İfade Özgürlüğü mü, Yoksa Ekranda Canlı Yayınlanan Faşizm mi?

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Avrupa’nın göbeğinde, sözde “demokrasinin ve hoşgörünün beşiği” olarak pazarlanan Hollanda’da, maskeler bir kez daha düştü. Hem de milyonların izlediği bir televizyon ekranında, güle oynaya, adeta kahve muhabbeti yapar gibi…

Televizyon yorumcusu Johan Derksen’in, SBS6 kanalındaki Vandaag Inside programında DENK Partisi Milletvekili Doğukan Ergin’i hedef alarak sarf ettiği, “..als proefkonijn zijn strot doorsnijden” (Deney tavşanı gibi boğazını keselim) sözleri, sıradan bir polemik ya da dil sürçmesi değildir. Bu cümle; bir halkın inancına, o inancı savunan seçilmiş bir milletvekiline ve en nihayetinde temel insan haklarına karşı kusulmuş açık bir nefretin, meşrulaştırılmaya çalışılan bir şiddet çağrısının ta kendisidir.

Peki, Doğukan Ergin ne yapmıştı da bu “modern” engizisyon yargıcını bu kadar çileden çıkardı?

Hollanda Parlamentosu’nda Müslüman ve Yahudi toplumunun en doğal anayasal hakkı olan dini usullere göre (helal ve koşer) kesim hakkını savundu. Kürsüye çıktı, demokratik haklarını arayan binlerce insanın sesi oldu. İşte batı medyasının tahammül edemediği tam olarak budur: Göçmenlerin, Müslümanların artık sadece fabrikalarda, tarlalarda çalışan sessiz yığınlar olmaktan çıkıp, kendi haklarını parlamentoda aslanlar gibi savunuyor olması.

Olayın ardından gelen tepkiler üzerine Derksen’in “Mecazi anlamda söyledim, DENK partisi bunu cımbızlayıp mağduriyet yaratıyor” diyerek olayı basitleştirmeye çalışması ise tam bir pişkinlik örneğidir. Sormak gerekiyor: Eğer aynı ifadeler, Müslüman bir siyasetçi tarafından Hollandalı yerli bir milletvekiline karşı kullanılsaydı, bugün Hollanda basını “mecaz” diyerek konuyu kapatır mıydı? Yoksa o siyasetçi anında “terör destekçisi” ilan edilip manşetlerden indirilmez miydi?

İşte batı medyasının ve siyasetinin en büyük hastalığı budur: Çifte standart. Kendilerine dokunulduğunda “terör ve güvenlik tehdidi” olan kavramlar, hedef Müslümanlar veya göçmenler olduğunda birdenbire “ifade özgürlüğü” veya “kara mizah” zırhına büründürülüyor.

Milletvekili Doğukan Ergin’in ve DENK Partisi’nin bu faşizan söylem karşısında geri adım atmayarak hukuki süreç başlatması, sadece kendileri için değil, Avrupa’da yaşayan milyonlarca azınlığın onuru için verilmiş çok doğru bir karardır.

Televizyon yapımcılarının, reyting uğruna bu nefret diline ekranlarında alan açması, Avrupa’daki ırkçılık zehrini her gün biraz daha toplumun kılcal damarlarına enjekte ediyor. Bugün ekrandaki bu şiddet diline dur demezsek, yarın sokaktaki fiziki şiddetin önüne geçemeyiz.

N’haber okurları olarak bizlerin ve Avrupa’daki sağduyulu her bireyin görevi, bu çifte standardı deşifre etmek ve ekranlardan taşan bu organize nefret karşısında Doğukan Ergin gibi cesur seslerin yanında dimdik durmaktır. Çünkü adalet ve insan onuru, hiçbir reyting canavarına veya ırkçı zihniyete kurban edilemeyecek kadar kutsaldır.

Yazar: Fehmi UZUN

N’haber Köşe Yazısı

İfade Özgürlüğü mü, Yoksa Ekranda Canlı Yayınlanan Faşizm mi?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!