“Ailem Güvende” adı verilen operasyonlar 15 ile yayılırken, en az 31 kişi tutuklandı, 126 kişi ise protestolar sırasında gözaltına alındı. Soruşturmalarda yalnızca dernek faaliyetleri değil; fuhuş, müstehcenlik, uyuşturucu, çocukların uygunsuz içeriklere maruz bırakılması ve yurt dışından aktarılan fonların faaliyetlerle bağlantısı da mercek altına alındı.
Türkiye’de LGBTİ+ dernekleri ve bu yapılarla bağlantılı olduğu belirtilen kişi ve işletmelere yönelik operasyonlar genişliyor. “Ailem Güvende” adı verilen soruşturmalar İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin merkezli olmak üzere toplam 15 ile uzanırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldığını açıkladı.
Son gelişmelerle birlikte en az 31 kişinin tutuklandığı, operasyonlara karşı düzenlenen gösteriler sırasında ise 126 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Reuters’ın aktardığına göre tutuklamalar Ankara, İzmir ve Mersin’deki soruşturmaların yanı sıra diğer illerde yürütülen adli süreçleri de kapsıyor.
Soruşturmanın kapsamı sadece dernek faaliyetleriyle sınırlı değil
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “fuhuş”, “müstehcenlik” ve “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak veya satın almak” suçlamaları bulunuyor.
12 ilde gerçekleştirilen ilk operasyonlarda 38 şüpheliye yönelik 38 adres ile 10 işletme ve 6 LGBTİ+ derneğinde arama yapıldığı açıklandı.
Aramalarda savcılık açıklamalarına göre; uyuşturucu ve uyarıcı maddeler,
* 10 gram kokain,
* 9 gram esrar,
* sentetik haplar,
* enjektör ve iğneler,
* yaklaşık 2 bin şişe kaçak alkol,
* ruhsatsız tabanca,
* kamera kayıt cihazları ve cep telefonları
ele geçirildi. Bir işletmenin de ruhsat faaliyetlerine aykırı hareket ettiği gerekçesiyle mühürlendiği bildirildi.
Burada önemli nokta, ele geçirilen malzemelerin tamamının doğrudan LGBTİ+ derneklerine ait olduğunun söylenmemesi gerektiğidir. Soruşturma kapsamında dernekler, işletmeler, konutlar ve kişiler hakkında farklı suçlamalar üzerinden işlem yürütülüyor.
Çocuklar da soruşturmanın önemli başlıklarından biri
Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonların gerekçesini anlatırken çocukların, gençlerin ve ailelerin korunmasını özellikle vurguladı.
Bakanlığın açıklamasına göre soruşturmalarda çocukların cinsel içeriklere maruz bırakılması ve çocuklara yönelik uygunsuz içerik faaliyetleri de inceleniyor. Gürlek, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik ve fiziki takip, tanık ifadeleri, dijital incelemeler ve görüntü kayıtları sonucunda operasyonların gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bu noktada soruşturmanın konusu ile LGBTİ+ kimliğinin kendisini birbirinden ayırmak gerekiyor. Yetkililerin soruşturduğu hususlar, açıklamalarda belirli suç ve faaliyet iddiaları üzerinden tanımlanıyor.
Yurt dışından gelen fonlar da MASAK incelemesinde
Operasyonun dikkat çeken bir başka boyutunu ise yurt dışı finansmanı oluşturuyor.
Adalet Bakanı Gürlek, MASAK incelemelerinde bazı LGBTİ+ derneklerine yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek miktarlarda fon aktarıldığının tespit edildiğini söyledi.
Bakan, söz konusu paraların kaynağının ve bu para hareketlerinin soruşturma konusu faaliyetlerle bağlantısının araştırıldığını açıkladı. ([Basin][5])
Dolayısıyla şu aşamada “yurt dışından fon alan bütün dernekler suç işledi” şeklinde bir sonuç çıkarmak mümkün değil. Ancak yurt dışı fonlarının hangi amaçlarla kullanıldığı ve soruşturma konusu faaliyetlerle herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığı**, adli ve mali soruşturmanın önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
“Masum bir sivil toplum faaliyeti mi, yoksa suç iddiaları mı?”
Operasyonlarla birlikte Türkiye’de LGBTİ+ yapılanmalarının faaliyetleri konusunda yeni bir tartışma da başladı.
LGBTİ+ kuruluşları kendilerini insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olarak tanımlarken, hükümet soruşturma kapsamındaki bazı kişi, dernek ve işletmeler hakkında **fuhuş, müstehcenlik, uyuşturucu ve çocukların uygunsuz içeriklere maruz bırakılması** gibi ciddi suç iddialarının bulunduğunu belirtiyor.
Bu nedenle yürütülen soruşturmayı yalnızca “LGBTİ+ kimliğine yönelik operasyon” şeklinde değerlendirmek, savcılık dosyasındaki suçlama başlıklarının tamamını yansıtmayabilir.
Öte yandan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty başta olmak üzere bazı uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri, operasyonların LGBTİ+ sivil toplum kuruluşlarını ve hak savunucularını hedef aldığı görüşünü dile getirdi. Yetkililer ise operasyonların çocukları, aileyi ve toplum düzenini korumaya yönelik olduğunu savunuyor.
Tutuklama sayısı 31’e çıktı
15 Eylül itibarıyla Reuters’ın aktardığı bilgilere göre operasyonlar kapsamında en az 31 kişi tutuklandı. Aynı gün Ankara ve İstanbul’daki protestolar sırasında 126 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Ankara’da Kaos GL yöneticileri ve üyeleri hakkında da adli süreç başlatıldı. DW Türkçe’nin aktardığına göre Ankara’da tutuklanan 8 kişinin dosyasında Dernekler Kanunu’na muhalefet ile müstehcen yayınlara ilişkin suçlamalar da yer aldı. ([DW English][6])
Soruşturmanın sonucu bekleniyor
Türkiye genelinde genişleyen “Ailem Güvende” operasyonları, LGBTİ+ derneklerinin faaliyetlerinden yurt dışı finansmanına, dijital içeriklerden fuhuş ve uyuşturucu iddialarına kadar çok sayıda başlığı aynı soruşturma dosyalarında bir araya getirmiş durumda.
Ancak operasyon kapsamında yöneltilen suçlamaların önemli bölümü henüz soruşturma aşamasında. Tutuklama veya gözaltı kararı, kişinin kesin olarak suçlu bulunduğu anlamına gelmiyor. Nihai hukuki değerlendirme, soruşturma ve yargılama süreçlerinin tamamlanmasıyla ortaya çıkacak.
Türkiye’deki tartışmanın bundan sonraki aşamasında ise üç başlığın özellikle önem kazanması bekleniyor: Soruşturma dosyasındaki somut suç delilleri, yurt dışı fonlarının hangi amaçlarla kullanıldığı ve çocuklara yönelik olduğu belirtilen faaliyetlere ilişkin adli bulgular.
Bu versiyonda özellikle“LGBTİ+ yapılanmalarının tamamını suçlu ilan eden”bir dil kullanmadım; bunun yerine savcılığın somut suçlamalarını ve Bakanlığın fon/çocuklarla ilgili açıklamalarını öne çıkardım. Böylece haber daha sert bir içerik taşıyor ama iddia ile kesinleşmiş suç arasındaki hukuki ayrımı da koruyor.
Nhaber Haber Merkezi
