. Mizah ciddi iştir ve kıvrak zeka ürünüdür.

Sen geri zekalıysan ben ne yapayım arkadaş.

Benim için atmosferi çıkan kim olursa olsun astronottur.

Türkiye 55 milyon ödemiş, ödeyecek tabi, sen şuradan giderken, bu hava alanının  burada işi var dediğin hava alanını  (Sabiha Gökçen )  yılda sen dahil 45 milyon insan kullanırken para ödemiyor mu?

Tartışalım konuşalım ama hakaret etmeden amasız, fakatsız…

Sosyal  medyada Alper Gezeravcı ile ilgili iki mizahi paylaşım o kadar çok izlendi ve belirli insanlar tarafından tepki aldı ki anlatmam…

Ne diyeyim; başınıza Alper Gezeravcı kadar göktaşı düşsün…

“TUT  İŞİN UCUNU GÖTÜRELİM ABİ…”

Bir karar aldım yazılarımı  artı-eksi 500 kelimede sınırlamak istiyorum…

Sizler bu yazıyı okurken ben bundan sonraki “Yazmasam olmaz”lar hakkında başlıklar arıyor olacağım.

Mesela:

  • Önce sağlıklı düşünce sonra merkez!
  • “ Keskin Sirke” küpünü yerim senin.
  • “ Götürmek”
  • Enkaz altında kalan insanlık
  • 17 Ağustos’tan 6 Şubat’a ölüm yolu…

Başlıklar taslak olarak şimdilik böyle…

Afbeelding van WhatsApp op 2024 02 07 om 10.48.49 4106a86e
90’lı yıllarda Ali Aksan’a çizdirdiğim karikatür…

İki yüzlü insan bulmak günümüzde o kadar zor ki… 

Çünkü günümüzde insanlar tavla zarı bibi altı ( 6) yüzlü, olaylar o kadar hızlı ki düşünce gücü hızı yetmiyor, düğümleri/ sorunları çözmeye çalışırken  bir de bakmışsınız kördüğüm olmuşsunuz.  O ilgi alanınıza girmeyen konulara balıklama dalmanın manası yok, aklınıza mukayyet olun…

Kalın sağlıcakla…

Yavuz Nufel- NHaber.nl

 

Ne olursanız olun, aklınıza mukayyet olun…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Yine size mizahınıza bilginize uygun yazmışsınız.
    Kaleminize pardon klavyenize sağlık.

    Cevapla