1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Fehmi Uzun
  4. WIA Verilerinin Gösterdiği Acı Gerçek: 20’li Yaşlarda Malulen Emeklilik
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

WIA Verilerinin Gösterdiği Acı Gerçek: 20’li Yaşlarda Malulen Emeklilik

featured

Geçtiğimiz günlerde Hollanda İşçi Sigortaları Kurumu’nun (UWV) açıkladığı son veriler ile Het Financieele Dagblad gazetesinin bu veriler üzerinden hazırladığı çarpıcı analiz dikkatimi çekti. Ortaya çıkan tablo, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir gerçeği gözler önüne seriyor.

İş göremezlik ödeneği (WIA) sisteminde en hızlı artış gösteren yaş grubu artık 20’li yaşlardaki gençler. Daha da düşündürücü olan ise bu gençlerin büyük bölümünün sisteme bedensel engeller veya kronik hastalıklar nedeniyle değil; ağır stres, tükenmişlik sendromu ve psikolojik rahatsızlıklar sebebiyle dahil olmasıdır.

Hayatlarının henüz en başında, üretkenliklerinin ve enerjilerinin zirvesinde olmaları gereken gençlerin “Artık devam edemiyorum” diyerek çalışma hayatından çekilmesi, adeta 20’li yaşlarda malulen emekliliğe ayrılması, hepimiz için ciddi bir alarm niteliğindedir.

Peki, ne oluyor da hayat yolculuğunun daha başındaki bu gençler böylesine ağır bir yükün altında eziliyor?

Elbette bu tablonun oluşmasında değişen dünya düzeninin önemli bir payı var. Esnek ancak güvencesiz çalışma modelleri, giderek derinleşen konut ve kira krizi, ekonomik belirsizlikler ve sosyal medyanın sürekli başarıyı dayatan kusursuz yaşam algısı gençlerin omuzlarındaki baskıyı her geçen gün artırıyor. Dijitalleşmeyle birlikte iş artık mesai saatleriyle sınırlı değil. Cep telefonları ve bilgisayarlar sayesinde insanlar günün her saatinde ulaşılabilir olmak zorunda hissediyor. Performans baskısı mesai bitiminde sona ermiyor; aksine eve kadar taşınıyor.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Belki de asıl üzerinde durmamız gereken nokta tam da burası: Aile yapımız ve çocuklarımızı yetiştirme biçimimiz.

Yoğun iş temposu ve hayatın koşuşturması içinde çocuklarımızla nitelikli vakit geçirmenin önemini çoğu zaman göz ardı ediyoruz. Dahası, iyi ebeveyn olmayı çocuklarımızın karşılaşacağı her engeli onların yerine kaldırmak, her sorunu onlar adına çözmek olarak algılıyoruz.

Aşırı korumacı bir anlayışla büyüyen çocuklar, hayatın küçük zorluklarıyla yüzleşme fırsatı bulamıyor. Sorumluluk almadan, hata yapmadan ve sonuçlarıyla mücadele etmeden yetişen bir nesil oluşuyor. Adeta steril bir cam fanusun içinde büyütülen bu gençler, gerçek hayatın sert yüzüyle ilk kez karşılaştıklarında hazırlıksız yakalanıyor.

Sorun tam da burada başlıyor.

Çocukluk ve gençlik döneminde sorumluluk üstlenmemiş, problem çözme becerileri yeterince gelişmemiş ve psikolojik dayanıklılık (resilience) kazanamamış bireyler, yetişkinlik dünyasına adım attıklarında büyük bir duvarla karşılaşıyor.

Hayatın ekonomik gerçekleri, iş yaşamının yoğun rekabeti ve toplumun beklentileri karşısında ayakta kalmakta zorlanıyorlar. Zorluklarla mücadele etmeyi öğrenemeyen bir ruh hali, ilk sert rüzgârda kırılıyor. Bunun sonucunda ise birçok genç, psikolojik tükenmişlik nedeniyle WIA sistemine başvurmak zorunda kalıyor ve daha 20’li yaşlarında adeta malulen emeklilik sürecine giriyor.

Eski kuşakların sıkça dile getirdiği “Bugünün gençleri dayanıksız, çalışmak istemiyor” değerlendirmesi ise gerçeği açıklamaya yetmiyor. Bu, meseleyi fazlasıyla basite indirgemek olur.

Karşımızdaki tablo yalnızca gençlerin bireysel kırılganlığının sonucu değildir. Aynı zamanda çalışma hayatının ağır koşullarının, ekonomik baskıların ve aile içinde uygulanan yanlış yetiştirme anlayışının ortak ürünüdür. Başka bir ifadeyle bu kriz, evde başlayıp toplumun tüm katmanlarına yayılan yapısal bir sorundur.

Eğer geleceğimizi emanet edeceğimiz gençleri daha hayatlarının baharında kaybetmek istemiyorsak, hepimize önemli görevler düşüyor.

İşverenler çalışanların ruh sağlığını gözeten, insan odaklı çalışma koşulları oluşturmak zorundadır. Biz ebeveynler ise çocuklarımızı koruma adına onları hayata karşı güçsüz bırakmamalıyız. Onlara sorumluluk almayı, hata yapmayı, düştükten sonra yeniden ayağa kalkmayı ve hayatın zorluklarıyla mücadele etmeyi öğretmek zorundayız.

Çünkü güçlü bireyler, her türlü zorluktan uzak büyütülenler değil; zorluklarla mücadele etmeyi öğrenenlerdir.

Aksi halde, daha hayatlarının başında tükenen bir gençliğin omuzlarında güçlü bir toplum inşa etmemiz mümkün olmayacaktır.

Bu düzenleme, yazının ana fikrini korurken daha güçlü bir gazetecilik dili, daha akıcı geçişler ve köşe yazısına yakışan bir üslup kazandırmaktadır. İsterseniz metni ulusal gazete köşe yazısı seviyesinde daha da etkileyici ve edebi bir dille de yeniden kaleme alabilirim.

Fehmi Uzun

WIA Verilerinin Gösterdiği Acı Gerçek: 20’li Yaşlarda Malulen Emeklilik
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!