İçine Wilders kaçan expatlar…

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Bir kısım expatlara özel!…

Daha önce bir kaç kez bu konuda yazdım, video çektim. Hele de “ Türküm ama expatım” başlıklı yazı okunma rekoru kırdı. (Okumayanar için link )

Geçen süre içinde  Hollanda’da dost meclislerinde, resepsiyonlarda vs konuşlan konuların ilk beşinde gündemini koruyor Expatlarımız…

En iyimser yaklaşımla Hollanda’da yerleşik Türk vatandaşları, tanıdığı expatların yarıya yakınından yaka silkiyor… Dışlamıyorlar ama evladından dertli olan büyüklerin “ Evladın mı var, derdin var” dedikleri gibi dertleniyorlar.

Hani bazı filmlerde, dizilerde gördüğümüz, okuyup zengin olunca ve  çevresi değişince fakir anne- babasından, köyünden mahallesinden  utananlar gibi  expatlar da  Hollanda’da yerleşik Türk toplumundsn utanıyor, kaçıyor, gerekmedike ilişki kurmuyor, hatta “ Hiç Türke benzemiyorsun” dediklerinde Nobel ödülü almış gibi sevinenler bile var(mış)..

Expatlarımızın bu davranışı kabul edilemez elbette ama hadi yaşı 60-70 olanlara karşı önyargılı davranışlarına bir yere kadar hak verelim… Peki,  kendi yaşındakilere karşı, okumuş 2-3 dil bilen ama Türkçeleri kendileri ( expatlar )  kadar olmayan Hollanda doğumlu gençlere karşı ne bu hava, ne bu tavır, niye?

Bir kaç gençle konuştum, Hollanda’da doğup büyüyen gençler de expatların   İngilizcesini beğenmiyor…

Biz bu filmin farklı versiyonunu  60’lı 70’li yıllarda gördük…

60’lı 70’li yıllarda  Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine  çalışmak için gelen ve  blr iki yıl sonra köyüne izine giden gurbetçilerin köylülerine karşı havası, tutumu gibi… Çoğu ilk okul mezunu bile değildi belki ama bir yıl içinde ilimin, bilimin teknolojininin, medeniyetin duayeni olmuşlardı sanki…  Almanya’yı anlata anlata bitiremez, köylerini beğenmezlerdi.

Expat denen canlıların bir kısmı da hem geldikleri yerlerdeki insanları, yöneticileri, kanunları, ekonomiyi, özellikle de eğitim sistemini  beğenmiyor, hem de buradaki yerleşik Türkleri…

Sanki uzaydan geldiler.

Bazen sabrımın sınırı zorlanıyor,

“Ulan buralara beğenmediğiniz ülkeden aldığınız diploma ile gelmediniz mi?

Ulan, o beğenmediğiniz ülkeden  aldığınız o  diplomaşları buradaki işvereniniz  beğendiği için  sizi davet etmedi mi?

Tamam, eleştirelim ama nankörlük etmeyelim..

Eşit hak ve özgürlük, insan hakları, sınıfsız tolum  geyiğini  muhabbet masalarında çaya çorbaya limon  eksik etmezler   ama konuşmalarına kulak verin, ( Ben bir kaç kez şahit oldum) 40 yıldır Hollanda’da hiç bir Hollandalının bu zavallılar kadar yabancıları özellikle Türkleri dışladığını duymadım. Biraz ağır olacak ama duyduklarımın hepsi sanki tornadan çıkmış birer Wilders…

Ulan,  “ Türküm ama expatım” ne demek? Sen saraylardan mı  çıkıp geldin de buradaki yerleşik  Türkleri köle avcıları Türkiye’nin ormanlarından yaklayıp getirdi..

…

Buradaki yaşıtlarınız  expat denen sizlerden olsa olsa tek geri oldukları nokta Türkçedir.. Sizin gibi ağdalı ağdalı Türkçe konuşamazlar ama sizin gibi Türkçeyi de katletmiyorlar en azından…

Burada doğup büyüyen gençler anne ve  babaları hangi yöreden gelmişse o yörenin şivesini konuşur genelde.  Bence bu bir eksiklik değil zenginlik… Konuştukları zaman  Türkiye’nin hangi yöresinden geldikleri anlaşılır… Yapmayın sizin buradaki gençlerden çok eksiniz var ama fazlanız yok…

Burdaki gençlerin anneleri, babaları sizin gibi İngilizce bilerek, üniversite bitirerek gelmedi tamam ama çoğu bir meslek sahibi olarak geldi, getirildi, ağızlarındaki dişlere hatta cinsel organlarına kadar bakılarak  sağlık kontrollerinde geçirilerek getirildi.

Türkiye 70 cente muhtaç iken yemediler içmediler ülkelerine para gönderdiler. Siz expatlarda  yoksa bile annenizin  babanınızın o yıllarda kursağına giren ekmekte hakları var.

Peki,   siz gelir gelmez hangi arabayı alsam hangi evi satın alsam diye düşünüp, geldiğiniz ülkemizde bu imkanları bulamadığınız için nankörlük etmeniz yüzüznüze bazı gerçekleri vurmak için beni zorluyor.

Evet, o dışladığınız yerleşik Türklerden  şu anda iş insanı olanların sayısı 40 bin civarında. Sizin anneneniz babanızın su içmeye su bulmadığı yıllarda, burdaki gençlerin büyükleri de banyosuz evlerde, kamplarda  yaşadılar.

Bu yazıyı Hollanda’da 60 yıllık yerleşik Türklerin derdi, şikayeti olarak yazmıyorum çünkü sizler de onların umurundaydınız ama artık  değilsiniz,

Geçen gün konuştuğum çiçeği burnunda bir expat kardeşimiz kendisinden  5–10 yıl kadar önce gelen expatlardan öyle bir dertli ki anlatamam.

Aynı şartlarda Hollanda’ya gelmiş olmalarına rağmen eski expatler yenileri dışlıyor, aralarına almıyorlarmış! Neymiş bu kadar yetermiş Hollanda expatlarla dolmuşmuş…

Az önce dediğim gibi yerleşik Türkleri beğenmeyen, kendinden sonra gelen expatları bile dışlayan kim varsa hepsi birer Wilders sanki, ya da  içlerine gamalı haç kaçmış!

Allah akıl fikir vermiş, okumuş meslek sahibi olmuşsunuz, buralara gelmişsiniz  ama insan olamamışsınız malesef. İnsan olmayı, hoşgörülü olmayı deneyin eğer aklınızı vicdanınızı kiraya vermediyseniz, ben nankör değilim diyebiliyorsanız sizden umdumu kesmem, yoksa kayıpsınız kayıp!

Kulağınıza küpe olsun, ne doğduğunuz, okuduğunuz, diploma aldığınız ülkeyi ne de geldiğiniz  bu ülkeyi kötüleyin. Ya göründüğünüz gibi  olun ya da olduğunuz gibi görünün, kulağınıza küpe olsun fakat bu kafayla giderseniz  küpe takacak kulağınız kalırsa…

Yazıyı bir fıkra ile bitirmek istedim ama sanıyorum o bir kısım sizlerin mizah anlayışı henüz o seviyeye gelmemiştir… Siz şimdiden size “Hollanda’da yaşıyorsan Hollandaca öğren” diyen Hollandalıların  sizden daha iyi İngilizce bilmelerine rağmen neden size Hollandaca cevap verdiklerini düşünün…. Unutmadan öğrendiğiniz bir kaç kelime Hollandacayı lütfen İstanbul şivesi ile telefuz etmeyin. Gouda- Kauda,  diye söylenmez… (Gülme efekti lazım, yukarıda yazamdığım fıkra yerine kabul edin )

Allah gecinden versin  bir ölüm halinde poponuza pamuğu kimin tıkayacağını da düşünseniz bu kadar gıcık-itici olmazsınız…

Daha önceki yazımdan, expat tarihine yazılacak sözler:

HOTİAD Başkanı Hikmet  Gürcüoğlu bir söyleşide expatlar için, “ Bu arkadaşlarımız bir sosyal vaka. Biz onların varlığı ile gururlanmak isterken onlar bizim varlığımızdan utanıyorlar gibi.  Sanki onlara göre; onlar İstanbul beyefendisi, bizler taşra köylüleriyiz. Tam bir ‘Almancı’ bakışı yani. Avrupalı onlara bir gün, fırsatı bulduğunda Türk olduklarını hatırlatacaktır. O zaman aramıza katılacaklardır. Ama gönül istiyor ki bu şimdi olsun. Halbuki bizim gençlerimiz mezun oldukları üniversiteler ile onlardan çok üstünler. Ama efendiliklerinden bundan bile bahsetmiyorlar.

Programlarımıza davet ediyoruz. Şimdilik aramızda pek görünmüyorlar. Biz gayretimize devam edeceğiz. Zira biz hem ev sahibiyiz, hem de Türk kültüründeki misafirperverliği iyi biliriz.” demiş…

Haklı, çok haklı Hikmet bey…

Yazmasam olmaz, dediğim konuların başında geliyordu bu sosyal vaka yeri geldikçe yazacağım bu yazı ile elde var 3…

Not: Expat ne demek sorusunun cevabı için BKZ:   Türküm ama expatım başlıklı yazı.

Yavuz Nufel. Nhaber.nl  

İçine Wilders kaçan expatlar…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!