Fehmi Uzun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Şaşırtan İstatistik: Evsizliğin Yeni Yüzü.

Şaşırtan İstatistik: Evsizliğin Yeni Yüzü.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Bizi PayPal Üzerinden Bağış Yaparak Destekle

Geçenlerde Hollanda’da borç ve evsizlik üzerine taze bir rehber yayınlandı: Werkwijzer schuldhulp aan dak- en thuisloze mensen. İnanın verileri okurken dönüp bir daha baktım.

Şöyle gözlerinizi kapatın ve “evsiz” denince gözünüzün önüne gelen ilk resmi düşünün… Muhtemelen park bankında yatan, elinde şişesiyle sokaklarda sabahlayan yaşını başını almış bir adam geldi, değil mi? Yıllardır bize öğretilen, filmlerde gördüğümüz o klasik fotoğraf bu çünkü.

Ama gerçeklerin bizim bildiğimiz resimle uzaktan yakından alakası yokmuş meğer!

Şaşırmaya Hazır mısınız?

Hogeschool Utrecht’in yaptığı son araştırmalar (ETHOS-Light) buzdağının altındaki devasa kütleyi önümüze koyuyor. Sıkı durun:

·Hollanda’daki evsizlerin üçte biri KADIN!

·Diğer üçte biri ise ÇOCUK VE GENÇLER!

Evet, yanlış duymadınız. Boşanmış, aile içi huzursuzluktan kaçmış ama bütçesine göre bir kiralık ev (woningnood) bulamamış gencecik kadınlar, kucağında çocuğuyla arkadaşının koltuğunda sığınmacı gibi sabahlayan anneler var bu ülkede. Resmi kayıtlara bakarsanız sokakta yatmadıkları için “evsiz” görünmüyorlar. Ama adı ne olursa olsun, bu insanlar yuvasız!

Gelelim En Çok Can Yakan Kısma…

İşin bizi, yani bizim toplumu ilgilendiren tarafına gelince durum daha da ilginçleşiyor.

İstatistiklere göre Hollanda’daki evsizlerin yaklaşık %50’si batı dışı göçmen kökenli. Yani Türk, Faslı, Orta Doğu menşeili… Kısacası bizim mahallenin insanları!

Bizim kültürümüzde harika bir gelenek vardır: “Bizde kimse açıkta kalmaz, akraba akrabaya, komşu komşuya bakar.” Camiye gideriz,

dayanışmayı severiz. Bu bağlarımız sayesinde çok şükür insanımız tamamen dibe vurmaktan kurtuluyor, bu bir gerçek.

Ama madalyonun bir de öteki yüzü var: Utanç ve “Gizli Evsizlik”…

Eşiyle arası bozulmuş, işini kaybetmiş, borç batağına saplanmış gencecik çocuklarımız veya yalnız kalan insanlarımız var. “El alem ne der?”, “Akrabalara rezil olurum” korkusuyla derdini kimseye anlatamıyorlar.

Ne yapıyorlar peki? Aylarca arkadaşlarının arabasında yatıp kalkan var. Bir gün orada, bir gün burada koltukta geceleyenler var. Belediyeye başvursalar, bürokrasi “Sen kendi başının çaresine bakabilirsin” (zelfredzaam) deyip kapıyı kapatıyor. Bir posta adresi (briefadres) bile alamadıkları için ne yardım maaşı bağlanıyor ne de borçlarını yapılandırabiliyorlar. Yalnızlık ve çaresizlik içinde eriyip gidiyorlar.

Yanı Başımızdaki Çığlığı Duyacak mıyız?

Biz genelde evsizliği uzaktaki bir sorun sanırız. Oysa rakamlar bağırıyor: Yardım çığlığı atanların yarısı bizim insanımız, bizim komşumuz, belki de selam verdiğimiz o genç.

Artık “Bizim toplulukta öyle şeyler olmaz” deyip kafamızı kuma gömme lüksümüz yok. Cami derneklerimizden vakıflarımıza kadar sadece gıda kolisi dağıtmayı değil; insanımıza borç danışmanlığı yapacak, yol gösterecek, onları bürokrasinin soğuk yüzünden koruyacak sıcak el olmayı öğrenmek zorundayız.

Bir insanın evini kaybetmesi sadece dört duvarı kaybetmesi değildir; huzurunu, saygınlığını ve umudunu kaybetmesidir.

Yanı başımızda sessizce eriyen bu hayatları görmeye, o koltuklarda sabahlayan çocukların elinden tutmaya hazır mıyız?

Çünkü kapıyı çalmayan her dert, bir gün gelip hepimizi bulabilir…

 

 

 

Şaşırtan İstatistik: Evsizliğin Yeni Yüzü.
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!