Yavuz Nufel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hey Corc, Versene Borç

Hey Corc, Versene Borç

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Bizi PayPal Üzerinden Bağış Yaparak Destekle

Yazmasam olmaz diyorum ama  yazamam gereken konulara beni  siz yönlendiriyorsunuz arkadaşlar hepinize teşekkür ederim

Her yıl bir kısım tatile / izine gidenlerin, gidemeyenlerin için için kanayan yarası olmuş da fark etmemiş, yazmamışız.

Bir kısım Avrupalı Türk vatandaş, borç alıp, bulup, kredi çekip gittikleri tatillerin dönüşü hem kendilerine hem de yakın çevreleri için adeta adı konmamış bir çile/ zulüm…

İzinde har vurup harman savurdukları, “Türkiye Cennet Cennet” diye dolaşıp, dolaştıkları  için postu yüzlümüş tilki gibi dönüyorlar  yaşadıkları ülkelere…

Özellikle dar gelirli hesabını kitabını bilmezler, tatil dönüşü hummalı bir borç arama, isteme  peşine düşerler.

Detaylandırmayayım çoğunuz biliyorsunuz…

Ya, insan bir haftada aynı kişiden 6 kere borç ister mi?

Ama bir nevi meslek haline getirildiği için istiyorlar işte…

Atalarımız da her konu da  olduğu gibi bu konu da ahkam kesmekten geri kalmamış, “ İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara” demişler.

Bu sözü borç için mi söylediler bilmiyorum, araştırmadım beni de ilgilendirmiyor.

Yine böyle bir durumla karşılaştım, Biliyorum borcunu vermeyecek ya da çerez parası gibi verecek bin bir bahane ile dedim ki, durumum müsait değil…

Kimden bulabilirim, dedi ısrarla…

Beni kefil, referans gösterme ama falanca şahıs hem zengin hem hayırsever.

Aradan yarım gün geçmeden aradı, “ Abi,  o hayırsever prensip olarak borç vermiyorum kimseye” dedi, bu mu senin hayırsever dediğin adam” diye sitem etti.

Ben sana hayır sever dedim, borç verir demedimki “Hayır” demiş işte, dedim… Artık aramıyor…

İlk borç alışım yemin ettirdi

Hollanda’da üç kişiden borç istedim, aldım, günü gelmeden verdim…

İkisine şükran borçluyum ama ilkini unutmam mümkün değil…

Hollanda’ya gelişimin ikinci yılı idi…  Türkiye’de ev yaptırdığımız ( ailece)  için sıkışık durumdayım. Bir arkadaştan borç istedim… Bekar, annesi-babası ile oturan, çalışan, aldığı aylığı kuruşu kuruşuna babasına veren… Lan böyle insan kaldı mı dediğinizi duyar gibi oluyorum. O zamanlar öyleydi.

1000 gulden verdi…

3 ay sonra geri vereceğim ( çocuk parası gelince).

Babasını ikna etmek pek kolay olmamış…

Öyle ya kuruşu kuruşuna aylığını babasına veren bir genç 1000 guldeni babasının haberi olmadan vermesi mümkün mü?

O zamanlar ev telefonları, sokaklarda telefon kulübeleri ile iletişim. Evden eve telefon edildiğinde, “ Aman çok yazmasın” uyarılarının her telefon konuşmalarının olmazsa olmaz cümlesi olduğu yıllar. ( 1987 )

Ben Hollanda’ya geleli bir yıl olmuş…

Arkadaşı sık sık ben ararım konuşuruz, hem de uzun uzun… Hiç unutmuyorum bir gün, “ Ulan,  sen beni neden aramıyorsun hiç” dedim…

Ya babamın yanında rahat konuşamıyoruz o yüzden, dedi… Fakat aklına esince sokak kulübesinden arar 2 gulden, atım, 4 gulden attım, der uzun uzun para bitene kadar konuşur okul yıllarımıza dair komik anıları konuşurken bazen dalar gideriz ve sohbet yarıda kaldığı çok olmuştur.

Borç verdikten sonra hemen hemen iki günde bir arar oldu.

Telefon muhabbeti, ” Aman borcunu geciktirme her akşam sofrada mevzu sensin”, cümlesi ile başlardı. . Malum Türk TV’leri yok, internet yok, radyo yok… Sofra’da, sonra çay faslında sohbet konusu ne olacak ki;  kim ne aldı kim ne verdi.

“Ne oldu senin arkadaş eskiden sık sık arardı, borç verdin vereli aradığı sorduğu yok.  Aha da babam dediydi dersin, gitti o para gitti” der başka bir şey demez olmuş baba…

“ Ulan adam Hollanda’ya geleli iki sen bile olmamış ev yaptırıyor, sen de buna inanıyorsun öyle mi, ulan adam iki sene olmadan ev telefonu alıyor saatlerce konuşuyor, o kadar telefon konuşması kaç para yazar biliyor musun, bu herif senin arkadaşın kumar falan oynuyor olmasın… Biz neler  gördük neler, aha da babam dediydi dersin, gitti o para gitti.”

3 aylığına aldığım borcun üstünden 15 gün geçmeden, arkadaşın bana ilettikleri borç muhabbeti.

Uzatmayayım üç ayı beklemeden iki ay bir hafta sonra yolladım parasını…

Aradı, sevindi mi baban, dedim.

Yok sevinmedi dedi…

“Ulan eğer başka birinden borç alıp bak Yavuz erken yolladı diye kandırma beni sakın. Bak burası küçük bir kasaba, duyarım birinden borç aldığını işte o zaman külahları değişiriz…” demiş de demiş…

Ve o gün yemin ettim kimseden borç istemeyeceğime, iki kez daha borç aldım  ama onlar “ Bir sıkıntın mı var” dediler, söyledim verdiler, 3 aylığına aldım bir ay sonra ödedim…

Borcu geri ödemek de bir sanat!

Fakat borç verenler de haklı…  Aldığı borcu milli piyangondan çıkmış gibi görüp üstüne yatanların anılarını yazsam kitap olur.

Burada bir anıyı anlatmadan bu yazı tamam olmaz.  Çünkü bazıları var ki aldığı borcu geri öderken sanki hiç almamış da hibe, yardım, iyilik olsun diye veriyorlarmış havasına girerler, ki bunlara en güzel örnek DUY-ARSız kitabının yazarı, benim Tiyatro sanatçısı, bir kardeşim…

“ Abi, XX ‘de alacağım var bir türlü vermiyor. Durumu da iyi hani… Tamam bu üstüne yattı vermeyecek dedim. Türkiye’ye tatile gittim, her şeyim çalındı mu kayboldu mu bilmiyorum, abi meteliksiz kaldım Türkiye’de. Abimi aradım, alacaklı olduğum şahıstan paramı almasını söyledim. Abim bana dedi ki, eğer alçağını böyle istersen o hayatta sana borcunu vermez.

Ne yapayım abi peki, sen de varsa sen yolla dedim.

Abim: Bak kardeşim sen XX’i ara  borcunu ver yerine ded ki, XX abi Türkiye’de kaldım bana ancak sen yardım edebilirsin lütfen bana yardım et yoksa Hollanda’ya dönemiyorum.

Abimin dediği gibi alacağım olan kişiyi aradım. Zaten mağdur olmuşum, bir de tiyatrocu olamadan olacak artık nasıl, neler söylediysem, XX bana olan borcundan da fazla gönderdi iyi mi” dedi…

Hollanda’ya dönünce abisi ile konuşan Tiyatrocu şair arkadaşım abisine bu işin sırrını sorar. Abisi “ Bak kardeşim XX biraz farklıdır, şimdi çevresine, “ Bizim ünlü tiyatrocu Türkiye’de mağdur olmuş beni aradı, onu ben kurtardım, yardım ettim” diyerek hava atacak, XX’ de böyle bir insan işte,” der..

Baba nasihati kulağıma küpe oldu

Borcunu bir de bu şekilde ödeyenler için yazmasam olmazdı…

Ha unutmadan hayatta 3 kişiden borç aldım dedim ya, Borç istediğim  oldu.

Neden mi işte asıl  “Yazmasam Olmaz” kısmı burası:

Babam gerçek dostlarını denemek için ihtiyacın olmadığı zamanlarda borç  hatırı sayılır miktarda borç iste, tamam derlerse ben hallettim de, teşekkür et;  gerçekten acil ihtiyacın acil olduğu zaman boşa vakit harcamamış olursun , sözü hala kulaklarımdadır.

Neydi O şarkı: Hakan Peker söylerdi: Hey Corc versene borç, olmaz maykıl bende de yok..

Yavuz Nufel – NHaber.nl

 

 

 

Yazı Sona Erdi!

Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.

Hey Corc, Versene Borç
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!