Bir dönem Hollanda’daki Türk toplumunun en önemli temsil organlarından biri olan Hollanda’daki Türkler için Danışma Kurulu (İOT), bugünlerde kuruluş amacından uzaklaştığı izlenimi veriyor. 1985 yılında büyük bir ihtiyaçtan doğarak kurulan İOT, uzun yıllar boyunca Türk göçmenlerin sosyal, hukuki ve siyasal haklarını savunmuş; devlet kurumlarıyla Türk toplumu arasında köprü görevi görmüştü. Ancak son yıllarda bu güçlü yapıdan geriye, sadece adı kalan bir organizasyon var gibi görünüyor.
Hükümetin Muhatabı Değil
Son altı ayda kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, İOT artık Hollanda devleti tarafından da resmi muhatap olarak görülmüyor. Kurumun devlet bütçesinden aldığı maddi destek kesilmiş diye duyumlar. Bu gelişmelerin başlangıç noktası olarak, 30 Kasım 2018 tarihinde gerçekleşen olağan Genel Yönetim Kurulu toplantısı ve sonrasında başkanlığa gelen Zeki Baran’ın icraatları gösteriliyor.
Zeki Baran dönemiyle birlikte İOT’nin yönü değişti. Artık kurumun odağı, Hollanda’daki Türk toplumunun somut sorunları değil; çoğu zaman yurt dışı temalı tanıtım projeleri, medya gezileri ve uluslararası organizasyonlara kaymış durumda. Baran’ın çeşitli projeler kapsamında Türkiye’ye ya da başka ülkelere gazeteci götürmesi, kamuoyunda “İOT artık kimin hizmetinde?” sorusunu gündeme getiriyor. Kurumun tüzüğü mü değişti, yoksa asıl görevinden saparak başka amaçlara mı yöneldi, bu soruların cevabı kamuoyuna açık değil.

Bu bilgileri Güncelhaber.nl’den alındı, haberden yola çıkarak konuya değiniyorum; İOT hizmeti Hollanda’daki vatandaşlara mı veriliyor yoksa turizm tanıtım firması mı kuruldu?
Hollanda’da Yok, Projelerde Var
İOT’nin son dönemde yürüttüğü faaliyetlerin başında Sarıkamış turizm tanıtım projesi dikkat çekiyor. İddiaya göre, bu organizasyonun planlamasını bizzat İOT Başkanı Zeki Baran üstlendi. Projeyle ilgili medyaya yansıyan açıklamalarda Baran, Sarıkamış’ın sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da önemli bir kış turizm merkezi olması gerektiğini savunuyor.
Bu tür bir organizasyonu, Hollanda’daki Türk toplumunun danışma kurulu yapmalı mı? Turizm yatırımları ve tanıtımı, İOT’nin görev tanımı içerisinde mi yer alıyor? Bu soruların yanıtı, kuruluş amacına sadık kalan herkes için oldukça nettir: Hayır.
İOT’nin sahadaki görünürlüğü neredeyse yok olmuş durumda. Göçmenlerin oturum sorunlarından çifte vatandaşlık konusuna, İslamofobiye karşı mücadeleden aile içi şiddet ve gençlerin eğitimi gibi konulara kadar birçok alanda İOT’den ses çıkmıyor. Oysa İOT’nin kuruluş amacı tam da bu sorunlara karşı halkı bilinçlendirmek, devleti yönlendirmek ve toplumun çıkarlarını savunmaktı.
Temsil mi? Kişisel Yorum mu?
İOT Başkanı Zeki Baran’ın Hollanda devlet televizyonuna verdiği röportaj ise temsil ettiği kitleyi adeta hayal kırıklığına uğrattı. Orkun Kökçü’nün LGBT renklerini taşıyan kaptanlık bandını takmaması üzerine Baran, “Herkes için eşitlikten yana olmamasını çok talihsiz buluyorum” açıklamasında bulundu. Türk kökenli futbolcunun tercihinin dini nedenlere dayandırılmasını kabul etmediğini belirten Baran, “Ben dindarım ama insanlara kendileri olmaları için alan tanınmalı” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, toplumun farklı kesimlerinde ciddi tepkiyle karşılandı. En çok da şu soruyu sordurdu: Bu görüş Zeki Baran’a mı ait, yoksa İOT’nin resmi kurumsal görüşü mü? Eğer kurumsal bir açıklamaysa, toplumun genel değerlerini ne kadar yansıtıyor? Bu tür meselelerde temsil ettiği toplumu göz önünde bulundurmadan yapılan açıklamalar, kurumun tarafsızlığına ve kapsayıcılığına zarar verir.
Asıl Görev Unutuldu mu?
İOT’nin varlık sebebi, Hollanda’daki Türklerin temel hak ve özgürlüklerini savunmaktır. Ezan hakkı, çifte vatandaşlık, oturum harçları gibi günlük hayatı doğrudan etkileyen konular; İslamofobi, ayrımcılık, yoksulluk, aile içi şiddet gibi toplumsal sorunlar kurumun ilgi alanı olmalıdır.
Ayrıca, farklı Türk dernekleri ve federasyonlarıyla birlikte toplumsal dayanışma ağları kurmak da İOT’nin sorumluluğundadır. Ancak bugün gelinen noktada İOT bu işlevlerinden uzaklaşmış, dış fonlarla finanse edilen projelere odaklanmış bir yapı izlenimi veriyor.
Eleştiri Yol Gösterir
Biz gazeteciler, görevini hakkıyla yapan kurumları elbette destekleriz, onları kamuoyunun gözünde yüceltiriz. Ama aynı zamanda, yönünü kaybettiğini düşündüğümüz yapıları da eleştirmesini biliriz. Bu, bizim toplumumuza karşı sorumluluğumuzdur.
İOT’nin bugün geldiği noktada, yeniden yapılanmaya ihtiyacı var. Kendi özüne dönmeli, kuruluş ilkelerini hatırlamalı, toplumla bağını güçlendirmelidir. Aksi takdirde, sadece ismen var olan ama sahada etkisi olmayan bir kuruluş olarak tarihe karışması işten bile değildir.
Saygılarımla,
Sedat Tapan
