Son yıllarda hem Türkiye’de hem Hollanda’da restoranların sunduğu “serpme kahvaltı” kültürü adeta bir yarışa dönüştü. Masalar donatılıyor, onlarca çeşit ürün bir anda servis ediliyor. İlk bakışta göze hoş geliyor elbette ama çoğu zaman bu kahvaltıların büyük bölümü tüketilmeden çöpe gidiyor. Özellikle hayat pahalılığının her iki ülkede de ciddi şekilde hissedildiği şu dönemde, bu durum artık sorgulanmalı.
Türkiye’de artık neredeyse her şehirde, hafta sonu kahvaltılarında serpme kahvaltı adı altında 20-30 çeşit ürün masaya geliyor. Hollanda’da da özellikle Türk işletmelerinin bulunduğu yerlerde bu sunum sıkça tercih ediliyor. Ancak bu çeşitlilik, israfa neden olacak şekilde abartılmış durumda. Hele ki fiyatlar da euro veya TL bazında giderek artarken, hem cebimiz hem vicdanımız bu tüketim anlayışından rahatsız olmaya başladı.
Hollanda’da gittiğiniz bir restoranda çoğu zaman ne yiyecekseniz onu seçiyorsunuz. Tabak bazlı servis yapılıyor ve sadece yediğinizin parasını ödüyorsunuz. Bu sistem hem ekonomik hem de sürdürülebilir. Türkiye’de ise özellikle turistik bölgelerde ya da şehir merkezlerinde, kahvaltı bir şova dönüşmüş durumda. Ama ne yazık ki tabakların çoğu dokunulmadan toplanıyor.
Bu israf kültürünün üzerine biraz daha düşünmeliyiz. Zira artık içinde yaşadığımız dünya bambaşka bir gerçekliğe sahip. Gazze’de insanlar bir dilim ekmek için günlerce beklerken, biz burada sadece “göz doyurmak” adına sofralara fazlasını yığmak zorunda mıyız?
Elbette kahvaltı bizim için önemli bir kültürel değer. Aileyle, dostlarla yapılan uzun kahvaltılar, sohbetlerin en güzelidir. Ancak bu güzellik, 30 çeşit reçel ve 5 çeşit peynirle değil; paylaşım, sadelik ve samimiyetle sağlanır.
Ben diyorum ki: Kahvaltımızı gelenekten koparmayalım, ama israfa da teslim etmeyelim. Sadeleştirilmiş, ihtiyaca göre düzenlenmiş kahvaltılar da en az serpme olanlar kadar keyiflidir. Hem Türkiye’de hem Hollanda’da yaşayan bizler, artık tüketim alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirme zamanındayız.
Ne yediğimiz kadar, neyi çöpe attığımız da önemli.
Saygılarımla,
Sedat Tapan
Sedat.tapan@outlook.com

