Hollanda’da görev süreleri dolan Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan ile birlikte Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, Deventer Başkonsolosu Büyükelçi Hakkı Emre Yunt ve Rotterdam Başkonsolosu Sevgi Kısacık, Lahey Büyükelçiliği konutunda düzenlenen veda resepsiyonu ile Hollanda’ya veda etti.
Hollanda’daki bazı Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, diplomatlar, müşavirler, Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, iş insanları ve vatandaşlardan oluşan davetli toluluğu veda resepsiyonuda hazır bulundu.
Çeşitli yayın organlarında yer alan bilgilere göre, “Duygusal anların yaşandığı gecede, görev sürelerini tamamlayan diplomatlar yaptıkları konuşmalarla Hollanda’daki çalışma dönemlerini ve kurdukları dostlukları anlattı.”
Yine veda resepsiyonuna ait görüntü ve fotoğrafların sosyal medya hesaplarında paylaşılması resepisyona davet edilmeyen, bir çok insanın tepkisine yola açtı.
Hollanda’da başarılı iş insanlarımızdan Kadri Soğukçeşme, başta kendisi olmak üzere kendisi gibi düşünen bir çok vatandaş adına yazdığı ve basın mensuplarına yolladığını söylediği yazı aynen şöyle:

Vefa, Temsil ve Kapsayıcılık Üzerine
Sayın Büyükelçi Fatma Hanım’ın veda programının, Hollanda Türk toplumunun tamamını kucaklayan ve toplumun farklı kesimlerini yeterince temsil eden bir görüntü ortaya koymadığını üzülerek ifade etmek gerekir.
Her büyükelçi göreve başladığında, toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede duracağını, farklı görüş ve anlayışları gözeterek herkesi kucaklayacağını ifade eder. Bu anlayış, yalnızca bir diplomatik nezaket değil; aynı zamanda temsil makamının taşıdığı önemli bir sorumluluktur.
Ancak söz konusu veda programındaki davetli profiline bakıldığında, Hollanda Türk toplumunda uzun süredir dile getirilen bazı kırgınlıkların ve temsil sorunlarının maalesef giderilemediği görülmektedir.
Yıllarını Hollanda Türk toplumuna adamış, sosyal, kültürel, ekonomik ve sivil alanda gönüllü olarak hizmet etmiş; hiçbir karşılık beklemeden emek vermiş çok sayıda değerli insanın böylesine anlamlı bir programda yer almaması ciddi bir eksikliktir.
Topluma hizmet eden insanların yalnızca ihtiyaç duyulduğunda hatırlanması, buna karşılık yıllarca emek veren insanların önemli buluşmaların dışında bırakılması, toplumda haklı bir kırgınlık ve aidiyet duygusunda zedelenme meydana getirmektedir. Daha da önemlisi, fedakârca hizmet eden insanların zaman içerisinde “nasıl olsa görülmüyoruz” düşüncesine kapılmasına ve toplumsal çalışmalardan uzaklaşmasına neden olabilmektedir.
Bu konunun toplum içerisinde uzun süredir konuşulduğu bilinmektedir. Ancak birçok insan, çeşitli gerekçelerle düşüncelerini açıkça ifade etmekten çekinmektedir. Oysa eleştiri, doğru yapıldığı sürece bir kırgınlık değil; kurumların kendisini geliştirmesi için önemli bir fırsattır.
Söz konusu veda programı yalnızca bir Büyükelçiliğin vedası olarak değerlendirilmemelidir. Hollanda’daki üç Başkonsolosluğun da içinde bulunduğu, toplumun farklı bölgelerinden ve farklı kesimlerinden insanları bir araya getiren, temsil niteliği taşıyan önemli bir buluşmadır.
Bu nedenle davetlerin; kişisel yakınlıklardan, dar çevrelerden veya belirli gruplardan bağımsız olarak, Hollanda’nın farklı şehirlerinde ve bölgelerinde yaşayan; iş dünyasından sivil toplum kuruluşlarına, akademiden kültür ve sanata, gençlerden kadınlara kadar toplumun farklı kesimlerine katkı sunan insanları kapsayacak şekilde hazırlanması daha doğru ve daha hakkaniyetli olacaktır.
Büyükelçilik gibi devletimizi ve milletimizi temsil eden makamların en önemli güçlerinden biri, toplumun tamamına eşit mesafede durabilme ve farklı kesimleri aynı çatı altında buluşturabilme kapasitesidir.
Gelecekte benzer kırgınlıkların yaşanmaması adına, bu tür programlarda davet listelerinin daha kapsayıcı, dengeli, objektif ve şeffaf bir anlayışla hazırlanması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü diplomasi yalnızca protokol değildir. Diplomasi aynı zamanda insanı görmek, emeğe değer vermek, farklılıkları kucaklamak ve vefayı yaşatmaktır.
Kadri Soğukçeşme



