1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sedat Tapan
  4. Prinsjesdag öncesi “bir parmak bal” siyaseti mi?
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Prinsjesdag öncesi “bir parmak bal” siyaseti mi?

featured

Hollanda’da 15 Eylül’de açıklanacak 2027 bütçesi daha Prinsjesdag gelmeden basına sızdı. Sızan bilgiler arasında vatandaşın hoşuna gidecek önemli başlıklar var: AOW’da planlanan bazı tasarruflardan vazgeçilmesi, satın alma gücünü desteklemek için 1,5 milyar euroluk kaynak ayrılması, sağlıkta öz risk artışının ertelenmesi ve akaryakıt vergisi indiriminin uzatılması gibi.

İlk bakışta bunlar gerçekten olumlu gelişmeler.

Ancak siyasette bazen “Ne açıklandı?” kadar “Neden şimdi açıklandı?” sorusu da önemlidir.

Sızan belgelerin hükümet tarafından bilinçli olarak kamuoyuna servis edildiğine dair elimizde kesin bir kanıt yok. Bu nedenle “kontrollü sızıntı” demek için temkinli olmak gerekir. Fakat zamanlaması ve öne çıkan başlıkların niteliği, böyle bir ihtimali tartışmaya açıyor.

Çünkü önce vatandaşın cebine dokunan olumlu haberler kamuoyuna ulaşıyor.

AOW kesintisi yok.

1,5 milyar euroluk satın alma gücü desteği var.

Öz risk artışı erteleniyor.

Akaryakıt vergisi indirimi uzatılıyor.

Bunlar doğal olarak toplumda olumlu bir algı oluşturuyor.

İşte tam burada “halka bir parmak bal çalmak” benzetmesi ortaya çıkıyor.

Belki amaç, 15 Eylül’de açıklanacak bütçenin tamamı ortaya çıktığında oluşabilecek olumsuz tepkiyi önceden yumuşatmak.

Çünkü bütçenin yalnızca verilenlerden değil, alınanlardan da oluştuğunu unutmamak gerekiyor.

Yüksek gelirlilerden daha fazla vergi alınması, içme suyu vergisinin artırılması, bazı sosyal güvenlik düzenlemelerinin tamamen kaldırılmak yerine ertelenmesi ve Box 3 konusunda ortaya çıkabilecek milyarlarca euroluk gelir kaybı gibi meseleler henüz tablonun diğer tarafını oluşturuyor.

Dolayısıyla bugün vatandaşın önüne konulan olumlu başlıklara bakıp “Hükümet vatandaşı düşünüyor” demek kadar, bunları tamamen siyasi bir oyun olarak görmek de doğru değil.

Asıl mesele 15 Eylül’de bütün hesabın ortaya çıkmasıyla anlaşılacak.

Çünkü “ertelendi” ile “vazgeçildi” aynı şey değildir.

Bugün ertelenen bir kesinti, yarın yeniden gündeme gelebilir. Bugün vatandaşın cebinde bırakılan para, başka bir vergiyle veya başka bir düzenlemeyle geri alınabilir.

Üstelik karşımızda parlamentoda rahat bir çoğunluğa sahip bir hükümet yok. Azınlık hükümeti, bütçesini Meclis’ten geçirebilmek için muhalefetin desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle sızan her başlık aynı zamanda bir pazarlık ve nabız yoklama aracı olarak da görülebilir.

Hükümet bir başlık ortaya atıyor.

Muhalefet tepki veriyor.

Uzmanlar hesaplıyor.

Medya tartışıyor.

Vatandaşın tepkisi ölçülüyor.

Ve 15 Eylül’e kadar siyasi aktörler hangi başlığın ne kadar tepki çektiğini görüyor.

Asıl soru şu:

15 Eylül’de bize ne verilecek değil, bunun karşılığında bizden ne alınacak?

İyi gazetecilik, yalnızca “AOW kesintisi kaldırıldı” manşetini atmak değildir.

Asıl soru şudur:

Bu kararın faturası nereden karşılanacak?

Devlet borcu ne olacak? Vergiler ne kadar artacak? Ertelenen kesintiler ne zaman geri gelecek? Box 3’ün faturası kimin üzerine kalacak?

15 Eylül’de bütün bunlara bakmak zorundayız.

Belki gerçekten vatandaşın yükü hafifletiliyor.

Belki de hükümet, bütçenin zor kısmını açıklamadan önce toplumun ağzına bir parmak bal çalıyor.

Şimdilik kesin hüküm vermek mümkün değil.

Ama bir şeyi şimdiden söyleyebiliriz:

15 Eylül’de sadece balın tadına değil, kavanozun tamamına bakmak gerekiyor.

Çünkü bütçede asıl mesele ne verildiği değil, bunun bedelinin kime ödetileceğidir.

Sedat Tapan- Nhaber.nl

Prinsjesdag öncesi “bir parmak bal” siyaseti mi?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!