Yavuz Nufel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir yolculuk hikayesi…

Bir yolculuk hikayesi…

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Bizi PayPal Üzerinden Bağış Yaparak Destekle

Köyün birinde yarmaz bir eşek kendi ahırındaki hayvanları rahatsız etmekle kalmayıp, diğer ahırlara da dadanınca köylünün canına tak etmiş. İhtiyar heyeti toplanmış bu eşeğe bir ceza verelim, verelim ki ömrü boyunca unutmasın, birini rahatsız edeceği zaman aklına gelsin.

Karar vermişler bir en uygun ceza kuyruğunu kesmek, sırtına kıçına yazın sinekler konduğunda kovalayamasın. 

Tamam demişler, cezayı ilk günün yatsı namazı çıkışı köy meydanında cezası infaz edilecek. Köyün berberi aynı zamanda sünetçisi almış eline makası, tam kesecekken köylünün biri seslenmiş: “ Tam dibinden kes”… Berber makası ile uzanmış tam kesecek başka bir köylü, “ Yahu o kadar da olmaz, ortasından kes de, mahremi görünmesin bari” demiş.

Berber makası kuyruğa ortalamış tam kesecek, yine  bir ses, olmaz ucundan püskülleri kes, bir süre sinekleri kovalayamasın, bu ceza ona yeter”.

Ucundandı,  ortasındandı, dibindendi derken bir tartışma başlamış ki sormayın! Tartışma köy imanının sabah ezanı sesi ile tartışma son bulmuş, Neyse, sabah namazını kılıp gelelim öyle keseriz eşeğin kuyruğunu. Eşek, kuyruğunun kesilmesi fikrini ortay atan köylüye okkalı çifte atmış kıçının üstüne oturtmuş. Köylü eşeği köy meydanında bir ağaca bağlayıp camiye yönelince eşek Allah tarafından dile gelmiş, “ Beni çözün gideyim siz benim kuyruğumu kesmezsiniz” demiş…

Bilgisi olmadan fikir sahibi olanlarla bir işe başlamak ve karar vermekte aynı… Bir neticeye varılmaz.

Bir gün  İstanbul’a gidiyorum. Havayolu şirketinin önünde en az 200 kişilik kuyruk. Valizim olmadığı ve koltuk numaranı önceden aldığım için acelem yok…

Vatandaşlarımızı gözlemliyorum. Güzel, garip, heyecanlı, korkulu, bir telaşlı insanlar…

Kimisi yükü fazla gelirse fazla kiloları yükü az olana verme derdinde, kimisi el bagajı niyetine eline aldığı orta hallice valizin kabin bagajı olduğuna kimsenin inanmayacağını bildiği halde kendini inandırma çabası…

Bu yazıda heba etmeyeceğim,  20 kilo bagaj hakkı ile nasıl 69 kilo yükü ekstra para ödemeden  uçağa aldırma kurnazlığı…

Tanıdık birkaç insanla selamlaştık, beni uzun kuyruğun ortalarında almayı teklif ettiler. Diğer insanların hakkına girmiş olurum, zaten acelem yok, bekliyorum dedim..

Kuyruktan uzaklaşıp, muziplik olsun diye;  sırada bekleyenlerin çoğunun duyacağı şekilde ”Başkan!” diye selendim.

Kadın, erkek kim varsa hepsi bana doğru döndü sanki kendilerine seslenmişim gibi. “ Yahu, hepiniz mi başkansınız”  dedim. Bir iki sinirli surat haricinde herkes tebessüm etti. O iki sinirli surattan biri başladı fi tarihinde bilmem nere derneğini kurduğunu ve uzun yıllar başkanlık yaptığını anlatmaya…

Sanırsınız ki, “ Dünya 5’ten büyüktür” diyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan…

Öteki sinirli surat, sanırsınız ki, İmamoğlu hapisten çıksın diye miting düzenleyen Özgür Özel…

Kısaca beni dövecekler sandım…

Biliyoruz sen şu gazetecisin. Tuhaf soy adı olan dediler.   Uçağa binince etrafımdakilere sordum, hepsi de bir zamanlar bir dernekte başkanlık, yönetim kurulunda  görev aldıkları için kendilerine “ Başkan” denildiğini söyledi.

Normaldir Hollanda’da sayıları 2 bine yaklaşan, dernek vakıf, federasyon olduğu söyleniyor. 2 bini 10’la çapsan mevcut 20 bin başkan eder. 60 yıllık süreçte geriye dönük Başkan ve yönetim kurulu üyeliği yapmış kendisine başkan denilen 60 bin kişinin olması gayet normal…

Şansa bakar mısınız, iki sinirli suratla aynı üçlü koltuktayız. Allahtan ben cam kenarında yoksa ara sopası yerdim. Yol boyunca, ( hava yolu tabiki ) birisi Hollandayı, öteki Türkiye’yi gömdü, birisi Hollanda’yı göklere çıkardı öteki Türkiyey’yi… Arasıra benden destek almak için bana soru sordular, ikisine de haklısın dedim, Hoca Nasrettin fıkrası gibi…

Sonra Hollanda’da yaptıkları kendilerine göre onlardan başka kimsenin yapamayacağı işleri anlattılar bribirlerine. Duyan olsa, bunları yaşadıkları şehrin belediye başkanı sanırdı…

Uçağımız kazasız belasız, gürültüsüz kavgasız Sabiha Gökçen Havalimanı’na teker koydu. Uçağın piste teker koyması tüpe yanışıp kapıların açılmasına kadar geçen süredeki telaşı anltamama gerek yok, en az üç kez kimsenin yerinden kalkmaması için anos edildi. Kimin umurunda olduysa. Koridor tarafında oturup da kalkmayan kalmadı. Sanki hostes hanmım, sadece ortada ve cam kıyısında oturanlar kalmasın demiş gibi.

İndi pasaport kontrolü için sıraya girdik bu kez de. Kontrol noktasına kadar olan bölümü bilirisiniz. Sıra karışmasın diye metal korkulukların içinde en az 20 tur atılır.

Sinirli suratlar celallendi: Bu nedur  yahu, dön Allah dönelum… “ dedi. Pasaport Tavafidur  başkanım, dedim. Sinirli suratlarda bir tebessüm belirtisi oldu. İlerideki sakallı amca her halde tek başkan olmayan, “ Tavaf Mekke’de olur, benzetecek başka şey bulamadın mı” dedi. Cevap verirdim ama bilgisi olmadan fikri olanlardan biri olduğunu zannettiği  için, “ Tavaf”  kelimesini kutsal bir kelime olarak kabul ettiği  belliydi.   

   Pasaport tavafından geçip kontrol noktasında pasaportlarını polise uzatan vatandaşların yüz ifadesi, birden nasıl değişiyor, sevimli bir hal alıyordu. Tam Cem Yılmaz’ın anlattığı türden.  Geçtik, valizim olmamasına rağmen  Schipol’daki sırada iki sinirli suratın biri sağımda biri solumda olacak şekilde aralarına girdim. Daha bizim uçağın valizleri çıkmaya başlamadı dedi, Özgür Özer kılıklı olanı. Öteki Çok şükür sağ salim indik ya gelir inşallah diye cevap verdi. Çok şükür dedim, muhannete maydanoz olmak için. Oldum da.  Yukarıdaki eşek hikayesini anlattım. Gazeteci misin demiştiniz ya, gazetecilik kim ben kim,  ben  olsam olsam  anlattığım öyküdeki köyün eşeği olurum, dedim. İkisi bir ağızdan  Estağfirullah dedi.

Yahu biz seni yazılarından dolayı, sinirli saldırgan biri sanıyorduk amma komik adamışsın dediler.

Bu güzel sözler üzerine ben de eşeklik etmeden, Çok teşekkür ederim başkanlarım, iyi tatiller olsun dedim…  İkisi sinirli suratın yüzlerinde güller açarak ayrıldık…

Yavuz Nufel.

Bir yolculuk hikayesi…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!