Geçenlerde yazdığım, Hollanda’da Türk Expatlar Türk Expatlara Karşı, yazıma yerleşik, eski Hollandalı Türkler oldukça ilgi göstermiş. Ortak nokta ve bu expatların yaşantılarının ne Türklüğe ne de Müslümanlığa sığmadığı…
Ulan durun hele bi kendinize bakın, sizin yaptıklarınız bırakın Türklüğü, Müslümanlığı Şeytanlığa bile sığmaz!…
Şeytanlığa bile sığmayacak olayları duyunca Mark Twain aklıma gelir, zaten daha önce de bu konuda kalem oynatmıştım.
Mark Twain’in evlilik yoluyla oluşan akrabalık ilişkilerini anlattığı mantıksal evlilik bilmecesi dünya çapında üne kavuşmasına vesile olmuştur..
Ben okuduğumda lise yıllarındaydım, anlıyor fakat anlatamadığım için gazete kupürünü cebimde taşır, gerektiğinde oradan okurdum…
Mark Twain diyor ki;
Yetişmiş bir kızı olan bir dulla evlendim. Babam üvey kızıma aşık oldu, evlendi. Bu şekilde babam benim damadım oldu, üvey kızım da babamın karısı olması dolayısıyla benim annem oldu.
Böylece, karım da annemin annesi olması nedeniyle benim büyük annem oldu. Ben de aynı zamanda karımın torunu oldum. Karımın kocası ben olduğum için kendi kendimin hem dedesi hem torunu olmuş oldum…
Kendisinin ve babasının çocukları olunca kim kimin nesi durumları öyle karışıyor ki, insanın beyni yanıyor anlamak için…
Eğer yaşamış olsa ve Hollanda’da bizimkilerin gerçek evliliklerini görseydi, duysaydı kesinlikle kendi kendinin nasıl hem dedesi hem torunu olduğuna kafa yormazdı!
…
Daha önce yazmıştım , bir esnaf arkadaş daha önce de anlatmıştı, o sıra dışı evliliği… Hollanda’da eşcinsel evlilikler yeni yasallaştığı yıllarda Rotterdam yakınlarında bir kasabada iki Türk erkek evlenirler. Belediyede hem de resmen. Belediyede ilk resmi eşcinsel evlilik olması dolayısı ile nikaha yoğun ilgi olur, davetli davetsiz, hetro, metro, bi, eşcinsel tercihlilerden. Gazeteciler nikah sonrası çiçeği burnunda evlilerden (!) dudak dudağa öpüşmelerini ister. Haber sürmanşet. Peki bu iki erkek kim dersiniz Türk, öz amca ile öz yeğen!
Bitmedi, o kasabada kimse sorsan söylerler kim olduklarını dedi arkadaş. Hatta amca-yeğen Hollanda’dan 45 yaş yasasından faydalanıp Türkiye’ye kesin dönüş yaparlar. ( Belirli süre işsizlik ödeneği alanların ülkelerine dönmeleri halinde ömür boyu yaklaşık 500 Euro vererek geri dönüşü teşvik için çıkarılmış bir yasa. Daha sonra yaş sınırı 55’e çıktı, bu yıl da tamamen kaldırıldı. Bir imza, bir öpücük amca-yeğene ömür boyu 500’er Euro aylık!…
Örnek çok.
Ama şu örnekleri de vermeden olmaz. Bir babanın bir evladı, evlenip gelmiş Hollanda’ya, annesi 18 yaşında iken doğurmuş oğlunu.. Kocası ölünce memlekette kalmış tek başına. Hayırlı evlat (!) annesini Hollanda’ya getirmek için bulduğu yol evlilik. Anlatan yemin ederek anlattı. Annesini turist vizesi ile getirmiş. “20-25 sene önceydi öz annesi ile formalite icabı evlenip belediye binasından çıkarlarken gördüm duydum” gördüm, diyor haber kaynağım, ettiği yeminler ise cabası.
Nasıl sıradan bir evlilik mi?…
30’lu yaşlarda bir karı koca sohbet ederken “abimle yengemi buraya getirelim mi” diyor. Bunlar burada (Hollanda) onlar orada (Türkiye) boşanıyorlar. Abisi ile karısı, yengesi ile kendi evleniyor. Bir taşla iki kuş. Geliyorlar, oturumlarını alıyorlar. O da ne, bir süre sonra her iki taraftan biri “ben formalite falan tanımam resmen karım (kocam) değil mi ” diyor! Süresiz oturum almak için süre dolunca boşanmaktan vaz geçip normal evlilik hayatına geçiyorlar.
Onlar eriyor muradına ama ötekiler ne oldu bilen yok.
Bu evlilik örneğinin bir versiyonu daha var. Adam Hollanda’da kaçak olan kardeşi ile karısını nikahlıyor, formalite yani. Normalde yenge kayın, resmiyette karı koca… Adam işinde gücünde, sabahın erken saatlerinde çıkıyor akşam geç saatlerde geliyor eve. Huzur içinde, kardeşine oturum almış olmanın mutluluğu ile. Kardeş ile eş evde işsiz. Ateşle barut bir süre sonra bommm! Adam bir gün ne olduysa eve öğlen saatlerinde gelince görüyor gerçeği. Saniyesinde Kadir İnanır filmindeki gibi saçlar bembeyaz….
Film gibi ama senaryo değil, gerçek çünkü bizzat şahit olduğum evlilik…
Bir de iki kocalı Hürmüz var… İş bitirici bir hanım evli olan ablasının kızını kocasından boşayıp Hollanda’daki oğlu ile evlendiriyor. Yeğenini evlilik yoluyla ile boşandığı kocasını da turist olarak getiriyor Hollanda’ya. Resmen teyze oğluyla evli olan Hürmüz, ana yarısı teyzesi ile gül gibi geçinip giderken mutlulukları düşman çatlatacak cinsten.
7 kocalı Hürmüz filmini seyredip gülerken ay “Teyzanne ben de iki kocalı Hürmüz müyüm” diye espri bile yapıyorlar. (Teyzanne kelimesini ben buldum, teyze ve anne birleşimi bir kelime oldu )
Her şakanın altında bir gerçek vardır derler ya, formalite icabı kocası olan teyzoşunun oğluşu, geceleri karyola gıcırtılarının kurbanı oluyor, niyeti bozuyor ve evde yalnızladıkları ilk fırsatta, ben formalite falan dinlemem deyince Hürmüz dünden razı… Geceleri imam nikahlı kocası, gündüzleri resmi nikahlısı… Karsının üstüne kuma getirip iki eşli erkek yok mu, çok var hem de bu da türünün ilk örneklerinden iki kocalı kadın, erkek kuma, ne derseniz deyin ben bilmem belki Mart Twain bilir…
Son bir örnek daha…
70’li 80’li yıllarda Hollanda’da bulunan ağabeyler, tekne kazıntısı en küçük erkek kardeşlerini nüfuslarına yazdırıp oğlum diye getirirlermiş. Tabi kasabalarındaki nüfus memurunu Marklayarak, Guldenleyerek…
Ama yıllar geçip ağabeyler dünyadan bir vesile ile göçüp, geride de hatırı sayılır miras bırakınca, ortalık toz duman oluyor. Kan bağı ile amcaları nüfusta en büyük kardeşleri “ mirasa konmaya çalışınca ölen fırıldağın gerçek evatları, “ Amca bak sen bizim kardeşimiz değil amcamızsın, o yüzden sana miras düşmez” deseler de nafile.
Sizce bu evlilikler, bu oturum almak için yapılan şeytanca işler normal, ahlaklı mı? Unutmadan, şimdi o fırıldakların çoğu doğruluk, namus, ahlak abidesi sanki hepsi. Üstelik Hollanda’yı beğenmezler, kafir derler, Daha fazla yazamaya ne terbiyem müsaade eder, ne de sinir sistemim dayanır. Fakat lakin, ithal gelin, ithal damat, expat deyince mangalda kül bırakmazlar.
Neyse, yasal olsun formalite olsun, senaryo olsun bu tür evlilikler sonrası oluşan akrabalık bağlarını yazıp da mezarında Mark Twain’in kemiklerini sızlatmayalım… Kendi kendinin kocası, ya da karısı olan bile çıkabilir…
Ve bu yollarla Hollanda’ya gelmiş, gelenlerin büyük çoğunluğu çalışmadan ya malulen emekli olmuş ya da hala sosyal ödenek alarak yaşıyorlardır. Sosyal medya da paylaşımlarını görseniz, doğruluk ve dürüstlüğün ete kemiğe bürünmüş hali dersiniz, Öte yandan Hollanda’yı beğenmez, Hollandalılara kafir derler…
Not: Daha baldızı ile evli olanları, çift sosyal ödenek almak için formalite icabı boşananları, malulen emekli olmak için sahte hastalıkları, çocuğuna üç kuruş fazla burs almak için başka adrese yazdıranları yazmadım bile…
Yavuz Nufel – Nhaber.nl

