Hollanda’da hayvanların bayıltılmadan dini usullere göre kesilmesine yönelik yasal istisnanın kaldırılmasını öngören 36 769 sayılı kanun teklifi tartışılmaya devam ediyor. UID Hollanda, Başkan Ertuğrul Kurt öncülüğünde yayımladığı basın açıklamasında, teklifin Müslüman ve Yahudi toplumlarının dini özgürlüklerini doğrudan etkileyebileceğini belirterek mevcut yasal güvencelerin korunması çağrısında bulundu. UID ayrıca K9 ve Dini Özgürlükler ve Hayvan Refahını Koruma Komitesi (CBRVD) tarafından başlatılan imza kampanyalarına destek verdi.
UID Hollanda’dan din özgürlüğü vurgusu
UID Hollanda, 2 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı basın açıklamasında, Hollanda’da gündeme gelen 36 769 sayılı kanun teklifine ilişkin endişelerini kamuoyuyla paylaştı.
UID Hollanda Başkanı Ertuğrul Kurt’un imzasıyla yayımlanan açıklamada, hayvanların bayıltılmadan dini usullere göre kesilmesine ilişkin mevcut yasal istisnanın kaldırılmasının, ülkede yaşayan Müslüman ve Yahudi toplumlarının dini yaşamı üzerinde önemli sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.
Açıklamada, din ve vicdan özgürlüğünün demokratik hukuk devletinin temel taşlarından biri olduğu hatırlatılarak, Hollanda Anayasası’nın 6. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinin inanç özgürlüğünü güvence altına aldığı belirtildi.
UID Hollanda’ya göre bu özgürlük, yalnızca kişinin inancını açıklamasını değil, aynı zamanda inancını günlük yaşamında uygulayabilmesini de kapsıyor.
“Helal kesim dini inancın bir parçasıdır”
Basın açıklamasında, Müslümanlar ve Yahudiler açısından dini usullere göre kesimin yalnızca bir gıda tercihi veya gelenek olmadığı, doğrudan dini hükümler ve inançlarla bağlantılı olduğu vurgulandı.
Bu nedenle söz konusu uygulamaya yönelik bir yasağın, sadece mevzuat değişikliği olarak değerlendirilemeyeceği, dini inancı yaşama alanını da etkileyebileceği kaydedildi.
UID Hollanda, hayvan refahının önemli bir toplumsal mesele olduğunu ve hayvanların gereksiz acı çekmesinin önlenmesi gerektiğini kabul ettiğini belirtti. Ancak açıklamada, hayvan refahı ile din özgürlüğünün birbirine karşıt iki değer olarak görülmemesi gerektiği ifade edildi.
Her iki konunun da dikkatle değerlendirilmesi ve siyasi kararların ilgili toplulukların hakları gözetilerek alınması gerektiği vurgulandı.
Mevcut yasal düzenlemelerin incelenmesi istendi
UID Hollanda, ülkede dini usullere göre kesim konusunda hâlihazırda bazı yasal düzenlemelerin, denetim mekanizmalarının ve mutabakatların bulunduğuna dikkat çekti.
Açıklamada, 2012 yılında imzalanan ve 2017 yılında daha sıkı kurallarla yasal güvenceye kavuşturulan Dini Usullere Göre Bayıltılmadan Kesim Sözleşmesi’nin de mevcut düzenlemeler arasında yer aldığı hatırlatıldı.
UID, herhangi bir yasak kararı alınmadan önce bu düzenlemelerin ne ölçüde uygulandığının bağımsız biçimde değerlendirilmesini ve alternatiflerin ciddi şekilde araştırılmasını istedi.
K9 ve CBRVD imza kampanyalarına destek
UID Hollanda açıklamasının önemli başlıklarından biri de devam eden imza kampanyaları oldu.
Kuruluş, K9 ile Comité Bescherming Religieuze Vrijheden en Dierenwelzijn (CBRVD) tarafından başlatılan imza kampanyalarına destek verdiğini duyurdu.
UID Hollanda, toplumun her iki kampanyaya da katılmasını ve kampanyaları çevresiyle paylaşmasını istedi.
Açıklamada ayrıca kanun teklifinin sahiplerine, Hollanda hükümetine ve Temsilciler Meclisi’ne çağrıda bulunularak Müslüman ve Yahudi toplumlarının karar alma süreçlerine eşit muhataplar olarak dahil edilmesi gerektiği belirtildi.
Dini inançları doğrudan etkileyen kararların, ilgili topluluklarla anlamlı bir diyalog kurulmadan alınmaması gerektiği ifade edildi.
Ertuğrul Kurt: “Din özgürlüğü bir lütuf değil, temel bir haktır”
UID Hollanda Başkanı Ertuğrul Kurt imzasıyla yayımlanan açıklamanın temel mesajı, dini özgürlüklerin yalnızca çoğunluk için değil, toplumdaki bütün inanç grupları için güvence altında tutulması gerektiği oldu.
Açıklamada şu ifadeye yer verildi:
“Din özgürlüğü, çoğunluğun azınlığa bir lütfu değildir. Herkes için güvence altında kalması gereken temel bir haktır.”
UID Hollanda, Hollanda gibi farklı inançların bir arada yaşadığı bir toplumda azınlık haklarının korunmasının demokratik hukuk devletinin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirterek, tartışmanın karşılıklı diyalog ve toplumsal uzlaşı çerçevesinde yürütülmesi çağrısında bulundu.
NHABER.NL – Hollanda Gündemi




