Bazen insan yaşadığı ülkeyle gurur duyar.
“Burada hukuk var, adalet var, kimse kimliğinden dolayı yargılanmaz” diye düşünür.
Hollanda da çoğumuz için hep böyle bir yerdi.
Ama son günlerde ortaya çıkan haberler insanın içini rahat bırakmıyor.
Bazı belediyelerin, Müslüman topluluklar hakkında gizli araştırmalar yaptığı ve bunun hukuka aykırı bulunduğu söyleniyor.
Eğer bu doğruysa, burada sıradan bir yanlışlık yok.
Burada insanın kalbine dokunan bir mesele var.
Çünkü konu sadece kâğıt üzerinde yapılan bir hata değil.
Konu, bir insanın kim olduğu için izlenmiş olma ihtimali.
İnsan İnancından Dolayı Şüpheli Olur mu?
Hepimiz güvenli bir ülkede yaşamak isteriz. Devletin güvenliği sağlamasını da
isteriz.
Ama güvenlik başka, insanları kimliğine göre değerlendirmek başka bir şeydir.
Bir insan camiye gidiyor diye, dini bir derneğe üye diye ya da Müslüman kimliğiyle yaşıyor diye gizlice araştırılıyorsa, burada bir durup düşünmek gerekir.
Çünkü o zaman mesele suç değil, kimlik olur.
Ve kimlik üzerinden şüphe üretmek, insanın içini yaralar.
Asıl Yaralanan Güven Duygusu
Bu tür olaylarda en büyük zarar para cezaları ya da resmi açıklamalar değildir.
En büyük zarar, insanların devlete olan güveninin sarsılmasıdır.
Bir insan “Ben ibadet ettiğim için mi izlendim?” diye düşünmeye başlarsa, o andan itibaren kalbinde bir mesafe oluşur.
Kendini yaşadığı ülkeye daha az ait hisseder. Konuşurken, davranırken daha
temkinli olur.
Bu da toplumu birbirine yaklaştırmaz, uzaklaştırır.
İnsan kendini güvende hissetmediği yerde, tam anlamıyla evinde de hissedemez.
Bu Sadece Müslümanların Meselesi Değil
Bugün bu durum Müslümanlarla ilgili olabilir. Ama mesele aslında daha büyük. Mesele, devletin vatandaşına nasıl baktığı.
Eğer bir gün bir topluluk kimliğinden dolayı mercek altına alınabiliyorsa, yarın başka bir topluluk da aynı şeyi yaşayabilir.
O yüzden bu konu sadece bir grubun değil, hepimizin meselesidir.
Hukuk devleti dediğimiz şey, insanları sevdiklerine göre değil, eşit oldukları için korur.
Cevap Bekleyen Sorular Var
İnsanların kafasında doğal olarak bazı sorular oluşuyor:
Bu araştırmalar gerçekten yapıldı mı?
Yapıldıysa hangi hakla yapıldı?
Kimlerin bilgileri toplandı?
Bu bilgiler şimdi nerede?
Bir daha böyle bir şey yaşanmaması için ne yapılacak?
Bu soruların açık ve net cevapları olmazsa, içimizdeki şüphe de kolay kolay bitmez.
Son Söz
Bir ülkenin gücü, vatandaşından korkmasıyla değil; vatandaşına güvenmesiyle ölçülür.
İnsanların inancı nedeniyle gizlice takip edildiği bir yerde, sadece insanlar incinmez. O ülkenin adalet duygusu da incinir.
Ve adalet duygusu zedelenirse, hiçbir toplum gerçekten huzurlu olamaz.
Fehmi Uzun- NHaber.nl

