Hollanda’daki seçimler öncesi sıkça duyduğumuz “İslamlaşma” lafı, aslında Müslümanların iyi entegre olduğunu gösteren toplumsal katılımlarını kötü göstermeye çalışan, ne olduğu belirsiz bir kavram diye eleştiriliyor.
Hollandalı yazar Alihan Uzun, Trouw gazetesinde yayımlanan makalesinde, siyasi tartışma programlarında sıkça duyulan “İslamlaşma” teriminin belirsiz ve korku yaratan bir çerçeve olduğunu savundu.
“Emansipasyonun Başarısı Korku Olarak Sunuluyor”
Uzun, Hollanda’daki Müslüman nüfusun yalnızca yüzde 5 olmasına rağmen, bu terimin sanki ülkenin ele geçirilmekte olduğu izlenimi yaratmaya çalıştığını belirtiyor. Oysa gerçekte, Hollandalı Müslümanların toplumda artan görünürlüğü, başarılı bir emansipasyon sürecinin sonucu.
Misafir İşçi Çocuklarının Yükselişi
Genç bir Hollandalı Müslüman olan yazar, 1970’lerde Türkiye’den misafir işçi olarak gelen dedesinin hikayesini paylaşıyor. Dedesi torunlarına şu mesajı vermişti: “Dilinizi mükemmel konuşur, çok çalışır ve üst düzey pozisyonlara gelirseniz, Hollanda toplumunun tam değerli bir parçası olacaksınız.”
Bu vaadin artık gerçekleştiğini vurgulayan Uzun, Hollanda’da doğup büyüyen Müslümanların eğitimde, iş dünyasında, kamu sektöründe, siyasette, sanatta ve tiyatroda başarılı olduklarını belirtiyor. İşçi göçmenlerinin torunları için artık entegrasyon değil, katılım ve emansipasyon söz konusu.
“Çok Sık Müslümanla Karşılaşmak”
Uzun, bu olumlu gelişmenin aslında çokkültürlü toplumu reddeden siyasetçileri ve kanaat önderlerini rahatsız etmemesi gerektiğini ifade ediyor. Ancak tam tersi oluyor ve yeni bir korku terimi ortaya atılıyor: “İslamlaşma”.
Yazara göre, tam olarak ne anlama geldiği belli olmayan bu kavram, insanların belediyede, sınıfta veya sokaktaki bir girişimci olarak “çok sık” bir Müslümanla karşılaşmaktan duyduğu rahatsızlıktan kaynaklanıyor.
Makale Hollanda’nın önde gelen gazetelerinden Trouw’da yayımlandı.
Haber:Nhaber.nl



