Bir zamanlar “gurbetçi” denilirdi bize…
Şimdi ise iki kültürü aynı yürekte taşıyan “Hollandalı Türkler” olarak anılıyoruz. Fakat isimler değişse de değişmeyen bir gerçek var: İnsan, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın, ana dilinin gölgesinde büyür; onunla düşünür, onunla hisseder, onunla kimliğini korur.
Benim için Türk Dil Bayramı da tam olarak bunu ifade ediyor.
Sadece bir etkinlik, bir kutlama ya da takvimde işaretlenen sembolik bir gün değil… Türk Dil Bayramı; hafızadır, köktür, aidiyettir. Geçmişten geleceğe uzanan kültürel bir emanettir.
Karaman’da doğmuş, çocukluğunu ve gençliğinin ilk yıllarını Anadolu’nun o kadim topraklarında geçirmiş biri olarak, Türkçenin insan ruhundaki yerini çok iyi biliyorum. Çünkü Türkçe sadece konuştuğumuz bir dil değildir; annemizin ninnisi, babamızın nasihati, çocukluğumuzun sokağı ve milletimizin ortak vicdanıdır.
Yıllardır içimde büyüttüğüm bir hayal vardı:
Türk Dil Bayramı’nı Avrupa’da, özellikle de Hollanda’da yaşatmak…
Çünkü zaman ilerledikçe şunu daha net görmeye başladım: Yeni nesillerle birlikte dilimizle kurduğumuz bağ zayıflıyor. Çocuklarımız artık kendi aralarında çoğu zaman Türkçe yerine Hollandaca konuşuyor. Elbette yaşadıkları ülkenin dilini bilmeleri büyük bir kazanımdır. Ancak ana dilin geri plana itilmesi, zamanla kültürel hafızanın da silinmesine neden oluyor.
Dil kaybolduğunda sadece kelimeler kaybolmaz.
Bir milletin hikâyesi eksilir.
İşte bu düşünceyle Kuşaktan Kuşağa Vakfı’nı kurduk. Hedefimiz çok açık ve nettir: Türkçeyi yeni nesillere sevdirmek, yaşatmak ve kuşaklar arasında giderek incelen bağı yeniden kuvvetlendirmek.
Geçtiğimiz yıl Hollanda’da ilk kez Türk Dil Bayramı’nı kutlamanın gururunu yaşadık. Bu organizasyon benim için sıradan bir kültür etkinliği değildi; yılların özlemi, sorumluluğu ve inancının hayata geçmiş hâliydi.
Şimdi ise bu anlamlı yolculuğun ikinci adımını atıyoruz.
17 Mayıs’ta Türk Dil Bayramı’nı Hollanda’da ikinci kez, daha güçlü ve daha kapsamlı bir programla kutlamaya hazırlanıyoruz. Etkinliğimiz, Rijswijkse Schouwburg’un seçkin atmosferinde gerçekleştirilecek.
Bu yılki programın en önemli yönlerinden biri de kültürel birlikteliğin zenginliği olacak. Türk Dil ve Edebiyat Vakfı Başkanı Sayın Ekrem Erdem’in katılımı, organizasyonumuza ayrı bir değer katacak. Bunun yanında Azerbaycanlı sanatçılar ve dans toplulukları da sahnede yer alacak. Böylece Türk dünyasının ortak kültürel sesi Hollanda’da yankılanacak.
Hollanda’da faaliyet gösteren Sanatolia Sanat Merkezi, Semih Arıkan Müzik Grubu ve değerli şair Yavuz Nufel gibi kıymetli isimlerin katkılarıyla bu özel gün, yalnızca bir tören değil; adeta bir kültür şölenine dönüşecek.
Ayrıca bu yıl ilk kez, 16 Mayıs tarihinde Türk Dil Bayramı’na özel bir resepsiyon da düzenleyeceğiz. Bu buluşma sadece bir davet organizasyonu olmayacak; fikirlerin paylaşıldığı, kültürel sorumluluğun konuşulduğu ve geleceğe dair ortak vizyonların şekillendiği anlamlı bir platform olacak.
Ben, Kuşaktan Kuşağa Vakfı Başkanı olarak bu sürecin yalnızca organizatörü değilim. Aynı zamanda bu hikâyenin içinden gelen biriyim. Bu hayali yıllarca yüreğimde taşıdım. Geçtiğimiz yıl gerçeğe dönüştürdüm. Şimdi ise bunu kalıcı bir mirasa dönüştürmek istiyorum.
Karaman’dan aldığımız ilhamla…
Türkçenin gücünden aldığımız cesaretle…
Bu bayramı kuşaktan kuşağa taşımaya kararlıyız.
Çünkü biliyoruz ki;
Dil sadece bir iletişim aracı değildir.
Dil, bir milletin hafızasıdır.
Ve o hafıza kaybolursa, geriye sadece hatıralar kalır.
Fehmi Uzun-NHaber.nl
