İki vatandaş, ikisi de Hollanda’da yaşıyor..
İkisi de inanılmaz sosyal medya bağımlısı…
Nokta koysan ilk gören onlar…
Kendi aralarında paylaşımlarının altında kıran kırana öyle bir tartışma yapyorlar ki, inanılmaz.
Birinin ak dediğine öteki kara diyor,
İkisi de arkadaş aynı zamanda…
En sondan bir önceki tartıştıkları konu kayyumdu…
Varsa yoksa Türkiye gündemi…
Sanırsınız ki TBMM kenarında gece kondu yapmışlar, her konuşulanı duyuyorlar.
Son günlerde Türkiye- Azerbaycan gündemleri…
Hacivatla Karagöz gibi, Hasip İle Nasip gibi sosyal meday dışında da ayrılmaz ikili…
Hayırlı Cuma mesajını hiç aksatmazlar, Cuma namazını kaçırmazlar.
İkisine birden sordum, çünkü biliyorum:
Bırakın artık şu tartışmayı, daha önce bana sormuştunuz ne oldu sizin kayyum işi..
İkisi de birden ilk kez hem fikir olup, kantine çay almaya gittiler…
Hollanda’da yaşayan iki kişiden biri mutlaka kayyumun ne olduğunu bilir. Ya kendisi ya komşusu, ya bir akrabası mutlaka ama mutlaka Kayyumluk olmuştur.
Hollanda’da kayyumun şirketlere belediyelere değil vatandaşlara atandığını o kadar çok sık duyar olduk ki…
Kendi haline bakmadan halı dokuyan bir toplum olarak, gece gündüz gözü kulağı Türk Televizyonlarında, sosyal ödenekle yaşamayı meslek haline getiren, mektep medrese görmeden internet uleması, siayaset bilir kişisi olan bir tür canlı türü var.
Bırakın ayak üstü bana Türkiye siyaseti yapmayı, ne düşündüğümü sormayı. Anlatsam da anlamayacaksınız biliyorum.
Sosyal medyada kendini takip edenlerin 200 katı insanı takip etmek ne demek.
İkisinin de yaklaşık 200’er takipçileri var, biri yaklaşık 9 bin kişiyi öteki 8 bin kişiyi takip ediyor. Ulan, ( onlara diyorum ) takip ettiğiniz her bir insan için 10 saniye ayırsanız günde yaklaşık 25 saat eder…
Ulan bir gün 24 saat…
Ulan yemeden içmeden, uyumadan, (sıçmadan da demem lazım ama demiyorum çünkü helada da telefonları ellerinde olacağını biliyorum ) “ Kim ne paylaşmış “ diye takip ettiklerinize 10’ar saniye ayırsanız rakam ile de 25 saat, yazı ile de yirmibeş saat..
Kalkıp bana Türkiye’deki belediyelere, medya kuruluşlarına neden katyum atandığını sormaları, iktidarı veya muhalefeti eleştirmeleri karşısında Nasrattim Hoca gibi ikisine de haklısın desem, Nasrettin Hoca Mezarından kalkar gelir bana: Sen de Haklısın der..
Aklıma geldi. bir kaç yıl önceydi, böyle atıp tutan vatandaşların birine bir binadan çıkarken rastladım. Normalde kiraç beyazı yüzü dünyanın en kırmıız kesmece karpuzu gibi oldu.
Rastlaştığımız bina borçtan derten başını alamayan, ipin ucunu kaçırmış, yemeğe ekmeği olmayan, hani sıfırı tüketmiş dedikleri insanlar için en en son duraktı.
(Senin orada ne işi vardı diyebilirsiniz haklı olarak. Kurumun başındakiler vatandaşlarımız bilgilendirmek ne yapabiliriz düşüncesi ile medya desteği istemişti )
Diyarbakır Karpuzuna dönen suratı ile vatandaş, benim vayy naber, hayırdır sözlerime, “Bi arkadaş için bir şey sormaya gelmiştim” manasına gelcek kopuk kopuk bir iki kelime söyledi. Ben de aman kendiniz için olmasında zor bu işler diye cevap verdim..
Demem o ki Hollandalı Türkler bu kayyum işini iyi bilir, yan kendine ya komşusuna ya bir akrabasına, ya da bir arkadaşına kayyum atanmamış bir kişi gösteremezsiniz.
Belki de vardır amaa mesleğiimden dolayı ben gösteremiyorumdur…
Meraklısına bilgi:
Hollanda’da insanlar( ımız ) neden bu kadar Kayyumla içli dışlı, nedir ne diğildir, kayumun atanma nedenleri , görevi ve işlevi özetle şöyle.
Hollanda’da “bewindvoerder” (tam adıyla beschermingsbewindvoerder), Türk hukukundaki “kayyum” (özellikle yönetim kayyumu) kavramı ile çok büyük benzerlik gösterir.
Ancak tam hukuki karşılığına bakıldığında bewindvoerder, kişinin özgürlüğünü kısıtlamadan sadece mali varlığını ve finansal süreçlerini yönetmek üzere mahkeme tarafından atanan resmi bir hamidir (finansal kayyum/vasidir).
Hollanda’da bu sistemin neden uygulandığı ve kimlere karşı (kimler için) geçerli olduğu şu şekildedir:
Neden Bewindvoerder ( Kayyum ) Atanır?
Temel amaç, kişinin finansal olarak kendisini koruyamaması nedeniyle borç batğına saplanmasını önlemek, mevcut malvarlığını korumak ve faturalarının düzenli ödenmesini sağlayarak evden çıkarılma veya icra gibi mağduriyetlerin önüne geçmektir.
Bewindvoerder atandığında, kişinin banka hesapları ve gelirleri bu görevlinin yönetimine geçer. Kişiye sadece geçimini sağlaması için haftalık veya aylık belirli bir cep harçlığı (leefgeld) verilir.
Kimlere Karşı (Kimler İçin) Uygulanır?
Bu sistem, kendi mali durumunu yönetmekte yetersiz kalan veya suistimale açık olan belirli grupları korumak için Sulh Hukuk Mahkemesi (Kantonrechter) kararıyla başlatılır. Temel olarak şu kişilere karşı/için uygulanır:
- Zihinsel veya Fiziksel Durumu Yetersiz Olanlar:
- İleri düzey demans veya Alzheimer hastaları,
- Zihinsel engelli bireyler,
- Ağır psikiyatrik rahatsızlıkları nedeniyle para yönetimini kaybetmiş kişiler.
- Ciddi ve İçinden Çıkılamaz Borç Krizinde Olanlar (Schulden):
- Finansal okuryazarlığı olmadığı için sürekli borçlanan, faturalarını ödeyemeyen ve haciz kıskacında olan kişiler.
- Bağımlılık ve Kumar Problemi Olanlar:
- Alkol, uyuşturucu veya kumar bağımlılığı nedeniyle elindeki tüm parayı bu doğrultuda tüketen ve ailesinin ya da kendisinin geçimini tehlikeye atanlar.
- Yaşlılık veya Çaresizlik Sebebiyle Suistimale Açık Kişiler:
- Çevresindeki insanlar tarafından maddi olarak dolandırılma veya parası elinden alınma riski taşıyan savunmasız bireyler.
Kayyumsuz günler dileği ile Yazmasam olmazdı…
Yavuz Nufel- NHaber.nl



