( Çeyrek asırdır değişmeyen yeni yıl yazımdır. )
Eli kalem tutan bizden biraz daha eskiler kalemi- kağıdı çoktan unuttuklarından sarılacaklar pc’lerine, laptop’larına başlayacaklar eskiden yaşadıkları yılbaşlarını yazmaya…
Değişmeyen özlemlerini, en güzel örneklerle(!) süsleyecek, hatıralarını ballandıra ballandıra yazacaklar çala klavye (Çala kalem yazmak tabirinin yeni versiyonu)
Örneğin; transistörlü radyolarda dinlenen yılbaşı programları, eş-dost arasında oynanan tombala oyunu, sobalar üstünde pişirilen kestaneler, patlatılan mısırlar, yılbaşı olduğu için gelenek haline gelen ama kesinlikle “bir çıkarsa- ya çıkarsa!” beklentisi olmadan alınan milli piyango biletlerinin heyecanı vs.
Ben eski yılbaşlarını hiç özlemiyorum.
Nesrin Topkapı iki göbek atacak diye gözlerimizin fal taşı gibi siyah-beyaz televizyonun camına yapıştığı günleri mi özleyeceğim. (Göbek sanatımız (?), o zamanlar estetik olarak görülmez; göbek attı, kıvırdı, salladı, çalkaladı türünden sözlerle hafife alınırdı.)
Dahası var, gecenin bilmem kaçında Zeki Müren konserini beklediğim yılbaşlarını mı özleyecek mişim, peh!
Şimdi her gece konser, her gece dansöz!.. Havai fişek dururken mısır patlatmak da ne demek? Patlamışı var zaten, al al ye…Birinci Çinko; 5, ikincisi; 7.5, tombala; 10 TL olduğu tombalayı mı özleyecekmişim, peh!..
Sağlık, başarı, mutluluk, huzur, barış gibi kelimeleri cilalayıp cilalayıp dostlarımıza, sevdiklerimize özenle seçtiğimiz kartlara yazıp gönderme işini, okumayı yazmayı öğrendikten sonra tam otuz beş yıl boyunca yapanlardanım.
Hiç unutmam yalanan pullardan dolayı vücutlarımız tatlı türünden yiyeceklere ihtiyaç hissetmez, aralık ayının ikinci yarısından itibaren kahvaltı sofralarında reçelin yüzüne kimse bakmazdı. Fakat reçel satışlarının düşmesi asla ekonomimize durgunluk olarak yansımazdı… Çünkü, pul ve yeni yıl kartlarındaki satış, bu açığı kapattır, IMF’den gelecek para kadar olmasa da borsamızın kıpırdamasına, döviz fiyatlarının sabit kalmasına yeterdi…
Adet yerini bulmasın
Bu yılda hiç kimseye yeni yıl için dilekte de bulunmayacağım. Görüyor, şahit oluyorum ki; sağlık diledikçe sağlıksız, huzur diledikçe huzursuz, başarı diledikçe başarısız oluyorsak; barış diledikçe savaşların ardı arkası kesilmiyorsa, başımızı ellerimizin arasına alıp beş dakika düşünmek zorundayız…
Demek ki yazılan, söylenen o süslü sözlerde ya kimse samimi değil ya da can-ı gönülden dilek dilenmemiş bugüne kadar… Milyonlarca, milyarlarca dileğin, temenninin her yıl tersinin gerçekleşmesinin başka türlü izahı var mı?…
Kimbilir belki de daha sonraki yıllarda da bu günleri bile aratan yazılar yazacağım Allah ömür verirse, kimbilir…
Yeni yıla mutlaka bir şeyler başlamak istiyorsanız ve bu isteğinizde gerçekten samimiyseniz, çağırımı yineliyorum: 2026 yılına büyük/küçük demeden bir hatamızı, bir kusurumuz itiraf ederek başlayalım, var mısınız, bakalım ne olacak…
Her yıl olduğu gibi bu yıl da – İtiraf Edin- çağırımı yineliyor ve işte ilk itirafımı ediyorum:
Evet, Yeni Yıl….Evet, mutlu azınlığa umut, Yeni yıl, sana “Hoş geldin” demek gelmiyor içimden.
Yaşamaktan bıktığım, misafirperver olmadığım için değil. Dünyada akan gözyaşlarını durduramaya, savaş çığlıklarını susturmaya, aç insanları doyurmaya, ezilene, hastaya, dertliye, işçiye, emekliye, fakire umut; haksızlıklara kalkan olmaya senin de gücün yetmeyeceğini bildiğim için.
Gelişinin ilk dakikalarında şerefine patlatılan havai fişeklerin ışıltılarına sakın aldanma.
Sabahın ilk ışıklarıyla biz insanlar kaldığımız yerden devam edeceğiz. Aksini iddia edenlerle her türlü iddiaya varım, eğer haksız çıkarsam 365 gün sonra senden özür dilemeye hazırım. Şimdilik den de kusura bakma 2025…
İlk İtiraf benden: Yukarıda yazdıklarımın hepsi yalandı! Çünkü ben çocukluğumun yeni yıllarını, yılbaşı gecelerini çocukluğumu çok özlüyorum, hatırladıkça burnumun direği sızlıyor hem de… Ve de tüm iliklerime kadar, sadece yüreğimle değil tüm hücrelerimle yalansız bir dünyada barış, tüm evlerde huzur ve neşe, tüm bedenlerde sağlık, tüm ilişkilerde mutluluk diliyorum…
***
Küpelik: Haksız olduğunu anladığın anda senin için yeni bir hayat başlar… (Çin atasözü)
Yavuz Nufel- NHaber.nl
