Yaradan’dan ötürü yaradılanı seveceğim de Bi’çare Yunus olmadığım için zaman zaman zorlanıyorum. Ağzımı da bozmak istemiyorum… Ninem rahmetli çok ve boş konuşanlar için “ Kenef ağızlı” derdi…
Daha düne kadar yazarlığıma, şairliğime, gazeteciliğime övgüler dizen hanımlardan bazıları bir önceki yazıma nineminvari sözler söylemişler.
Teşekkür yağmuruna tutulacağımı beklemiyordum ama bu kadarını da tepkiyi de beklemiyordum aslında.
“MÜSİAD Kadın Kolları neden kaldırıldı!” başlıklı yazıma kimisi sadece başlığıa bakıp yorum yapmış, kimisi de içeriği beğenmemiş..
“Sen de yazar mısın?” diye en insaflı eleştiriyi kaale alarak ben de insaflı hem de Mustafa Topaloğlu’nun “ Parmağına yüzükler, koluna bilezikler” melodisi eşliğinde yazıyorum bu yazımı…
Hele bi sakin olun,
Bu ne şiddet bu ne celal,
köfteden buyurun etlerimiz helal.
Sanki ellerinden yatlarını katlarını almışım da ocaklarına incir ağacı dikmişim…
Sizin derneğiniz henüz kadın kollarını kaldırmadı, panik yapmayın… Anladım, şimdi MÜSİAD’ı örnek alıp her dernek kadın kollarını kaldırısa ne olur, değil mi?
Bak şu işe, su değdi çürük dişe…
Kurufasülyeyi Yanına Soğan Kırarak Yiyenler ve Yellenmek için Sevenler Derneği‘nin kadın kolları başkanı aynı derneğin Erkek bacakları başkanı olup protokollerde oturanlar, oturdukları sandalyenin çivisi çıkasıcalar, yedikleri pilavdan taş çıkıp da dişini kırasıcalar, başkanlık koltuğunun yayları baldırlarına batasıcalar sizi…
Size eşit olun, baş olun, başkan olun diyorlar; siz, sakatatçı kasap gibi kol bacak, kelle paça işkembe olmak bize yetiyordu diyorsunuz..
2025 yılına gelmişiz ortada öküz yok, sofra çoktan hayatımızdan çıkmış siz hala sofradaki yerimiz öküzden sonra gelir diyenlerden misiniz? O halde yapcağınız en en akıllı iş bir tabure bulup ahırdaki inekleri sağmak.. Kadının yeri öküzümüzden sonra geldiğini kabullenmiş insanların kolları inek sağmaktan başka ne işe yarar kısaca bakalım:
Bilezik takmaya,
Hamur açmaya,
Çapa yapmaya,
Orak biçmeye,
Beşik sallamaya,
Leğende çamaşır yıkamaya, asmaya,
Saç taramaya,
Ayna tutmaya,
Cımbız sıkmaya
Pazarda çanta taşımaya mı?
Evet diyorsanız ben de inammadığım “kadının kurdu kadındır” sözüne inanırım bundan sonra.
Ki, yıllardır Cennet anaların altında diyenlere hep; Hiç düşündünüz mü, ayakları altında Cennet olan kadının ellerinde, yüreğinde, beyninde ne vardır, der kadını o kadar yüceltmeye çalışırdım ki bu cahil( !) halimle…
Bilememişim kol başkanlığı yetiyormuş da bilememişim…
“Köşe başı beklerim, vay benim emeklerim””
Hayatında bırakın köşe yazısı okumayı, kese kâğıdının ham maddesinin gazete olduğunu zannederek büyüyüp, günümüzün sosyal medya bilgesi, entellektüeli olanlara yazılarımı beğendirmektense, bu yaşıma kadar hendek atlattığım develerle biraz daha ilgilenip astronot olarak Mars’a göndermek çok daha kolay çok daha akıllıca bence, ama neyse; ya bu deve ya bu diyar mı? Devede benim diyar da; Develeri gütmek var, bu diyardan gitmek yok.
Her başarılı erkeğin arkasında blr kadın vardır sözüne kafayı 20’li yaşlarda takıp, hayır her başarılı erkeğin yanında hatta önünde, arkasında bir kadın var derken ben, 45 yıl sonra bakıyorumda, bir arpa boyu yol alamamışım…
Arpa dedim de aklıma geldi:
Aman, arpa buğday daneler
Aman yıkılsın meyhaneler,
Aman Teriz elin kırılsın,
Aman dar geliyor düğümeler…
Olmadı mı beğenilmedi mi güzelim türkü, o halde Parmağına yüzükler, koluna bilezikler sarılsın Mustafa Topaloğlu der, mevzuyu kapatırım…
Geçen günlerde yine aynı otelde düzenlenen bir etkinliği herhangi bir vıttırı vızzık derneklerin kadın kolları akıl etmedi, düzenlemedi, orkestra şefi olmadı da yine bir erkek mi oldu, diye boşa hayıflanmışım. Benzini shellden, akılı kelden alacaksın sözünün sırf kafiye tutturmak için saçmalandığını zannerdim ki, bu noktada da yanılmışım galiba. Mustafa Özcan beni görünce keldaşı merhum pehlivan kel Aliço gibi el ense çekip burnunu yere sürtmez inşallah..
On beş kızı bir şişe lavantaya kandırıp mapusdamlarına düştüğü halde akıllanmayan üstelik, türkü yakan sapığın türküsü ile düğün, kına, eğlence vs etkinliklerde kol büküp gerdan kıvıranların benim yazılarım saçma, gereksiz bulmaları kadar normal ne olabilirki…
Kurufasülyeyi yanına soğan kırarak yiyen ve yellenmek için sevenler derneği kadın kolları başkanı olsan kaç yazar, aynı deneğin erkek bacakları olsan kaç yazar…
Yaza yaza acıktım, yazdıklarıma yekün tutup bu yakınlarda herhangi bir kermes bulup, kol böreği, yoksa gözleme-mözleme yiyemde karnımı doyurayım.
Aç karına linç edilmek istemem başkanlarım…
Yavuz Nufel- NHaber.nl












