İki haftadır Türkiyedeyim…
Yazmasam olmaz diyeceğim her konuda o kadar olaya şahit oldum ki… Her günüm en az iki köşe yazısı…
Notlar tutuyorum, yeri geldiğinde yazacağım…
Bir markette 32 TL si olup 52 TL’lik kuru fasulyeyi alamayan, mahcubiyetinden gözleri kızaran teyzeyi…
Fakir muhtaç rolü oynayıp 300 TL’lik çayı aldırmak için kasa başında 40 yalanla önünde arkasındaki diğer müşterilere yalvaran, bu işi meslek haline getirmiş teyzeyi de…Turizm sektörüne yatırım yapmış insanların serzenişleri, hala gurbetçiyi, turistleri bir yolumluk kaz olarak gören işletmecileri, esnafı… Koca koca insanların küçücük bir menfaat için nasıl o kadar yamulabildiklerine;
Güler misin ağlar mısın..
Yazar mısın yazmaz mısın…
İnsanları gözlemlemek için özellikle bindiğim minibüste, şoför yanında bıyıkları terlemek üzere olan çocuğu gösterip kadına; “ Delikanlı öğrenci değil mi, ona da öğrenci ücreti lütfen” dedi.
Kadın, ama gelirken almadılar, dedi.
Soför, 0-6 yaş arası ücresiz delikanlı kaç yaşında dedi..
Daha büyük göstermesine rağmen kadın, “ Dokuz” dedi..
O zaman öğrenci ücreti rica edeyim, dedi şoför…
Kadın kadındı üstelik çocuğun annesiydi ama öyle bir kızdı ki.. ( ayın 14’Ü gibi bir kız değildi, sinirlendi yani nasıl espiri ama );
Kadın:: Fazla konuşma lan; öğrenci ücreti değil tam al diye bir elli TL uzattı..
Ben sakin olun lütfen diyecek oldum
İkisi bir olup, “ Amca sen karışma demesinler mi?.
İnanın korkuyorum, insanlar serseri mayın gibi, pimi çekilmiş bomba gibi…
Ama azcık müdehale etsen, konuşmaları normalmiş gibi anormal insanlar.
…
Bursa’da deprem oldu hem de 70 dakika ara ile iki kez.
Pendik’te hissetmedik ama korkularım depreşti…
17 Ağustos 1999 depremini yaşayan, 6 Şubat Depremi’nin Hatay’da bir yıl kadar sonra enkazını gören biri olarak her gün sabah ezanı okunana kadar sanki deprem nöbetindeyim…
Korkum depremden çok insanların umursamazlığı…
Bakmayın TV’lerde haberlere…
Sanki herkes o taksicinin bas bas bağıra bağıra trafikte kuralsız araç kullanana, “ Ulan 10 şiddetinde bir deprem olsa da insanlık bu pisliklerin en az en az yarısından kurtulsa” sözünü söylüyor içlerinden…
Daha önce de yazdım inanın haber bağımlılarının zannettiği gibi değil durum…
Cumhurbaşkanı ne demiş, İmamoğlu ne olmuş, CHP mahkemesi 8 Eylül’ e ertelenmiş, Leman denen sözde mizah dergisinde çizilen karikatür. ( Bir mizah yazarı olarak sözde diyorum, arif olan anlar ), sadece sosyal medyada gündem, sokakta , çarşıda, pazarda, sahillerde, kafelerde, kahvehanelerde vs değil…
Geçim sıkıntısı mı?
Olan utancından söyleyemiyor, fakat yaygarayı koparanlar fakir, yoksul, mağdur olma durumunu meslek haline getirmiş, yukarıda bahsettiğim kiloluk çayı aldıracak keriz arayanlar…
Nasıl Türkiye’de durumlar diyorsunuz ya hani:
Bir çeşme başı yazısından hatırladığım bir söz gibi.
“ Ne zengini tok gördüm, ne fakiri aç”
Bir akşam instegram hesabımdan canlı yayın yapıp bunlar karşılıklı konuşalım ister misiniz?
Yavuz Nufel- NHaber.nl…
