DENK Partisi son haftalarda öylesine sarsıntılar yaşıyor ki, seçimlere sayılı günler kala parti tabanında büyük bir güvensizlik ve kafa karışıklığına yol açtı. Haftalardır dile getirilen uyarılar bir bir gerçekleşiyor: Milletvekili Doğukan Ergin, aday listesinde beşinci sıraya konulunca seçilememe korkusuna kapıldı ve bu endişesini yönetimle açık bir kavgaya dönüştürdü.
Ne yazık ki bu kavganın bedelini sadece parti içi huzursuzluk değil, aynı zamanda DENK’in kamuoyu nezdinde bir kez daha ciddiyetsizlikle anılması oluşturuyor. Hollanda medyasında çıkan haberler, sosyal medyada yayılan paylaşımlar ve istifalar, partiyi küçülten bir tabloya dönüştü.
Kendi koltuğunu kurtarma savaşı
Ergin, sadece kendi koltuğunu garanti altına almak uğruna meslektaşları Stephan van Baarle ve Ismail El Abassi’yi de bu ateşin içine çekti. Meslektaşların birbirini desteklemesi anlaşılır olabilir, fakat artık bu mesele kişilerin değil partinin varlığı meselesidir. Asıl soru şu: İki ay sonra DENK hâlâ var olabilecek mi?
Yönetim krizi derinleştirdi
Son günlerde yaşananlar, adeta bir darbe girişimini andırıyor. Ergin ve ekibi, yönetimi görevden uzaklaştırmayı başardı. Oysa dışarıya bu durum, Van Baarle’ın sırası ya da kadın adayların listede yeri gibi bir meseleymiş gibi yansıtılıyor. Gerçekteyse kavga, sadece ve sadece Ergin’in şahsi geleceği üzerine kurulu.

Yönetim ilk üç sıraya bir kadın aday yerleştirmek istedi. Ergin beşinci sıraya konulunca bunu kabul etmedi ve açık bir savaşa girişti. Sosyal medyada paylaşılan aday listeleri, daha yeni yönetim oluşmadan kişisel torpillerin devreye girdiğini ve amatör bir anlayışla hareket edildiğini gösteriyor. Bu görüntüler, partinin ciddiyetine ağır darbe vurdu.
İstifa eden başkanın görüşü
Kısa süre önce istifa eden Genel Başkan Ejder Köse ile yaptığım görüşmede, başlangıçta bu tartışmanın büyütülecek bir mesele olmadığını düşündüklerini öğrendim. Ancak olayın gidişatı, kişisel hırsların partinin geleceğini tehdit edecek boyuta ulaştığını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz günlerde Doğukan Ergin’e de konuyla ilgili söz hakkı vermek için ulaşmaya çalıştım, ancak geri dönüş alamadım.
Büyük kayıp kapıda mı?
Bugün partinin tabanında şu soru soruluyor: “Bu kavga uğruna DENK seçmeni kaybetmeye değer miydi?” Yıllar içinde büyüyen ve umut vaat eden bir partinin, böylesine amatör ve kişisel hesaplarla iki sandalyeye kadar düşme tehlikesi, hiç de uzak bir ihtimal değil.
Çıkış yolu
Yeni yönetimin tek kurtuluş yolu, aday listelerini kişisel torpillerden uzak tutmak ve gerçekten çalışkan, seçmeni ikna edebilecek isimleri güçlü sıralara koymaktır. Aksi takdirde DENK’in geleceği, kişisel hesapların gölgesinde eriyip gidecek.
Saygılarımla,
Sedat Tapan
Sedat.tapan@outlook.com


Ben Denk Partisi aktif üyesi olarak Amsterdam’dan yazıyorum
Bence seçim öncesi böyle dalgalanma doğaldır denizler okyanuslar dalgalanmayınca durulmazmış bu vesileyle Taşlar yerine oturacaktır diye düşünüyorum bizim için önemli olan denk Partisi’nin misyonu seçilmişkişilerin koltuk sevdası değildir