İnsanlar köpeklere benzer ama hangisine…

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Yazlıkçı Köpekleri…

Köpek deyince benim aklıma ilk önce çoban köpeği gelir. Çocukluğumdan dolayı olacak sanırım…

Herhangi birine “Köpekleri say,” deseniz cinslerinden önce başlar saymaya: Sokak köpeği, çoban köpeği, kurt köpeği, av köpeği, süs köpeği, narkotik köpeği, arama kurtarma köpeği… Mürekkep yalamışların dilinde Pavlov’un köpeği…

Fakat son yıllarda haberlere de konu olan “yazlıkçı köpekleri” var… Yukarıda saydığım türlerin en acınası, en zavallıları… Yazlıkçıların yazlıklarında kaldıkları süre içinde el bebek gül bebek bakıp besledikleri fakat giderken sokağa terk ettikleri köpekler…

Bu konuda yazmamı isteyen bir dostum için biraz gazete arşivlerinde dolaşırken, Bülent Ersoy’un yanında, etrafında dolaşan bazı sanatçılar için “Konsolos köpeği gibi,” dediğine rastladım… Acaba bunu bir programında mı söyledi, videosu var mı diye aranırken, bir dizide replik olarak karşıma çıktı: “Konsolos köpeği gibisin.”

Araştırmayı derinleştirdim; hani bir devlet büyüğümüzün “Bilgi bir tık elinizin altında,” sözünü hatırlayarak, tık tık tık… “Konsolos köpeği ne demek?” diye sordum. İşte cevap:

Konsolos köpeği; ünlü, zengin, nüfuzlu veya mevki sahibi bir kişinin gölgesinde yaşayan, onun gücüyle, itibarıyla ve ayrıcalıklarıyla geçinen, bu sayede hak etmediği halde imtiyaz gören kişileri tanımlamak için kullanılan mecazi ve aşağılayıcı bir deyimdir…

Beyin tam zamanlı çalışınca freni tutmuyor. Sen misin araştıran, düşünen… Yazlıkçı köpekleri ile konsolos köpeklerinin o kadar çok benzerliği ortaya çıktı ki… Dahası var, hemen hemen her insanın bir köpeğe benzediğini düşündüm, buldum… Av köpeklerine benzeyen insanlar, çoban köpeklerine benzeyen insanlar, sokak köpeklerine benzeyen insanlar; var da var… Bundan sonra insanlar birini övmek veya yermek istediğinde aslan, yılan, keçi, eşek v.b. diğer hayvanlara hiç benzetmesinler. Köpek yeter…

Neyse, mevzuyu uzatmadan, sizleri fazla sıkmadan yazlıkçı köpeklerini anlatayım. Ama ondan önce duyduğum, fıkra gibi yaşanmış bir olay var.

Sonradan görme, parayı bulunca sınıf atladığını zanneden bir aile, zengin komşuları ile ünlü bir keman virtüözünün konserine gider. Birkaç gün sonra o sonradan görme, konsere gitmeyenlere ballandıra ballandıra, “Ay şekerim, geçen akşam bir kemençe konserine gittik. Bizim kemençe gibi değil, ben hiç hoşlanmadım ama İstanbul’un tüm kalburüstü takımı oradaydı,” der. Dikkat ettiniz mi, yanlış yazmadım; keman demiyor, kemençe diyor… Neyse…

“Yaz, yazmasan olmaz,” diyen dostumun dilinden anlatıyorum:

“Abi, bu yazlıkçı köpeklerinin gerçekten acınacak hali var. Yazlıkçının biri, çocukları için sokak köpeklerinden birini bahçelerine alıp beslemeye başladı. Ona kulübe yaptılar, her gün önüne türlü türlü yiyecekler koydular. Hatta marketten alınan özel yiyeceklerle, bir deri bir kemik olan sokak köpeği bir haftaya kalmadan bir palazlandı, bir palazlandı, sorma…

Köpek nankörlük etmedi! Yazlığın önünden kim geçerse geçsin havlamaya başladı; hatta sokak köpeği olduğu günlerde kendisine ekmek veren teyzeleri, amacaları  bile ısırmaya kalktı… Neyse abi, altı hafta sonra yazlıkçılar kapılarını kilitleyip gittiler… Köpek yine sokaklarda…

( Ara Not: Google girin Yazlıkçı Köpekleri yazın yüzlerce haber göreceksiniz,  )

Diğer sokak köpekleri arasında hemen fark ediliyordu. Çünkü arkadaşları bir deri bir kemik topluca iki lokma ekmek ya da sokağa bırakılmış mama ararken, onun etiyle, kemiğiyle, parlak tüyleriyle fark edilmemesi imkansızdı. Fakat toplu gezen sokak köpeklerinin onu aralarına almadığına, hatta bir yiyecek bulunca ilk önce yazlıkçı köpeğine hırladıklarına şahit oldum…

Sonbahar bitti, kış geldi. Yazı özel kulübesinde geçiren yazlıkçı köpeği sokaklarda yalnız başına tir tir titreyerek dolaşmaya başladı. Hani ‘itten aç, yılandan çıplak’ derler ya; başını sokacak bir kuruluk bile bulamadı. Ağabey işin en acı yönü de bu köpekleri terk edenlerin çoğunun  inanılmaz hayvan hakları savunucusu olması.. ”

…

Peki, bunun konsolos köpekleri ile alakası ne diyeceksiniz, biliyorum. Azıcık saksıyı çalıştırsanız benzer yönlerini bulacaksınız. İnsanlar köpeklere benzer ama hangisine diye başkadık ya söze o zaman şlk cevabı da ben vereyim. Ben hep sokak köpeği oldum, olmaya da devam edeceğim…

Kemana kemençe diyen vatandaştan son bir anlatı ile söze yekün tulalım…

Bu sefer girdiğini zannettiği çevrede bir kahvaltıya davetlidir vatandaşımız. Kahvaltıda konu nereden açıldıysa herkes Pavlov’un köpeğinden bahseder. Kahkahalar, gülüşmeler… Bir ara sessizlik olur. O ana kadar ağzını açmayan bizim sonradan görme lafa karışır: “Bizim kız da son günlerde ‘Köpek alalım,’ diye tutturdu. Nerede buluruz bu Pavlov dediğiniz adamı? Gidip bakalım, beğenirsek biz de o köpekten alırız,” der…

Yavuz Nufel – Nhaber.nl

 

İnsanlar köpeklere benzer ama hangisine…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!