Değerli dostlar, bilindiği üzere Avrupa gelenlinde Hollanda’ya göçün 50. Yılından beri GÖÇ konulu bir dinleti yapıyorum.
Neler mi anlatıyorum, Hollanda’da yaptığım gösteri / dinletilere ilginin yoğunluğu ile yaklaşık 10 yıldır süren bu etkinliklerin 157.si 29 Kasım 2025 tarihinde Utrech’te…
Geçtiğimiz yıl kurulan ve 5 Mayıs 2025 Tarihinde Türk Dil Bayramı etkinliği ile adını, sesini geniş kitlelere duyuran Kuşaktan Kuşağa Vakfı’nın Türkçe Anneler Kulübü organize ediyor.
Göçü, sağlıkları, birikimleri, konutları, ticari gelişimleri, ibadethaneleri, geliş şekilleri, kesin dönüş planları vs 10’ar yıllık dilimler halinde anlattığım gösteride 30 yıllık araştırmalarımla güldüren düşündüren, ağlatan anı ve öykülerle beslediğim gösteri için geri sayım başladı.
Bu güne kadar on binlerce insanın izlediği gösteriye defalarca gelen vatandaşlarımız, yine yerlerini ayırttığını söylemesi kadar mutluluk verici ne olabilir ki.
Bundan önce göçün 60. Yılında Vlaardingen’de yaptığım gösteriye gelenlerden aldığım beni onore eden tepkileri yazmak için sayfalar yetmez.
Bu gösteride yine fazladan, daha önce anlatmadığım bazı öykülerle birlikte, bundan sonraki 10 yıl nasıl olacak, neler olacak, insanlarımızın Hollanda’da yaşamları ve Türkiye hakkında düşüncelerini yine mizahi bir dille anlatmaya çalışacağım…
Sizleri biraz daha meraklandırmak adına küçük bir tüyo vermeden olmaz.
2000’li yılların başına kadar Avrupalı Türkler, Türkiye’deki eşinin dostunun kendilerini nasıl merak ve heyecanla beklediklerini söylerler, onlara yaptıkları yardımları anlatırlardı.
Bu durum bir duraklama dönemine girdi. Sonra öyle bir tersine şekil değiştirdiki bu tür örnekler sadece bana mı denk geliyor, yoksa ben mi öküz altında buzağı arayıp, deve bulup fil çıkartıyorum bilmiyorum.
Türkiye’ye gidip gelen kimi görsem genel de anlattıkları bir akrabalarının, bir kankilerinin bir arkadaşlarının nasıl önemli mevkide, etkili yetkili, görevli bir “İnsan” olduğunu anlata anlata bitiremiyorlar.
Hele bir de bir fotoğraf çektirmişlerse ve o kişi siyasi arenada, sanat camiasında, iş dünyasında bilinen tanınan biri ise yandı gülüm muhabbet helvası: “ Heyt, beni hafife almayın, bakın ben kimlerle oturup kalkıyorum. Heyt, bakın ben kimin kankisiyim. Sakın bana bulaşma falan filan; ezikliğin, kişilik erezyonunun göçe uyarlanmış halini de mizahi olarak ekledim gösteriye hafiften.
Gösterinin, Hüzünlü, ağlaklı, damar kısımlarını zaten bilen biliyor, Bilmeyenlere de yanlarında mendil bulundurmaları şiddetle tavsiye edilir..
Dör kelime ile özetlemek gerekirse: Gelin- Görün- Gülün- Gidin…
Üstelik giriş ücretsiz.
Daha ne olsun…
Bu arada son aldığım duyumlara göre yerimiz kalmamış. Siz yine de şansınızı deneyin, belki işi çıkıp rezervasyonunu iptal edenler olabilir…,
Görüşmek üzere
Yavuz Nufel-NHaber.nl

