Hollanda’da ‘Sevgi’ dolu ‘Kısacık’ 4 yıl…
Son 30 yıldır her gidenin ardından yazı yazma geleneğimi sürdürüyorum .
Hollanda’da görev süresi dolan Başkonsolos Sevgi Kısacık’ın ardından yazacaklarımı zaten yazmışım. O tarihte yazdığım yazının bu bölümü Sevgi hanıma veda yazısı, gidenlerin ardından yazım olsun…
Daha sonra bir yazı daha yazmıştım merrak edenler bu linke tıklayarak okuyabilir:
Ayrıca Hollanda’ya göçün 60. Yılında kendisi ile yaptığımız söyleşiyide yazının sonunda izleyebilrisiniz:
Aradan nerdeyse 4 yıl geçmiş, değil 4 yıl, 400 yıl geçse bir Karadenizli olarak, bir Karadeniz türküsündeki sözler gibi: “ Eller ne derse desin ben yine sözümdeyim” diyor ve 02.11.2023 tarihli yazımla sizi başbaşa bırakıyorum.
Hollanda’da “Sevgi” seli…
Hollanda’da 100. yıl kutlamalarının sonuncusu Rotterdam Başkonsolosluğumuz tarafından verilen bir resepsiyonla final yaptı. Allah biliyor giderken ön yargılı idim. Şöyle ki, Göreceğimiz insanların büyük çoğunluğu son dört günde gördüğümüz yüzler olacaktı. Kutlama yorgunu olmuştu benim yaşımdakilerin çoğu!. Fakat daha salonun giriş merdivenlerinde gördüğüm yoğunluk ve uzun zamandır görmediklerim ve Hollanda’ya yeni gelmiş gençlerden ( beyin göçü ile) kuyruğu görünce ön yargılı olduğum için kendimi yargıladım.
Hollanda’ya geleli daha bir yıldan “ Kısacık” bir sürede kendinizi nasıl bu kadar çok insana tanıttınız “ Sevgi” deryası oluşturdunuz Sevgi Hanım diyeceğim ama sebebini biliyorum. Rotterdam’a tayini ilk haftalarda ülkemizde yaşanan deprem sonucu Hollanda da adım atmadık dernek, vakıf bırakmadı. Çünkü düzenlenen yardım kampanyalarına bizzat katılıp haftalarca evinin yolunu unuttu desem abartmış olmam. İşte bu kampanyalarda insanlarımızla kurduğu ilişkiler, dostluklar, “ Sevgi” bağının göstergesi idi 100. Yıl resepsiyonunda gördüklerim.
Demek ki kadın isterse, kadın bir işe el atarsa, kadın işini, ülkesini, bayrağını toprağını, Cumhuriyeti gerçekten severse oluyormuş…
Atatürk’ün kadınlara verdiği değeri ve O’nun sayesinde kadınların sosyal, kültürel hayatta ne kadar başarılı olabildiğini gördük görüyoruz bu “ Sevgi “ sayesinde.
Asırlardır toplumda ikinci / üçüncü sınıf insan muamelesi gören kadınlardaki gücü,” Sevgi”yi Atatürk 100 yıl önce keşfetmiş.
Uzun ve derin konu ayrıca yazılması gerekir.
Rotterdam’ın yerel yöneticileri ve idari amirleri tam tekmil katılmışlardı Rotterdam’daki kutlamaya. En büyük mülki amir Belediye Başkanı Ahmet Abutaleb başta olmak üzere Emniyet teşkilatı amirleri, memurları ( bir kısmı resmi elbiseleri ile ) askeri, sivil erkanü, siyasi yüzler Cumhuriyet “ Sevgi”si için gelmişlerdi.
- Yıl kutlamalarının hiç birinde kendimiz çalıp kendimiz oynamadık, Türk’e Türk edebiyatı yapılmadı. Rotterdam kutlaması Sevgi Kısacık ve ekibi çıtayı çok yükseklere taşıdı. Sevgi hanımdan sonra geleceklerin işi zor anlayacağınız.
Milli Marşlar okunduktan sonra Sevgi Hanım sahneye davet edildi. Sunucu Sevgi Hanımı sahneye davet edene kadar kendisini o akşam görmemiştim.
Altın Koza, Altın Portakal, Cannes film festivallerini bilen takip eden; Hollywood ödül törenlerini yarım asırdır ekranlardan izleyen bir gazeteci olarak diyorum ki, o törenlerde ödül almak için sahneye gelen yıldızlar için kopan alkış tufanının benzeri koptu salonda.
Gece için seçtiği kıyafet, yürümesi, konuşması ile eğer Hıncal Uluç ölmemiş bu töreni izlemiş olsaydı sayfalar dolusu yazardı. ( Bu işin uzmanlarından biri idi kendisi..)
Konuşmasını ve geceye ait fotoğrafları haberimizde yayınladık merak edenler bakabilir. İzlerken ve dinlerken Sevgi Hanım, hani “Hariciyeci” olmasaydı mutlaka ekran önünde, sahnede başarılı sevilen bir yüz olurdu diye bir cümle geçti aklımdan.
Konuşmalar bittiği andan itibaren bir lokma bile bir şey yemeden iki saat boyunca sahneden inmeye fırsat bulamadı. Abartısız söylüyorum Sevgi hanımla fotoğraf çektirmek için oluşan kuyrukda bir ben yoktum diyebilirim…
Bu inanılmaz “ Sevgi” bir tesadüf asla değil ama işin sırrını anlatmaya da kalemim ancak bu kadar yetiyor, kabul edin artık…
Gençliğimizde gördüğümüz yağ, şeker, tüp kuyrukları gibi kuyruk oluştu sahnenin sol tarafında uzayıp giden. Dernek Dernek, Vakıf Vakıf, kuruluş kuruluş bir olup sıraya girmişlerdi insanlar… Sahnede toplu fotoğraf çekiminden sonra bir de tek tek, ikili- üçlü fotoğraflar çektirildi. Sanıyorum Sevgi hanım son davetli salonu terk edene kadar sahneden inecek fırsat bulamadı.
Burada gözüme adeta batan bir durumu da yazmasan kesinlikle olmaz! Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Hürrem Sultan’ın önünde iki büklüm referans yaparcasına eğilen Sümbül ağa gibi sahneden geri geri inen, güya farklı sevgi /saygı gösterisinde bulunmaya çalışanı bile gördü bu gözler!
Tam o anda adı gibi sevgi dolu yüreğini bir kenara bırakıp öyle bir bakışı vardı ki, sevmek /sevilmek saygı duymak tamam da , eğilmek bükülmek, yamulmak yok dercesine..
Sevgi Kısacık; adının manasını benliği ile bütünleştirmesini bildiği için;
Gücünü oturduğu koltuktan değil Halktan aldığı için;
40 -50 yıldır Hollanda’da yaşamasına ve kendince güzel işler yapanlara ilk kez Devlet’in baba değil ANA olduğunu gösterdiği için Yazmasan Olmaz’dı.
Her yerde, her gönülde, her meslekte, her yaşta, her ülkede, şehirde, kasabada köyde, kısaca dünyada “SEVGİ”lerin çok çok artması dileğimle; Ulu Önder Atatürk’ümüze saygı, minnet ve SEVGİ ile tekrar 100. Yılımız Kutlu Olsun..
Evet şimdi de Hollanda’ya Göçün 60. yılıda yaptığım söyleşi:
Yolunuz, bahtınız açık olsun, Sizi bu ülkede tekrar en kısa zamanda Büyükelçi olarak görmek dileği ile.
Yavuz Nufel – Naber.nl
