Adı Hollanda ile özdeş Usta gazeteci ilhan Karaçay 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nde öyle bir yazı yazdı ki beni ölmeden ölümsüzleştirdi desem yeridir… Gözyaşımla okudum, Gururla mutluluğumu sizlerle paylaşıyor, mesleğimizin duayeni İlhan ağabeyin kalem tutan ellerinde öpüyorum.
16 Mart 2026’da meslek hayatımın 50. yılı…
50. yıl armağanı gibi. “Ölürsem kabrime gelmeyin ama bu yazıyı okuyun” dediğim o yazı…
İlhan Karaçay Hollanda’dan bildiriyor
( Eskiden habere imza bu şekilde atılırdı )
YAVUZ NUFEL
Değerli Okurlarım,
Bazı insanlar vardır, yazdıklarıyla değil yaşadıklarıyla konuşur.
Bazıları ise yaşadıklarını yazıya, sahneye ve hafızaya dönüştürür.
Yavuz Nufel, işte bu ikinci grupta yer alan ender isimlerden biridir.
Şiiriyle, kalemiyle, sahnedeki duruşuyla ve tanıklıklarıyla sadece bireysel bir hikâye anlatmaz; bir dönemin, bir kuşağın ve göçle şekillenmiş bir toplumun aynasını tutar.
Kendini “HİÇ” diye tanımlar ama ortaya koyduğu eserler, aslında ne kadar “ÇOK” şey söylediğinin açık kanıtıdır.
Bugün, ilhankaracay.com haber portalımda yer alan yazısıyla beni mutlu eden Yavuz Nufel’i, bu kez ben sizlere anlatmak istedim. Çünkü bazı isimler sadece yazdıklarıyla değil, duruşlarıyla, vicdanlarıyla ve bıraktıkları izlerle anılmayı hak eder. İşte kendisi için “HİÇ” olan ama bizler için “ÇOK ŞEY”ifade eden Yavuz Nufel’in, kısaca ama özlü öyküsü…
HİÇ DİYEREK ÇOK ŞEY ANLATAN BİR ŞAİR: YAVUZ NUFEL
Hollanda Türk toplumunun son kırk yılına damga vuran isimlerden biri olan Yavuz Nufel, edebiyatı, gazeteciliği, sahneyi ve toplumsal hafızayı aynı potada eriten ender kalemlerden biri olarak öne çıkıyor.
Kendini “HİÇ” olarak tanımlayan ama ortaya koyduğu üretimle aslında “ÇOK” şey anlatan Nufel, son kitabı “HİÇ: Hayat İnsan Çile” ile yeniden gündemin merkezine oturdu.
BİR KİTAP DEĞİL, BİR YAŞAM BİRİKİMİ
“HİÇ: Hayat İnsan Çile”, klasik bir şiir kitabının ötesinde, yaşanmışlıkların süzgecinden geçmiş bir hayat muhasebesi niteliği taşıyor. Kitapta yer alan şiirler, aforizmalar ve kısa metinler, bireysel acılardan toplumsal travmalara, göçten yalnızlığa, adaletsizlikten ironiye kadar geniş bir yelpazede okurla buluşuyor.
Kitabın dikkat çeken yönlerinden biri de, ressamlar Yasemin Aliköleoğlu ve Zennur Ardıçoğlu’nun, şiirlerden yola çıkarak yaptıkları resimlerle metinlere görsel bir derinlik kazandırması.
Nufel’in ifadesiyle, şiirler önce yürekte fırtına estirmiş, sonra fırçaya renk olmuş.
“HİÇ” KAVRAMININ ALTINI DOLDURAN BİR DURUŞ
Yavuz Nufel için “HİÇ”, yokluk değil; aksine, her şeyin özünü barındıran bir kavram.
Hallac-ı Mansur, Ömer Hayyam, Mevlana ve Neyzen Tevfik çizgisinde kendini konumlandıran Nufel, bu kavramı hem felsefi hem de ironik bir zeminde ele alıyor. Ona göre huzurevlerinde“Hayatınız nasıl geçti?” sorusuna verilen “Hiç işte” cevabı, aslında içinde onlarca acıyı, sevinci, kaybı ve umudu barındıran koskoca bir hayatın özeti.
SAHNEDE ŞAİR, HAYATTA TANIK
Yavuz Nufel, sadece yazan değil, yazdığını sahnede yaşayan ve yaşatan bir isim.
“Şiir okuyan meddah” olarak tanımlanabilecek sahne performanslarında, 1960’lardan bugüne uzanan toplumsal kırılmaları, göç hikayelerini, depremleri, kardeş kavgalarını, umutları ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Tek kişilik dinletilerinde kimi zaman güldürüyor, kimi zaman gözyaşı döktürüyor.
Bugüne kadar 100’ü aşkın sahne gösterisi yapan ve yaklaşık 25 bin kişiye doğrudan ulaşan Nufel, hedefini çok daha büyüğe koymuş durumda. Amacı, yüz binlerce izleyiciye ulaşmak ve elde ettiği gelirle bir okul yaptırmak.
BİR ŞAİRİN TOPLUMSAL BELLEĞİ
İlhan Karaçay olarak şahsım, Yavuz Nufel’i sadece bir şair olarak değil, Hollanda Türklerinin yaşayan belleği olarak tanımlıyorum. Bana göre Nufel, Hollanda’daki Türk göçünün hikayesini belgeleyen, yazıya ve ekrana taşıyan nadir isimlerden biri.
Nufel’in “40 Yıl 40 İnsan 40 Öykü” adlı çalışması, Avrupa Türklerinin kırk yıllık serüvenini belgeleyen önemli eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu çalışma, hem edebi hem de belgesel yönüyle dikkat çekiyor ve ödüllerle taçlandırılıyor.
SANAT VE GAZETECİLİK ARASINDA BİR ÖMÜR
1960 yılında Samsun Havza’da doğan Yavuz Nufel, yazı hayatına daha lise yıllarında Gırgır dergisinde yayımlanan espri ve fıkralarla başladı.
1980’li yıllardan itibaren Hollanda’da gazetecilik, radyoculuk, televizyonculuk ve sahne sanatlarını bir arada yürüttü. Ekin Dergisi’nden Kanal Avrupa’ya, radyolardan televizyon programlarına kadar uzanan geniş bir üretim alanında aktif oldu.
Şiir, hiciv, belgesel, söyleşi ve sahne performanslarını iç içe geçiren Nufel, “kayıp kuşak” olarak tanımladığı kendi kuşağının tanıklığını yapmayı bir sorumluluk olarak görüyor.
SUNAY AKIN’DAN DİKKAT ÇEKEN NOT
Yavuz Nufel’in şiirlerine duyulan ilgi, sadece okurla sınırlı değil. Şair ve yazar Sunay Akın da Nufel’in “HİÇ” kitabı için, “Şiirleri kadar yüreği de güzel. Tanımanızı ve okumanızı öneririm” diyerek dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.
Yavuz Nufel, kendini “HİÇ” olarak tanımlasa da, ortaya koyduğu eserler, sahnedeki duruşu ve toplumsal tanıklığıyla aslında çok şey anlatan bir isim. Şiiri sadece estetik bir uğraş değil, bir vicdan meselesi olarak gören Nufel, yazdıklarıyla ve söyledikleriyle hem yaşadığı dönemin hem de göçle şekillenen bir toplumun aynası olmaya devam ediyor.
**************
YAVUZ NUFEL
Beste Lezers,
Sommige mensen spreken niet met wat zij schrijven, maar met wat zij hebben geleefd.
Anderen zetten wat zij hebben geleefd om in woorden, op hetpodium en in het collectieve geheugen.
Yavuz Nufel behoort tot die tweede, zeldzame groep.
Met zijn poëzie, zijn pen, zijn houding op het podium en zijngetuigenissen vertelt hij niet alleen een persoonlijk verhaal, maarhoudt hij ons een spiegel voor van een tijdperk, een generatie en een samenleving die door migratie is gevormd.
Hij noemt zichzelf “HİÇ” (Niets), maar zijn werken bewijzenglashelder hoeveel “VEEL” hij eigenlijk te vertellen heeft.
Vandaag wil ik, naar aanleiding van de bijdrage die mij blijmaakte op mijn nieuwsplatform ilhankaracay.com, Yavuz Nufelaan u voorstellen.
Want sommige namen verdienen het om niet alleen om hun teksten, maar ook om hun houding, hun geweten en de sporen diezij nalaten herinnerd te worden.
Hier volgt, kort maar betekenisvol, het verhaal van Yavuz Nufel, die voor zichzelf “HİÇ” is, maar voor ons “HEEL VEEL”betekent.
EEN DICHTER DIE MET “HİÇ” HEEL VEEL ZEGT: YAVUZ NUFEL
Yavuz Nufel is een van de namen die de afgelopen veertig jaar eenduidelijke stempel hebben gedrukt op de Turks-Nederlandsegemeenschap.
Hij behoort tot die zeldzame auteurs die literatuur, journalistiek, podiumkunst en collectief geheugen in één geheel weten samen te brengen.
Hoewel hij zichzelf omschrijft als “HİÇ”, vertelt hij met zijnproducties juist “HEEL VEEL”.
Met zijn nieuwste boek “HİÇ: Hayat İnsan Çile” staat hijopnieuw volop in de belangstelling.
GEEN GEWOON BOEK, MAAR EEN LEVENSOPSTAPELING
“HİÇ: Hayat İnsan Çile” is veel meer dan een klassiekepoëziebundel.
Het is een levensbalans die is gefilterd door ervaringen.
De gedichten, aforismen en korte teksten in het boek raken aaneen breed spectrum, van persoonlijke pijn tot maatschappelijketrauma’s, van migratie tot eenzaamheid, van onrecht tot ironie.
Een opvallend aspect van het boek is de visuele diepgang diewordt toegevoegd door de werken van kunstenaressen Yasemin Aliköleoğlu en Zennur Ardıçoğlu, die zich door de gedichtenhebben laten inspireren. Volgens Nufel ontstonden de gedichteneerst als een storm in het hart en werden zij daarna kleur op hetdoek.
EEN HOUDING DIE HET BEGRIP “HİÇ” INHOUD GEEFT
Voor Yavuz Nufel betekent “HİÇ” geen leegte, maar juist de kernvan alles.
Hij positioneert zichzelf in de lijn van Hallac-ı Mansur, Ömer Hayyam, Mevlana en Neyzen Tevfik en benadert dit begrip zowelfilosofisch als ironisch.
Volgens hem is het antwoord “Niets eigenlijk” op de vraag “Hoeis uw leven verlopen?” in verzorgingstehuizen, in werkelijkheidde samenvatting van een heel leven vol liefde, verlies, pijn en hoop.
OP HET PODIUM EEN DICHTER, IN HET LEVEN EEN GETUIGE
Yavuz Nufel is niet alleen iemand die schrijft, maar iemand diezijn woorden op het podium tot leven brengt.
In zijn podiumoptredens, die men kan omschrijven als een“dichterlijke verhalenverteller”, schetst hij de maatschappelijkebreuklijnen vanaf de jaren zestig tot nu, migratieverhalen, aardbevingen, broedertwisten, hoop en teleurstelling.
In zijn solovoorstellingen laat hij het publiek soms lachen en somshuilen.
Met meer dan honderd podiumoptredens en ongeveervijfentwintigduizend directe toeschouwers heeft Nufel zijn lathoger gelegd.
Zijn doel is om honderdduizenden mensen te bereiken en met de opbrengsten een school te realiseren.
HET MAATSCHAPPELIJKE GEHEUGEN VAN EEN DICHTER
Persoonlijk beschouw ik Yavuz Nufel niet alleen als een dichter, maar als het levende geheugen van de Turks-Nederlandsegemeenschap.
Hij behoort tot de zeldzame figuren die het verhaal van de Turksemigratie naar Nederland hebben vastgelegd en overgebracht naarpapier en beeld.
Zijn werk “40 Yıl 40 İnsan 40 Öykü” wordt erkend als eenbelangrijk document van veertig jaar Europese Turksegeschiedenis.
Het is een studie die zowel literair als documentair grote waardeheeft en met onderscheidingen werd bekroond.
EEN LEVEN TUSSEN KUNST EN JOURNALISTIEK
Yavuz Nufel werd in 1960 geboren in Havza, Samsun.
Zijn schrijverschap begon al tijdens zijn middelbareschooltijd met humoristische bijdragen in het tijdschrift Gırgır.
Vanaf de jaren tachtig combineerde hij in Nederland journalistiek, radio, televisie en podiumkunst.
Van Ekin Dergisi tot Kanal Avrupa en van radioprogramma’s tottelevisieproducties was hij actief op een breed terrein.
Door poëzie, satire, documentaires, interviews en podiumvoorstellingen te verweven, ziet Nufel het als zijn plichtom getuigenis af te leggen van zijn eigen, door hem als “verlorengeneratie” omschreven, generatie.
EEN OPVALLENDE OPMERKING VAN SUNAY AKIN
De waardering voor de poëzie van Yavuz Nufel beperkt zich niettot zijn lezers.
Ook dichter en schrijver Sunay Akın prijst zijn boek “HİÇ” met de woorden:
“Zijn hart is net zo mooi als zijn poëzie. Ik raad iedereen aanhem te leren kennen en te lezen.”
Yavuz Nufel mag zichzelf dan “HİÇ” noemen, met zijn werken, zijn houding op het podium en zijn maatschappelijke getuigenisvertelt hij in werkelijkheid heel veel.
Voor hem is poëzie geen esthetische bezigheid, maar een kwestievan geweten.
Met wat hij schrijft en zegt blijft hij een spiegel voorhouden aanzowel zijn tijd als aan een samenleving die door migratie is gevormd.
İlhan Karaçay yazdı. www.ilhankaracay.com


İlhan abimizin takdirini ve değerlendirmesini biz yıllar öncesinden gördük ve yaşadık üstadım.
Her zaman gururumuz oldun. ❤️
Bir duayenden de bunları duymak çok değerli elbette.
Senin değerini bilmeyenlere hatırlatması manasında kendisine teşekkür ederiz.
Daha nice HİÇ’likler içerisinde ÇOKLUĞU yaşamaya…..
En derin sevgilerimle…