Olay Türkiye’ye geldiğimin ikinci günü yaşandı. Burnumun dibinde hem de… Olay mahali kaldığım yere 3-4 kilomeyre ötede…
Ana haber bültenlerinde gördüm önce… Ev sahibinin Almanya’da yaşayan bir çift olduğunu öğrendim. Osman Akyol (61) ve eşi Nursen Akyol (61) ikisi de aynı yaşta… Gurbette çok çalışıp, ev ocak alan, geri kalan ömrlerinde biraz rahat etmek, gezmek tozmak, kısaca hayatın tadını çıkarakmak isteyen onbinlerce insandan ikisi Osman bey ve eşi Nursen hanım…
Karı koca aynı yaşta, gurbet ellerde döktükleri alın terlerini sıladaki evlerinin harcına katktıları, tuğla tuğla örükleri evlerinin önünde öldürülüyor!
“Osman Akyol (61) ve eşi Nursen Akyol (61) adlı gurbetçi aile, kiracıları tarafından İstanbul’un Maltepe ilçesinde silahlı saldırıda hayatını kaybetti. İstanbul Valiliğinin açıklamasına göre saldırıyı, Osman Akyol’un kiracısı Mehmet T. (63) gerçekleştirdi.”
Haberde yazdığı gibi iki cümle ile bu haberi geciktirmek mümkün mü?
Olayı kiracı ev sahibi kavgası olarak görmekten ziyade “Gurbetçi- Kiracı” ilişjkisi olarak ele alıp irdelemek lazım.
Öldürülen merhum gurbteçiler ne ilk ne de son olacak. Aslında gurbetçi deyince kanayan yaralardan birisi de bu konu, bu nokta: Gurbetçi ev sahibi ve Türkiyedeki kiracıları ile olan ilişkileri.…
Haberlere göre zanlı Mehmet T.’nin yaklaşık 20 yıldır binayla ilgilendiği, daireleri kiraya verdiği ve kiraları topladığı belirtildi. Taraflar arasındaki anlaşmazlığın nedenlerinden birinin ise Mehmet T.’nin bina için yaklaşık 500 bin dolar masraf yaptığını öne sürmesi olduğu aktarıldı.
İşte olaya bu açıdan ele alıp genel duruma bakacak olursak olayın özü “ Bina ile ilgilendiği” bu üç cümlede gizli.
İatianalar kaideyi bozmaz ama Gurbetçilerin Türkiye’deki evleri, daireleri , binaları ile ilgilen mutlaka Türkiye’de bir yakınları, akrabaları, arkadaşları oluyor.
Bu ilgilenenler (!) bal tutan parmağını yalar sözü gibi önceleri bir parmak bal ile yetinirken geçen zaman içinde bal kavanozunun tamamına çökmek varken neden bir parmak bala razı olsunlar ki fikri sabit olur…
Bu olayda katil zanlısı, katlettiği gurbetçilerin evlerini 20 yıldır kiraya vermiş, kiraları toplamış sanırım kiralar masraflara yetmemiş 500 bin dolar da masraf çıkarmış.
Sorun yargıya taşınmış olmalı ki, hayatını kaybeden gurbetçiler avukatlarıyla gelmiş ve gurbetçilerin hayatını kaybettiği saldırıda avukat da yaralanmış…
Bu ve benzeri ne çok olaylar duyduk ne olaylara şahit olduk.
Gurbetçi Destanını yazarken bir ağabeyimiz, “Bana Avrupalı 6 milyon gurbetçi ya da Avrupalı Türkler arasında Türkiye’de bir şekilde birileri tarafından dolandırılmamış bir insan gösteremezsiniz” demişti.
Kardeşleri ile kanlı bıçaklı olanı mı ararsın, su elektirik vs işlerini yapmak için diye kandırılıp vekalet aldıkları gurbetçilerin evlerini satanlar mı dersiniz, yıllarca kira vermeden oturdukları yetmiyormuş gibi çıkarken masraf isteyen mi, olmadı günün şartlarında satan ama gurbetçiye 20-30 yıl önce aldıkları fiyattan ödeme yapan.
Kısaca, Gurbetçi Destanına başladığım cümlelerle, Koyun aldılar kurt yedi, tarla aldılar sel bastı.
Öyle bir yara ki ne kabuk bağlıyor, ne kanama duruyor.
Yine geçtiğimiz günlerde duyduğum bir olayla söze yekün tutalım. Gurbetçi aldığı yazlığa gelir, bir de ne görsün, dayalı döşeli yazlığı insan dolu. İçindekiler gurbetçiye, “Defol git bu yaptığın haneye tecavüz sayılır. Biz bu yazlığı bilmem kimden sezonluk kiraladık” derler. Olay bu kadarla da bitmiyor, sezonluk kiralayanlar bir iki hafta kaldıktan sonra haftalık, on günlük sürelerle başkalarına kiraya vermişler iyi mi. 4 haftalık tatilde gurbetçi uğraşsın dursun işi yoksa.
Yine Amsterdam’da bir tanıdığım resmi işlerini yapsın diye bir tanıdığına vekalet veriyor. Sen misin veren memleketindeki evinin vergisini vermek için gittiğinde, “ Kardeşim bu adresteki ev senin değil senin adına ev görünmüyor” diyorlar. Yaşadığı şoku atlattıktan sonra Amsterdamlı gurbetçinin anlattığına göre bahçeli villa tarzı evi bir yıl için de 27 kişiye satılmış…
Şimdi bu işi çözecek avukat hukuk yolu ile kaç paraya çözer, evi satın alan ve tekrar tekrar satılan bu 27 kişiyi tek tek bulup hakim huzuruna kim çıkartacak. Yargı sürecinin lehine sonuçlanmasını görmeye ömrü yeter mi? Evini geri alabilir mi yüzlerce soru. Her şeyi halletse bile geçen sürede yaşadığı/yaşayacağı sıkıntılar insanı dert sahibi eder mi, etmez mi?
Yıllardır söylüyorum, her ne olursa olsun verilen vekaletlerin bir süresi olsun, ehliyet, pasaport vs gibi. 30-40 yıl önce verilmiş bir vekalet unutulmuş olabilir, herhangi bir şahıs eski bir vekaletle ya da ikinci bir işlem yaptıracağı zaman, vekalet veren aranmalı, sorulumalı gibi yaptırımlar olmalı. Yoksa daha çok evler satılır, daha çok canlar yanar.
65 yıl sonra Gurbetçilerin çoğunun ya da bir kısmının Türkiye’deki gayri menkullerine, evlerine, tarlalarına, tarktörlerine, binalarına kısaca birikimlerine Ya ateş düşüyor , yada yılanlar yuva yapıyor, bana da Yazmasam olmaz demek düşüyor!
Yavuz Nufel-NHaber.nl
