Yavuz Nufel

Götüren götürene ama…

featured

Götüren götürene ama…

Güzel, zengin Türkçemizde “Götürmek” fiili herhangi bir şeyi veya kişiyi bir yerden alıp başka bir yere aktarmak, taşımak, iletmekten çok daha fazla anlam içermektedir. Kime, neye, neyi, nereye, nasıl götürmek?

Afbeelding van WhatsApp op 2024 02 12 om 11.19.00 67154946

Bir akşamcı için  götürmek içtiği içkinin miktarı, şişe sayısıdır…

– Arkadaşlarla iki 70’lik götürdük, bir 35 lik götürdüm, muhabettini bilemeyen, duymayanınız var mı?

Bir obura göre götürmek yediği yemeğin tabak sayısıdır hele bir de beleş ise…

-Valla iki tabak, üç tabak götürdüm, der acıkana kadar konuşur…

Bir zamparaya, hovardaya,  gözü dışarda birine göre  yatağa attığı kadındır…

-Kardeşin o hatunu da götürdü diye başlar konuşmaya, götürdüğünü, götürmediğini sıradakini anlatır da anlatır…

Sokak jargonu, kabadayılık dünyası mafya hesaplaşmasında  götürmek, ortadan kaldırmak, öldürmek demektir…

-Abi bu işler böyle bak adamı nasıl götürdüler, muhabbeti başlar bir süreliğine…

Son bir örnek de gözünü para hırsı bürümüş,  aklı fikri kimin ne alıp sattığına ne kadar kazandığı ile kafayı bozmuşlar için götürmek  vardır ki,  ben nasıl da düşünemedim bu işe girmedim hayıflanmasının şeklidir.

-Adam malı götürdü abi…

En  güzel götürmek fiilinin yakıştığı cümle bence şu:

-Anne çocuğunu okula götürdü.

Şimdi diyorsunuz ki bu kadar girizgâh niye, lafı nereye götürecek

Ha, bir de fırıldaklığın ölçüsünü anlatmak için kullanılan deyim var…

– O varya o, insanı sulu dereye götürür, susuz diye getirir…

Beni bu yaşıma  kadar yukarıda bahsettiğim  şıklara örnek olacak şekilde kimse hiç bir yere götürmedi hatta bizim zamanımıza anneler çocuklarını okula bile götürmez çocuklar kendi giderdi…

Hiç götürülmedik değil elbette, toplam 3-4 kez topluca görüldüğüm de oldu.

Allah rahmet eylesin Ferruh Başaran Sultan Hava Yolları’nın acentalar toplantısı için bir iki kez bir uçak dolusu insanı İstanbul’a götürmüştü.

Unutmadım, hemen hadi len demeyin!

İki kez de hükümetlerle suyun öteki tarafındaki ağlak et ile tırnak olduğu yıllarda Türkçe Olimpiyatları ve Tuskon için yine topluca götürülmüşlüğümüz vardır…

Deprem,  99 yılında bizzat yaşadığım için benim zayıf noktam, kırmızı çizgim…

6 Şubat depremi sonrası kendimce kendime göre ben de birşeyler yapmaya çalıştım…

BM Life depremzede çocuklar için tablet  kampanyası  başlattı, eşe dosta haber saldık, fuarda kitap sattık geliri ile kampanyaya destek verdik.

Masraflarımızı kendimiz karşılıyoruz, eğer sen de kendi masraflarını karşılarsan “ gel” dedi BM Life ekibi.

Seve seve gittim, gördüm yazdım…

Aradan aylar geçti hala aynı terani, aynı geyik, aynı dedikodu,  aynı makam…

Götürdü, götürmüş sorularından gına geldi!

Son kez yazıyorum:  Ben Hatay’a  tüm masraflarımı  cebimden  karşılayarak gittim. Beni kimse götürmedi!…

Bu konuda sorusu, süphesi olan varsa, imalı imalı; lastikli lastikli konuşulursa işte o zaman ben  “Yazmasam olmaz”larımda  “ götürmek” fiilinin yep yeni bir anlamını bulursunuz.  Depremin üzerinden bir yıl geçmiş, koyun can derdinden kasaplar deprem kurbanları ile fotoğraf çektirip reklam derdinde …

Şimdilik bu kadar  “Yazmasam olmaz’dı”

Küpelik: Konuşun ama kime  ne dediğinizi hatırlamayacak kadar fazla konuşmayın! Kime demişim diye sormak o kadar çok insana söyledim ki lafı sana getiren kim demektir, NOKTA!

Yavuz Nufel- NHaber.nl

 

Götüren götürene ama…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 12 Şubat 2024, 12:39

    Uzme kendini sevgili kardesim kisi karsisindakini kendi gibi bilirmis sana onu soyleyenler goturmeye alistiklari icin herkeside kendileri gibi biliyor eline yuregine saglik basarilarin daim olsun sevgiler selamlar

    Cevapla